Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Çevremizdeki Eko Sistem ler nelerdir ÇEVREMİZDEKİ EKO SİSTEMLER Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalına ekoloji denir. Canlıların karşılıklı madde alışverişi yapabildikleri her

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Çevremizdeki Eko Sistemler Nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    Çevremizdeki Eko Sistemler nelerdir


    ÇEVREMİZDEKİ EKO SİSTEMLER



    Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalına ekoloji denir. Canlıların karşılıklı madde alışverişi yapabildikleri her hangi bir ortam, ekosistemdir. Diğer bir değişle herhangi bir ortamdaki, canlı ve cansız varlıkların birlikte oluşturdukları bütünlüğü, ekosistem denir. DENGENİN KORUNMASI Doğanın yapısında mükemmel şekilde işleyen bir denge vardır. Bu dengenin bozulmasından, tüm canlı ve cansızlar etkilenirler. Doğada iki canlı türü vardır. Bunlar üreticiler ve tüketicilerdir. BESLENME DÖNGÜLERİ Bir eko sistem ortasında üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar bir arada yaşarlar. Birinin varlığı, diğerine bağlıdır. Bütün canlılar yaşamak için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Enerjilerini besin maddelerinden sağlarlar. Yeşil bitkiler, yapraklarındaki klorofil sayesinde fotosentez ile besin oluştururlar. Karbondioksit + su + güneş ışığı klorofil =besin + oksijen Fotosentez olayı, yeşil bitkilerin, yaprakları yardımıyla karbondioksit gazını, kökleri ile topraktan suyu alarak, klorofil yardımıyla, besin ve oksijen yapmalarıdır. Fotosentez sırasında besinin bir kısmını kedileri için kullanırlar. Diğer kısmını da tüketiciler kullanır. Böylece, iki canlı gurubu da gereksinim duyduğu enerjiyi alır. Bir takım bakteri türleri, ayrıştırıcı organizmalardır. Bunlar ekosistemin en önemli öğelerindendir. Ayrıştırıcılar, topraktaki ölü bitki ve hayvan kalıntılarını ve sindirilmemiş organik atıkları parçalarlar. MADDE DÖNGÜSÜ SU DÖNGÜSÜ Canlılar, yaşamlarını sürdürebilmeleri için suya ihtiyaç duyarlar. Vücudumuzun 1/3’ü kanımızın %90’ı sudan oluşur. İnsan vücudundaki suyun %20’si kaybedildiğinde, canlı yaşamı tehlikeye girer. Besin maddelerinin sindirilmesi, çözülmesi ve bu maddelerin vücut içinde taşınması, su sayesinde olur. Fotosentez olayının gerçekleşebilmesi için de su gereklidir. Bulutlar, su buharı kütleleridir. Bulutlar, rüzgarın etkisi ile sürüklenerek, soğuk hava katmanına rastlarlar. Soğuk hava katmanında yoğunlaşırlar. Yoğunlaşan bulutlar, yağış şeklinde yeryüzüne düşerler. Yağış olarak düşen suların bir bölümü, toprak tarafından emilir. Bir bölümü ise buharlaşarak gök yüzüne yükselir. Akarsular, yer altı kaynak sularının yeryüzüne çıkması ile oluşur. Bu akarsular, deniz ve göllere sularını döker. Deniz ve göllerdeki sular buharlaşır, aynı olaylar tekrar eder. Böylece dünyadaki su dengesi korunur. Buna suyun doğadaki döngüsü denir. KARBON DÖNGÜSÜ Canlıların temel yapısını oluşturan karbon kaynağı, atmosferde ve sularda çözünmüş olan co2 (karbondioksit) gazıdır. Fotosentez yapan yeşil bitkiler, havadan co2 alılar. Oksijen açığa çıkmasıyla, fotosentez yapan bitkilerin yapısında kalan karbon döngüsü sağlanmış olur. Besin + oksijen → co2 + su + enerji OKSİJEN DÖNGÜSÜ Doğadaki oksijenin bir bölümü, atmosferde serbest olarak moleküller (o2 ) halinde bulunur. Bir kısmı ise organik maddelerle, h2o ve co2 gibi inorganik maddelerin yapısında bulunur. Oksijen döngüsünde bitkiler, co2 alıp o2 verirler. Canlılar da o2 alıp co2 verirler. Havanın içindeki oksijen, canlılar tarafından alınarak, solunum olayında kullanılır. Bu olayın sonucunda meydana gelen co2 , atmosfere verilir. Atmosferdeki co2 bitkiler tarafından alınır,fotosentez sonucunda atmosfere o2 verilir. AZOT DÖNGÜSÜ Azot da, canlılar tarafından devirli olarak kullanılan temel maddelerdendir. Azot temel kaynağı, atmosferde %78 oranında bulunan azot gazıdır. Canlıların temel yapı maddesi, protein oluşturur. Azot, proteinlerin, nükleik asitlerin ve vitaminlerin yapısında bulunmaktadır. Bitkiler, azotu gaz olarak kullanamazlar. Azot, nitrit bakterileri tarafından nitrite, nitrat bakterileri tarafından nitrata dönüştürülür. Havadaki azot, baklagillerin köklerinde bulunan azot bağlayan bakteriler tarafından alınarak, azotlu bileşiklere dönüştürülür. Bu azotlu bileşikler, topraktaki su sayesinde çözünerek, kök yoluyla bitkilere geçer. Bitkiler, bu azotu besin maddesine dönüştürürler.


    Oksijen, %1 oranında karbondioksit ve diğer gazlar bulunmaktadır. Bu gazların yüzyıllar boyunca aynı miktarlarda atmosferde bulunmasının nedeni nedir?Bunun nedeni biyolojik sistemin bir parçası olan madde döngüleridir. Bir yaşama birliğinin sürekliliği, bu birlik içindeki maddelerin canlı ve cansız ortam arasında yer değiştirmesine ve korunmasına bağlıdır.Buna madde döngüsü denir. Bir döngünün gerçekleşebilmesi ve devam etmesi için enerjiye ihtiyaç vardır.Bu enerji yapay olarak yapılabildiği gibi Güneş gibi doğal da olabilir.Birçok madde döngüsü bitkilerin Güneşten aldığı enerji sayesinde gerçekleşir. Bütün yeşil bitkiler güneş enerjisi yardımıyla CO2 ve H2O dan yararlanarak insanların ve hayvanların besin maddelerini ve oksijeni tüketir.Doğada başlıca su,azot,karbon,oksijen ve fosfor gibi maddeler devirli olarak kullanılır. Karbon Döngüsü Doğada su döngüsü hariç hiçbir mekanizma karbonun hava,toprak ve su arasında dolaşımı kadar yaşamsal önem taşımaz. Saf karbonun elmas,grafit,amorf karbon (kömür ve is karası vb.) ve fulleren olmak üzere bilinen dört türü vardır.A****llerin çoğuyla birleşebildiği için tüm organik bileşiklerin temelini oluşturur. Yeryüzündeki bitki örtüsü büyüme için yılda 60 milyar ton karbon kullanır ve bu süreçte de oksijen üretir. Süregiten bitki solunumu ve organik madde çürümesi olmasa, atmosferdeki karbon bu kullanıma bağlı olarak tükenirdi. Karbon döngüsü bu karmaşık mekanizmasıyla Dünya üzerinde yaşamın sürmesini sağlar. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi karbon döngüsü kara,hava ve su olmak üzere 3 ana depo ve aralarındaki bağlantılardan oluşur.Bitkiler fotosentezle CO2 yi atmosferden alıp organik bileşiklere dönüştürürler. Bitkiler atmosferle yılda 120 milyar ton karbon alışverişinde bulunurlar. Okyanuslarda ise bu rakam 107 milyar tondur. Karbon, “solunum” diye adlandırılan süreç, fosil yakıtların yanması ve yanardağ patlamalarıyla yerkürenin derinliklerindeki kayalardan atmosfere geçer. Bunun büyük bir kısmı okyanuslarda çözülür.Karbon döngüsü ayrıca kara, atmosfer ve bitki ekosistemleri aracılığıyla da gerçekleşir. Sudaki besin zincirindeki karbon organizma kabuklarıyla birleşir. Kabuklu organizmalar öldüklerinde dibe çökerler. Derinlere çöke karbon, tektonik hareketlerle yüzeye taşınana dek milyonlarca yıl orada gömülü kalırlar ve yavaş yavaş kullandığımız gaz, petrol ve kömür depolarına dönüşür. Yakılan fosil yakıtları da dahil insan etkinlikleri, atmosfere okyanusların emiş kapasitesinin ya da öteki karbon tutucu doğal depolarının alabileceğinden daha fazla karbon salması sera etkisi ve buna bağlı olarak küresel ısınmaya naden olur. Karbon döngüsünü oluşturan çok sayıda sürecin sorunsuz işlemesi, atmosferden büyük miktarlarda alınan ve ormanlar, okyanuslar ile yeraltındaki kömür, doğalgaz ve petrol rezervlerinde depolanan karbona bağlıdır. İnsanlar, başta ormanların yakılması olmak üzere, bu rezervlerdeki karbonu zamanından önce açığa çıkaracak bir dizi eylemle döngünün dengesini bozuyor. Fosil yakıtların kullanılması karbonun açığa çıkmasını hızlandırarak atmosferi küresel iklimi etkileyecek ölçüde karbon dioksite boğmuş durumda. Sera Etkisi Dünya’nın ısıyı tutacak bir atmosferi olmasa, canlıların büyük bir bölümü soğuktan ölürdü. Su buharı, CO2, ****n ve diğer bazı gazlar, aynen bir sera camı gibi güneş ısısının yeterli bir bölümünü yeniden yüzeye yayarak yeryüzü sıcaklığını ortalama 14 °C’ de tutuyor. Bu doğal ısınma, CO2’in sanayi devriminden beri yüzde 30 artmasıyla zarar gördü. Geçtiğimiz yüzyılda yeryüzü sıcaklığı yaklaşık yarım derece artarak fırtınaların sertleşmesine ve deniz seviyesinin yükselmesine neden oldu. Bilim insanları, sera gazı düzeylerinin artmasıyla sıcaklığın giderek yükselip daha da zararlı iklim değişikliklerine yol açacağı konusunda endişeli. Oksijen Döngüsü Oksijen yer atmosferinin ağırlıkça %23’ünü ,deniz suyunun %85,82



    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Çevremizdeki Meslekler Nelerdir
  3. Çevremizdeki Kirliliğin Sebepleri Nelerdir
  4. Çevremizdeki güzel sanatlar nelerdir
  5. Çevremizdeki Taşıtlar Nelerdir
  6. Çevremizdeki Çalgılar Nelerdir
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    DOĞADAKİ MADDE DÖNGÜSÜ KARBON AZOT DÖNGÜSÜAZOT DÖNGÜSÜ

    Biyosfer yer kabuğunu saran atmosferin ince bir tabakasıdır.Azot bileşikleri bu ince kabuk içinde birbirine dönüşür.Bu işlemlere azot çevrimi denir.Azot çevrimi yaşamın sürekliliğini sağlayan bir doğa olayıdır.Bu çevrimde azot bileşikleri sürekli olarak topraktan canlılara ve sonra tekrar toprağa geri dönerler.Ancak bir miktar azot atmosfere gider ve tekrar geri alınır. Önce azot bileşiklerinin toprakla yaşayan varlıklar arasındaki değişimini ele alalım.Toprak ekseri nitrat bileşikleri içerir.Bu bileşikler ya inorganik olarak amonyak bileşiklerinden veya organik olarak ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarından oluşan humus adı verilen maddelerden toprağa karışır.Topraktaki bu nitrat bileşikleri bitki ve hayvanlardaki bütün proteinlerin kaynağını oluşturur.Bitkiler nitratlı bileşikleri gıda olarak kullanır ve onları amino asit ve proteinlere dönüştürürler.Azot bileşikleri eksik olan topraklarda bitkiler gelişemez.Azotça fakir topraklarda büyüyen bitkiler,azotça zengin topraklarda büyüyen bitkilere göre daha az verim ve proteine sahiptirler. Bitkiler ölünce taşıdıkları protein ya doğrundan toprağa veya hayvanlara geçer.Proteinler hayvanların büyüme ve gelişmesi için de çok gereklidir.Vücudumuzun temel işlemleri için vitaminlerin, proteinlerin , hormon ve enzimlerin alınması gerektiğinden , yeterli azotlu gıdalar yemeyen kişilerde beslenme bozuklukları görülür. Bitkilerde olduğu gibi hayvanlar ölünce de taşıdıkları azot bileşikleri toprağa sürekli olarak ancak genellikle artık şeklinde geri döner. Hayvan dışkı ve artıkları yüksek oranda nitratlı bileşikler içerir. Örneğin gübre üzerinde oluşan beyaz benekler potasyum nitrattır.İngiltere’de, Elizabeth döneminde işçilerin gübrelerin bir kısmının barut yapımı için hükümete vermeleri bir yurtseverlik görevi idi. Azot sadece toprak ve canlılar arasında dolaşmaz,bu arada bir kısım azot atmosfere karışır.Daha sonra bu azotun bir kısmı ışık etkisi ile amonyağa dönüşür ve yağmurla beraber toprağa düşer.Topraktaki bazı bakteriler azotu doğrudan diatomik azota dönüştürürken bir kısmı da havadan azot alarak azot bileşikleri yaparlar.Örneğin fasulye ve yerfıstığı gibi baklagillerin köklerinde yaşayan Rhizobia bakterisi bitkilerden karbonhidratları alır ve bunları yeni azot bileşiklerine çevirir.Rhizobia ile baklagiller arasındaki ilişki bir ortak yaşama şeklidir. (Bitki ve bakteri arasında karşılıklı faydaya dayanan bir yaşam şekli.).Bakteriler tarafından üretilen azot bileşikleri bitkiler tarafından alınarak proteinlere çevrilir, yan ürün olarak daha fazla karbonhidrat üretilir.Sonuç olarak Rhizobia ve baklagiller birbiri olmadan yaşayamaz. Suda biraz daha değişik azot çevrimi oluşur.Balıklar kendi artıkları ile beraber azot bileşiklerini suya bırakırlar , sudaki bakteriler bu artıkları nitrat bileşiklerine çevirirler.Sonra sudaki yosun gibi bitkiler nitratları besin olarak alırlar.Yosunlar besin olarak balıklar tarafından yenir ve çevrim yeniden başlar.Sudaki azot çevrimi ile topraktaki çevrim arasındaki en belirgin farklılık , topraktaki çevrimin bir humus kademesinde geçmesidir.Ancak , organik atıkların deniz veya gölün dibine çökmesi bir humus tabakası oluşabilir.Dolayısıyla sualtı hayvanları bu kaynaktan beslenebilir. Azot çevrimi bazen tam olarak oluşmaz.Örneğin;tarımda toprağın azot içeriği azalabilir.Sonuçta daha düşük verim ve daha zayıf bir ürün alınır.Azot eksikliği bir dereceye kadar toprağa gübre ilavesiyle veya ekimden önce baklagil tohumları Rhizobia bakterisi aşılamakla giderilebilir.Ancak bu yöntemler toprakta bulunması gereken azot gereksinimini karşılamak için yetersizdir.Ancak nöbetleşe ekimle karşılanabilir.Otomobil ve uçak motorları egsoz gazları ile çevreye azotdioksit gibi bazı azot bileşikleri yayarlar.Bu bileşikler atmosferde kalmaya eğilimlidirler ve oldukça zehirlidirler.Suya her gün lağım suyu karışması da azot çevrimini etkiler.

    AZOT VE KARBON DÖNGÜSÜ Görünüşte canlı maddenin görünüşüne ortalama %5 gibi çok küçük bir oranda katılmasına karşılık azot, canlı madde açısından son derece önemlidir. Atmosfer ve okyanuslarla birlikte yer kabuğu var olan azotun ancak %0,03’ ünü taşır. Geri kalanıysa yaşamın temel taşları olan protein moleküllerinde bulunur. AZOT DÖNGÜSÜ Azot döngüsü terimi azot elementinin biyokimyasal dolaşımını belirtmek için kullanılır. Azot kimyasal tepkimeye girme etkisi düşük bir elementtir. Bu yüzden çok az canlı organizma tarafından değerlendirilebilir yada “bağlanabilir”. Mavi – Yeşil su yosunları ile bazı bakteri türlerinin içeren söz konusu organizmalarda amonyağa (NH3) dönüşen azot, aminositlerin, proteinlerin, nükleer asitlerin ve azot içeren öbür bileşenlerin yapımında kullanılır. Azotu değerlendiren bakterilerden Rhizobium bakterileri bezelye, fasulye gibi baklagillerin ve yoncaların köküne yerleşirler. Azot, fırtınalı havalarda yıldırımın etkisiyle yükseltgenir ve oluşan azot oksit (NO) ile azot dioksit (NO2) yağmur suyunda çözündükten sonra toprağa karışarak nitratlar oluştururlar. Bütün bitkiler topraktaki amonyağı alarak, bunlardan gerekli azotlu bileşiklerin bir bölümü yaprak, tohum ve meyvelerin dökülmesiyle yok olup gider; ama çoğu;bitki ölünceye kadar içinde kalır. Hayvanlarsa doğrudan yada dolaylı olarak bitkilerden aldıkları azotlu bileşikleri değerlendirip, fazlasını dışkı yada sidikle atarlar. Atılan artıkların ve bütün ölü organizmaların amonyağı nitratlara dönüştüren bakteriler tarafından ayrıştırılmasından sonra, nitratlar toprağa döner. Sulu topraklarda yaşayan bazı bakteriler, nitratları parçalayarak, solunum için gerekli oksijeni alırlarken, açığa çıkan azotun atmosfere karışmasıyla döngü tamamlanır. Modern tarım yöntemlerinde toprağa eklenen ve büyük bölümü toprağa karışan nitratlı gübreler, doğadaki bu dengeyi bozmaktadır. Örnek bir azot döngüsü sistemi AZOT KİMYASI NE DEMEKTİR? Havada oksijen 1/5 oranına karşılık 4/5 oranında bulunan azot, kimyasal açıdan yansız bir gazdır. Bu yansızlık nedeniyle, tepkimeye girme gücü vardır. Ama sıcaklık 400 C’a yada daha yukarı yükseldiğin- de, çeşitli tepkimelere girer. Sözgelimi, hidrojenle birleşerek kesin kokusuyla tanınan amonyağı verir. Bu tepkime, kimya sanayisinde çok önemlidir. Ayrıca, elektrik kıvılcımları etkisi altında oksijenle birleşebilir ve azotmonoksiti (2NO) verir. Özellikle şimşekler, azotmonoksit oluşumuna yol açar. Azot molekülleri daha küçük taneciklerden, yani atomlardan oluşur. Her azot molekülünde iki azot vardır ve bu atomlar birbirine çok sıkı bağlıdır. Bu nedenle, azot molekülü N2’yle gösterilir: burada N bir azot atomunu belirtir. Azotu tepkimeye sokmak için, önce iki N atomu arasındaki çekimi zayıflatmak ge- rekir; bu da, bağın güçlü oluşu nedeniyle çok zordur.


    MADDE DÖNGÜSÜ Yaşama birliklerinde ve onun büyütülmüşü olan tabiatta canlılı- ğın aksamadan devam edebilmesi için bazı önemli maddelerin kul- lanılan kadar da üretilmesi gerekmektedir.Doğada ekolojik önemi olan bu maddeler canlılar ve çevreleri arasında alınıp verilir.Bu maddeler güneş enerjisi yardımıyla belirli yörüngeleri izleyerek do- laşımlarını tamamlarlar.Maddelerin ekosistemdeki bu dolaşımına madde döngüsü denir.Tüm maddeler döngü yoluyla sürekli olarak canlılar tarafından yeniden kullanılır. Canlılar için gerekli olup,devredilmesi gereken maddelerin en önemlileri;oksijen,su,azot,karbon,fosfor ve kükürttür. Bu madde döngülerindeki en önemli rolü saprofitler ve kemosentetik bakteriler üstlenmektedir. Çünkü bunlar doğada her an toprağa düşen organik artıkları ve cesetleri ayrıştırarak inorganik maddelere dönüştürürler.Daha sonra bu yollarla serbest kalan inorganik maddeler yeniden fotosentez ve kemosentez yoluyla kullanılır hale getirilir.Fotosentez ve kemosentez olaylarıyla tekrar inorganik maddeler organik maddelere dönüştürülür. Bu organik artıklar yaprak,odun,kaya parçaları ve hayvan leşleri olabilir. Doğada hiçbir zaman madde kaybı söz konusu değildir. KARBON DÖNGÜSÜ Canlı yapısının en önemli elementlerinden birisi karbondur.Bütün organik bileşiklerin temel yapı elemanıdır.Bunun için canlı organiz- malar karbonlu bileşikleri kullanmak zorundadırlar. Karbon doğada hem mineral biçiminde (kömür,elmas,gaz halinde ya da suda çözünmüş durumda karbondioksit olarak) hem de orga- nik biçimde (canlı varlıklarca oluşturulan moleküllerde) bulunur. Yeşil bitkiler güneşten gelen ışık ve doğadan absorbe ettikleri su ve karbondioksit molekülleri ile organik maddeleri sentezlerler.Bazı bakteriler ise besini kemosentez yoluyla üretirler.Bitki ve bazı bak- terilerin sentezlediği organik maddeler arasında karbonhidrat önemli bir yer tutar.Karbonhidratları ve türevlerini,saprofit bakteriler absorbe ederek ve hayvanlar besin olarak tüketerek solunumda kullanmaları sonucu atmosfere serbest karbondioksit bırakırlar. Gerek hayvanların gerekse mikroorganizmaların ölümleri sonucunda, toprakta ayrışmaya başlayan vücut yapıları, ****n bakterileri tarafından ayrıştırılarak CO ye dönüştürülür ve atmosfere serbest olarak bırakılır.Şemada görüldüğü gibi CO , ışık ve su varlığında tekrar bitkiler tarafından fotosentez reaksiyonlarında kullanılır. Bunun dışında bitki ve hayvan ölüleri, toprağın çok derinlerinde, yüksek basınç ve sıcaklık etkisi altında petrol ve kömür gibi yapılara dönüşebilirler.Petrol ve kömür, insanlar tarafından enerji ihtiyaçları için kullanılırken yine açığa karbondioksit (CO ) ve karbonmonoksit (CO) gazları çıkar. AZOT DÖNGÜSÜ Tek hücreli olsun çok hücreli olsun doğadaki tüm canlılar, yapılarına aldıkları besin maddeleri ile amino asit ve bu amino asitlerden de protein sentez ederler.Protein sentezi için gereken ana elementler ise karbondan sonra azottur.Azot gerek proteinlerin gerekse DNA nın moleküler yapısı için gerekli olan çok önemli bir elementtir.Canlılar bunun için azotu kullanmak zorundadırlar. Atmosferde %78 gibi yüksek bir oranda azot vardır.Fakat çoğu canlı atmosferdeki serbest azotu doğrudan kullanamaz.Azotun önce bakteriler,su yosunları ve bazı likenler tarafından başka elementler-le birleştirilerek nitratlara dönüştürülmesi gerekir. Havadaki azot gazı,topraktaki azot tutucu bakteriler tarafından nitratlara dönüştürülür.Bitkiler büyümeleri için gerekli azotu sağlamak için nitratları soğururlar.Hayvanlar bu bitkilerle beslenirler.Bakteri ve mantarlar,ölü bitki ve hayvanları toprağa amonyum bileşikleri yayarak çürütürler.Nitrat tutan bakteriler bu amonyum bileşiklerini, daha sonra bitkilerde kullanmak için nitrata dönüşen,nitrite dönüştürürler.





  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri