Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Lüfer Balığı -------------------------------------------------------------------------------- TANIYALIM Lüfer Türkiye denizlerinin incisi , boğazların efendisidir , dense yanlış olmaz. İstanbul amatör balıkçılığında en önemli yeri tutar , hatta edebiyatta
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 5      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Lüfer Balığı, Lüfer Balığı nasıl avlanır

    Sponsorlu Bağlantılar




    Lüfer Balığı

    --------------------------------------------------------------------------------

    TANIYALIM
    Lüfer Türkiye denizlerinin incisi, boğazların efendisidir, dense yanlış olmaz. İstanbul amatör balıkçılığında en önemli yeri tutar, hatta edebiyatta da yerini almıştır; öyle ki eski İstanbul zenginleri sırf lüfer yakalamak için gümüş zokalar dökerlermiş. Şimdi zokaları civalayıp durumu kurtarıyoruz ama lüfere olan ilgide bir azalma olmamış, azalan lüferin sayısı olmuştur. Biz sadece lüfer derken yabancı dillerde bluefish, choppers,skipjack, anchova ve lufar gibi adlarla geçer. Yurdumuzda ki tüm denizlerde ve dünya denizlerinin çoğunda bulunur. Pasifik'te sayısı azdır, pek çok bölgesinde bulunmaz. Sırt yüzgeci çifttir ilki kısa ve küçüktür 8 - 9 yumuşak ışınsal dikenden oıluşur. Diğeri uzun ve yüksektir 23 - 28 yumuşak ışınsal dikenden oluşur, Anüs yüzgeci de ikinci sırt yüzgeci gibidir. Tüm yüzgeçlerinin renkleri çoğunlukla sarımtraktır. Kuyruk yüzgeci gayet iyi gelişmiştir. Vücudu torpil şeklinde olmayıp yanlardan hafif basıktır. Pulları ufaktır, balık irileştikçe vücuduna daha fazla işler. Başında pul yoktur fakat solungaç kapakları pulludur. Başı ve gözleri iridir, gözlerinin önünde iki kuçük burun deliği bulunur. Sırtı ve yanları yeşil - gri, karnı gümüşi beyazdır, tüm renklerinde tuhaf bir grilik vardır. Çenesi kuvvetli, çenelerindeki tek sıra dişler çok keskindir. Oltadaki yemi ısırıp koparırken bile sadece bir tıkırtı hissedilir; oltadan çıkartırken elinizi ağzına sokarsanız veya dikkatsiz davranırsanız ciddi şekilde ısırıp yaralayabilir. Alt çene hafifçe üsttekinden uzundur, damağında da dişler bulunur. Başta istavrit, izmarit, zargana, kolyoz, uskumru, hamsi, gümüş, camuka, ilarya gibi balıklar olmak üzere küçük balıkları yiyerek beslenir bu arada kendi türünün küçüklerini de yer, yani yamyamdır. Önüne gelen her balığa saldırır. Beslenma sırasında ve genel yaşamında çok vahşidir yemeyecek olsa da öldürür. Genel olarak her lüfer bir günde kendi ağırlığının iki katı kadar balık öldürür. Bu rekoru onu denizlerde yaşayan en yırtıcı balık yapar. Korkusuz balıktır denebilir, bu oltaya vururken çekinmeden yemi koparıp yemesinden de anlaşılır, bu nedenle lüferin vuruşu oltada gayet hafif hatta tıkırtı şeklinde hissedilir. Kendi boyunda hatta daha büyük balıklara da saldırır; palamut da önünde tutunamaz. Sularımızda en büyük düşmanı yunustur. Yunuslar lüfer sürülerini takip eder, kıstırısa sararak yer, bazen onların peşinden sığlıklara da girerler, ancak lüfer sürüsü çok kalabalıksa fazla kayıp vermeden, sürünün yunusu püskürttüğü bilinmektedir. İpekli takıma yakalanmış bir zarganadan lüfer saldırısından sonra kalan!
    Tam bir göçmen balıktır. Dünyada yaşadığı tüm bölgelerde kışları daha ılıman sularda geçirmek üzere göç ederler. Yurdumuzda Mayıs ayında Marmara ve boğazlarda kalan lüferler beslenmek, üremek ve yazı geçirmek üzere kanalı takiben Karadenize çıkarlar. Bu çıkış oldukça hızlı olur Haziranın ilk haftasına kadar tamamlanır. Bu dönemde yakalanan balık pek yağsızdır. Çıkış sırasında Marmara ve boğazlarda muhtelif yerlerde ve Karadeniz' de yumurta dökerler. Bir dişi 60,000 ile 80,000 arası yumurta dökebilir. Yumurtaları 1 - 1,2 mm çapında pelajiktir; 20 derece su sıcaklığında iki günde açılır. Su sıcaklığı düşükse süre uzar. Yazı Karadenizde beslenerek geçiren lüferler havaların soğuması ile Ağustos ayının ortaları itibarı ile yine kanalı takip ederek (ama bu defa akıntıya karşı) inişe geçerler. İlk gelenler küçük boyda lüferlerdir bunlara koruk lüferi denir. İlk inen bazı sürüler İstanbul boğazı ve çevresinde yerleşerek bir süre yemlenir bunlara otlak lüferi de denir. Eylül ayı ile birlikte tam boy lüfer ve ay ortasından itibaren de kofana boğaza girer. En son çinekop gelir. Bunun nedeni iniş için Karadeniz'in boğaz girişinde toplanmış olan kofana ve lüferlere yem olma korkusudur. Boğazlar ve Marmaranın hemen hemen her yerine yayılan lüfer sürüleri yolu üstündeki tüm taşlık kırmalık meraları yoklayarak av arar ve beslenir. Bu yem aramalar sırasında bazen bir kaç metrelik sığlıklara kadar da sokulurlar. Bir kısım sürüler havaların kış başında lodoslarla ılıman gitmesi sonucu boğazda kanalda kışı geçirmek üzere kalır. Ancak Şubat sonu Mart ayı başında Güneydoğu'dan esen rüzgarlarla Karadeniz'den gelen soğuk üst akıntının kanal suyuna karışması ile kırgına uğrarlar. Lüferler daima sürü olarak gezerler. Bazı sürüler Çanakkale boğazından Ege'ye açılırlar. Ağustosta başlayan iniş Aralık sonu hatta Ocak ortalarına kadar sürer, bu sırada yağlı ve son derece lezzetli olan lüferler amatör ve profesyonel balıkçılara bolca av verirler. İşte edebiyete giren, İstanbul yaşamında yer etmiş lüfer avları bu dönemdedir. Bu dönemde Osmanlı sultanları lüfer avına çıkar, gümüş zokalar dökülür, en iyi zoka dökenin zokaları kapışılırmış; Ahmet Rasim'in romanlarında İstanbul'un güzelliğinin bir parçasıdır lüfer.

    Ne yazık ki aşırı ve bilinçsiz avlanma, deniz kirliliği bu çoşkuyu yok etmiştir. Şimdi bu kadar lüfer yok, tabii o coşku da. İstanbul' un da eski güzelliği kalmayınca lüfer de çekti elini ayağını.
    Ege ve Akdeniz'de yakalanan lüfer Karadeniz ve Marmara'da yakalanana göre daha lezzetsizdir. Bu balık Marmara'da tükendiğinde demek ki balık soframız dünyaca ünlü bir lezzetini daha kaybedecektir.


    Lüfer ülkemizde yaşına ve boyuna göre çeşitli isimlerle anılır. Bu isimler alttaki tablodaki gibidir.
    İsmi



    Adet / Ağırlığı
    Boyu (cm)






    Defne yaprağı20+ / 1 Kg.10 cm kadarÇinekop16 - 18 / 1 Kg.11 - 13 cm.Kaba çinekop13 - 15 / 1 Kg.14 - 18 cm.Sarıkanat9 - 12 / 1 Kg.17 - 20 cm.Lüfer3 - 8 / 1 Kg.21 - 28 cm.Kofano1 - 2 / 1 Kg.32 - 50 cm.Sırtıkara1 / 2 Kg.+ 50 cm ve fazla

    Akdeniz ve Ege'ye mahsus bir balık olan Akya'nın (Lichia amia) lüferle hiç bir akrabalığı yoktur ama özellikle İstanbul'da balıkçı esnafı bilerek veya bilmeyerek lüfer meraklısı İstanbullulara akyayı lüferin büyüğü olarak tanıtıp satmaktadır. Buna kanmayın aradığınız lezzeti bulamazsınız.
    Ortalama ömrü 9 - 10 yıl kadar tahmin edilmektedir. Sularımızda çok nadir görülmekle beraber 120 cm. boya ve 14 kilo ağırlığa ulaştığı sanılmaktadır. Yakalanan ve rapor edilen en büyük lüfer 11,5 kilodur. İşte bu balığın önünde durabilen balık pek yoktur. Bu rekor boydakiler daha çok Atlantik okyanusunda görülmektedir, nadiren Ege ve Akdeniz'de de rastlanır. Yukarıdaki resim zıpkınla vurulmuş 9,07 kilo ağırlığında bir lüfere aittir, (Kofana veya sırtıkara demek daha doğru). Brezilya'da 1998 yılında vurulan bu balık, zıpkınla vurulan en büyük lüfer olarak hala rekor balıktır. Oltayla yakalanan en büyük lüferin ise 11,5 kilo olduğunu zaten belirtmiştik. Darısı başımıza.
    NERELERDE BULUNUR
    Lüfer İstanbul Boğazı, İstanbul ve Marmara içinde pek çok yerde yakalanabilmektedir. Gezici balık olduğundan şurada bulunur, burada daha çoktur demek pek mümkün olmasa da yakalandığı bazı yerler şöyle sayılabilir. Anadolu ve Rumeli fenerleri önünden hemen hemen tüm boğaz kıyıları, Beşiktaş, Kabataş arasındaki bölge, Sarayburnu ve Yenikapı hala kıyıdan verimli avlar yapılabilecek yerlerdir. Bundan başka Trakya ve Güney Marmara kıyıları ile Tekirdağ körfezi bol av verir; yalnız bu bölgede daha çok sandaldan avlanmak gerekecektir. Buralardaki taşlık kırmalık meraları yoklayarak yoluna devam eden lüfer ava giderken avlanan avcı olur.
    Açık denizde lüferin tespiti o kadar kolay olmayabilir. Yukarıda toplanmış daireler çizerek uçuşan, çığlıklar atan martılar o civarda yemlenen iri balıkların habercisidir; bu lüfer de olabilir. Balıkların beslendiği o bölgede genelde denizin üzerinde bir yağ lekesi oluşmuştur ve taze kesilmiş kavun veya salatalık gibi kokar. Eğer o an için yem olan küçük balıklar yüzlememişse bile bu işaretler görülebilir. Yem balıklar yüzlediğinde ise sıçramalar, su sıçratmalar en iyi işaretlerdir. Yüzleyen küçük balıklar bu saldırı süresince dibe dalmayacaktır, çünki dibe inmek bir daha hiç çıkmamak anlamına gelebilir. Ama yemlenen bu büyük balık her zaman lüfer olmayabilir tabii. Buna örnek bir klibi, lampuka ve çizgili marlin'in küçük balıklara bnasıl saldırdığını; seyretmek için linki tıklayın.
    İstavrit çaparisinde veya izmarit yemlisinde, yakaladığınız balıkların bazıları yarım çıkıyorsa o bölgenin kerterizini mutlaka alın, gece yemli zokalı takım için iyi bir yer buldunuz demektir.

    AVLAYALIM
    Lüfer avcılığı Yapay Yemlerle ve Doğal Yemlerle avcılık olarak iki gruba ayrılır.
    1.Doğal Yemlerle Avcılık
    a. Zokalı sarkıtma
    b, Uzun olta
    c. Mantarlı dip takımı
    d. Zokalı dip oturtması
    e. Mavrukalı takım
    f. Yemli çapari
    g. Atıp Çekme
    2. Yapay Yemlerle Avcılık
    (Bu sayfanın yükün arttırmamak için ikinci sayfada anlatıldı)
    a. Kaşık ile avcılık
    b. Seğirtme ile avcılık
    c. Yünlüler, yüksükler
    d. Çapari
    e. Çarpma
    1. Doğal Yemlerle Avcılık
    Lüferin doğal yemlerle avcılığı deyince akyamler anlaşılmalıdır. Akyem olmaya müsat hamsi, tirsi, çaça, istavrit, uskumru, kolyoz, izmarit, ilarya, zargana gibi balıklar boylarına göre bütün veya yaprak, sülük kesilmiş olarak lüfer avında kullanılır. İzmarit lüferin en sevdiği yemlerdendir, izmarit yem olarak kullanılacağı zaman pulları temizlenmelidir. Yabancı kaynaklar lüfer için kalamar ve sübyeyi de yem olarak veriyor; bunlar bütün veya kesilmiş olarak sürütme oltalarda kullanılıyor. Daha çok Atlantik okyanusuna ait bu yöntem Akdeniz'de de çalışabilir. Lüfer karides, sülünes,midye gibi yemlere vurmaz.
    a. Zokalı Sarkıtma
    Lüfer avını en klasik yöntemidir, sandaldan genelde geceleri yapılır. İstanbul boğazında, gecenin karanlığında dizilmiş lüfer yakalayan balıkçı sandallarının lüks ışıkları çok güzel bir görüntü oluştur. Bu yöntemle gündüz de sandaldan avlanmak mümkünse de doğrusu gece ışıkla avlanmaktır.
    Neden ışık? Gece lüfer yemlisinde ışık kullanmanın birinci amacı ışığın yakamozu kesmesidir. Genelde yanlış bir inançla karanlıkta olta ipinin görünmeyeceği sanılır ama gerçek tam tersidir, karanlıkta yakamaz alan olta ipi pırıl pırıl parlak görüntü verir. Eskiler lüks lambaları yokken gece yemlisine mehtaplı gecelerde çıkarlarmış, Işık suya inen olta ipinin yakamoz yaparak parlamasını keser görülmemesine yardımcı olur. Ayrıca balıklar da kelebekler gibi ışığa bir ilgi duyarak ışığa yaklaşır sanılmaktadır; buna yem balıklar da dahil olacağından lüfer de onlarla birlikte yaklaşır. Ayrıca ışık sandalın içindeki amatörün rahat çalışmasına da yardımcı olur. Bu amaçla ışığın göz hizasından altta olması gece karanlığında gözlerinizin alınmamasına yardımcı olacaktır. Eskiden pompalı gaz lambaları kullanılırken artık günümüzde küçük LPG tüpleri hem parlak kuvvetli ışığı, hem uzun süre dayanımı, hem de kullanma kolaylığı ile pompalı gaz lambalarınnın yerini almıştır. Lüks lambası sandala denize doğru eğimli olacak, ışığın asıldığı taraftan suya gölge düşürmeyecek şekilde monte edilmelidir. Ahşap teknelerde teknenin postaları arasına sıkıştılıp denize doğru uzatılan bir tahta bu işi görür; ama fiberlerde bu postalar olmadığından amatör uygun bir yolunu bulmak zorundadır. Genelde en uygun yer olarak ıskarmozlar veya ıskarmoz delikleri kullanılmaktadır. Bu avlanma gece yapılacağından tedbirli olmakta yarar vardır. Balığa çıkarken lüks kullanıyorsanız bir kaç adet yedek gömlek, başka ışık kaynağı kullanıyorsanız ona ait yedekleri bulundurmak gerekir, tüpün dolu olmasına dikkat edilir. Bir el feneri, yedek pilleri ve sıkı giyim de gece avlarının olmaz ise olmazlarındandır. Zamanımızda bir cep telefonu, varsa bir GPS her türlü tehlikeye karşı tedbirli olunmasına yardımcı olur; bir miktar su ve yiyecek de fena olmaz. Bu konularda alınacak tedbirler de Temel denizcilik sayfalarında olacaktır.
    Bu şekilde avlanmada 13 - 15 kulaç derinlikli taşlık kırmalık, lüferin daha önce de yemlenmek üzere girdiği bilinen meralar en uygun yerlerdir. Avlanılacak yerin belirlenmesinden sonra tercihen hava kararmadan tespit edilen yere gidilir ve sandal demirlenir. Demirlemede sandalın tonoza alınması gerekir, böylece hem akıntı ve rüzgarla gereksiz yer değiştirmeler önlenir, hem de tonoz ipleri uzun tutularak istenirse ipler üzerinde sandalın ileri geri yer değiştirmesi sağlanır. Tek demirle atmış sandalın rüzgar ve akıntılar ile kaloma üzerinde gezinerek yer değiştirmesi hem balığı ürkütür hem de varsa tav yerini kaybettirir. Tonoz nedir?, tonoza nasıl bağlanır? sorularının cevabını Temel denizcilik sayfasında Demirleme başlığı altında bulacaksınız.


    Yemli zokalı takımı genelde yandaki şekilde düzenlenir. Olta ve beden kalınlıkları balığın iriliğine göre değişir tavsiye edilen kalınlıklar aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Oltanın uzunluğu bu ve diğer tüm lüfer takımlarında 100 metredir. Bu takım el oltası olarak düzenlenir makinalı takım ile çalışılamaz. Ek beden isteğe göre kullanılır ancak takımın gam yapmaması açısından kullanılması faydalıdır. Oltanın ucuna bağlanan fırdöndünün 15 cm. kadar üzerine konan kıstırma özellikle akıntılı sularda bedenin dik durmasına yardımcı olur. Ama kesinlikle zokadan ağır olmamalıdır aksi halde zokadan çabuk batma eğilimine girer ve takımın karışmasına neden olur. Bu kıstırma yakalanan balık çekilirken ele geldiğinde balıkçı kıstırmanın zokaya olam mesafesini bildiğinden balığın ne zaman sudan çıkacağını bilir. Bu avantaj özellikle kofana gibi büyük balıkların avında büyük rol oynar. O nedenle ağırlık amacı ile olmasa bile, işaret amacı ile kıstırma koymakta fayda vardır.
    Balık



    Olta
    Beden
    Çinekop
    035 - 035
    020 - 025
    Lüfer
    035 - 040
    025 - 035
    Kofana
    040 - 050
    035 - 045



    "Yemli takımda en zor iş lüfere yem beğendirmektir" derler eski ustalar. Bugün artık bizlerin bu sorunu yok. Lüferin yemlenebileceği balık türü bir kaç taneye indiğinden onları temin ettin mi iş kolay. Eskiden öyle miydi? İstavrit tak, yemez; gümüş tak, yemez; izmarit, hamsi dene, yemez; meğer o aralar uskumruya dadanmış sizde de uskumru yoksa boş dönersiniz. Şimdi gümüşü, uskumruyu, Marmara hamsisini hatta istavrit ve kolyozu bile lüfer bile doya doya yemlenecek kadar bulamadığından iş daha kolay. Ama yem mutlaka taze olmalıdır, lüferin henüz bu alışkanlığı değişmedi. Mümkünse yem balıklar livarda canlı tutulmalı oltaya takılmadan kısa bir süre önce sudan çıkartılıp öldükten sonra kullanılmalıdır. Hamsi, kıraça, gümüş gibi balıklar genelde zokaya bütün takılır. Ölü olarak takılacak bütün yemlerde sarmısak zoka tercih etmek gerekir, iğnenin de uzun saplı olmasında yarar vardır. Tüm ölü yemin zokaya takılışında en sık rastlanan sorun lüferin bütün yemin sarkan kısmını kesip alması iğneye takılmamasıdır. Bunun önüne geçmek için hırsız denen ikinci bir iğne takıma ilave edilir. Hırsız iğne zoka iğnesinin sapına iğne bağı ile bağlanır, zoka iğnesi ile aşağı yukarı aynı boydadır. Hırsız iğneli takım ile av verimi yaklaşık yarı yarı arttırılabilir.
    Bütün yemin iğneye takılışında genelde sarmısak zoka kullanılır. Zoka iğnesi yem balığın ağzından sokularak solungaç kapağı altından çıkartılır, zoka ağız içini iyice doldurup şeklinin bozulmasını önleyecek şekilde yem balığın ağzına itilir; sonra yan çevrilen zokanın iğnesi yem balığın vücuduna dik olarak sırtının etli yerine ucu diğer yandan çıkacak şekilde saplanır. Hırsız iğne de sidiklikten saplanıp ucu yem balığın sırtından çıkacak şekilde takılır. Hırsız iğnenin ucu yem balığın kafa istikametindedir. Yanda üstteki şekil bu takıma örnektir.
    Eğer herhangi bir şekilde sülük zokaya bütün yem takmak gerekirse yem balığın kuyruğu vücuduna birleştiği boğumdan kesilir; sülük zokanın iğnesi kesilen bu yere diklemesine saplanarak 1 cm. kadar ilerletilir (tvister yani sasi takar gibi) daha sonra ucu yem balığın yan tarafından çıkartılar; balık zoka köküne kadar sürüldükten sonra iğne çevrilerek tekrar yem balığın gövdesine yandan saplanır, iğnenin ucu dışarı çıkmalıdır. Böylece bütün yem balık sülük zokaya takılmış olur.
    Yem olarak bütün balıklar şakşak yem olarak da kullanılır. Şakşak yemin hazırlanması Yemler ve Yemleme sayfasında anlatılmaktadır. Yemin iğneye takılmasında iğne şakşak kesilmiş balığın ağzından sokularak ucu başa tarafa bakacak şekilde yem balığın sırtından çıkartılır; veya aynen bütün yem takar gibi de takılabilir. Her iki halde de sarmısak zokanın ağız içini doldurması gerekir.
    Diğer bir akyem de yaprak kesilmiş yemdir. Daha irice olan istavrit, kolyoz, uskumru, izmarit, zargana gibi balıklardan alınan yaprak yem genelde sülük zoka ile kullanılır. Ama sarmısak ve fındık zokalara da yaprak yem takılabilir. Yaprak kesilmiş akyem zoka iğnesine kuyruk tarafından takılmay başlanır. Her defasında bir tur çevrilerek tekrar iğneye takılır. Bu çevirmeden kasıt yemin kıvrılmadan iğne etrafında döndürülmesidir, iğnenin saplanmasında da, iğne ucunu yaprak yemin tam ortasına batırarak düzgün ve dengeli bir görüntü oluşturmaya dikkat etmek gerekir; bu ayrıca yemin salına salına dibe inmesini de sağlar, fırıl fırıl dönerek inen yem lüferi huylandırır balık vurmaz. 3 - 4 saplamadan sonra yemin pullu, başka bir dayişle parlak tarafı iğne ucuna bakacak şekilde takma işi bitirilir. Kalan etli parlak parçanın sarkarak sallanması balığı kıskandırması amaçlanır. İğnenin ucu kapatılmaz. Bu yemin takımında en büyük problem iğneye takılan kısmın zoka dibinden iğne dirseğine doğru toplanarak çirkin bir görüntü oluşturması, balığın vurmasına engel olabilmesidir. Bunu önlemek için zoka dibi ile iğne dirseği arasındaki mesafe kısa olan sülük zokalar seçilmeli, yemi de bu kısa mesafeyi doldurup kaymayacak düzgün duracak kadar sayıda iğneye saplamak gerekir. Balığın tav zamanlarında sülük yem de kullanılabilir. İstenirse, ki ben yapıyorum, yemin balığı kıskandırmak amacı ile sallandırılan ucuna da bir hırsız iğne iliştirilir. Ne tipte olursa olsun kullanılan zoka mutlaka civalanmış, parlatılmış ve yedekli olmalıdır. Günümüzde kurşundan dökülmüş ve civa ile parlatılarak kullanılan zokalar yerine daha çok metalden yapılmış ve galvanizlenerek parlatılmış zokalar kullanılmaktadır.
    Tüm bu hazırlıklardan sonra yemlenen zokalı takım suya indirilir. Dibi bulan takım 1 metre kadar dipten kesilerek balığın vurması beklenir. Balık uzun zaman vurmazsa tonoz üzerinde ileri geri gezinilerek biraz daha sığ veya biraz daha derinlere gidilmeli, zoka farklı derinliklere indirilerek yoklanmalıdır. Lüferin vuruşu çok hafiftir gelir yemi ısırır, bu ısırma keskin dişleri nedeni ile tıkırtı gibi hissedilir, Balığın yakalandığı anlaşılınca tasmalanarak kaloma, boşluk vermeden seri hareketlerle balık sandala alınır. Yakalandığını hissseden lüfer sert bir müdadeleye girişir. Bu mücadele diğer balıklarınkinden farklı olarak dibe kaçma veya kafa vurma şeklinde değil; beladan kurtulmak için bedeni kesme, oltayı aşırıp bedene ulaşma, iğneyi ağzından atma mücadelesi bilakis oltanın üzerine gelme şeklinde olacaktır. Bazen bir kaç kulaç çekildikten sonra bunu başarır da o zaman oltayı toplamadan bir müddet bekleyin yakalanan lüferin peşinden yemi kapmaya gelen diğer lüferler iğnede kalan yemi kaparak yakalanabilir. Bu takıma vatoz, zehirli vatoz rina, son derece sehirli iri trakonya hatta kiloluk karagöz bile atlayabilir. Gece karanlığında risk almamak için bence zokayı feda edin bedeni kesin vatoz gitsin, bu vatos değil de rina da olabilir o zaman geceniz de zehir olabilir. Trakonya beyaz renkli olduğundan acemileri aldatabilir bu balığa dikkat! Balığın tanıtımını Trakonya sayfasında bulacaksınız. Karagöz çıkarsa aman onu da atmayın, götürüp tavasını, buğulamasını yapın afiyetle yeyin.
    Gece lüfer yemlisinde soğuğa karşı iyi giyinmek hatta su geçirmez omuzdan askılı pantalon giymekte fayda vardır. Bu tür pantolon kofana gibi iri balıkların sandala alınması sırasında gelen sudan da amatörü korur.
    Bir kaç balıktan sonra zoka bedenin zokaya yakın kısımları aşınacaktır, iyi bir balığı kaçırma riskine girmeden bedenin aşınan kısmını kesip zokayı yeniden bağlayın, Böylece düğüm de tazelenmiş olur. Dişlenmiş, civası matlaşmış, gölgelenmiş zokaları değiştirin.
    Son yılların modasına uygun olarak balık yoksa toparlanın dönün.

    b. Uzun Olta
    En sevdiğim lüfer avı yöntemidir. Bunun için bir tekneye ihtiyacınız olacak, uzun olta sandalsız olmaz. takımın yapılışı resimdeki gibidir. El oltası olarak yapımı ve kullanımını doğrudur. İskandilin ağırlığı sulara göre 150 ile 250 gr. arasında olabilir. Tercihan uzun iskandil yerine top şeklinde ağırlık kullanılmalıdır, uzun iskandil sürütülürken dipte sallanarak yanıltabilir. İstenirse üçlü fırdöndü yerine çelik bir ek halkası ve üç tane fırdöndü kullanılabilir ama bu yönteme daha çok büyük balıkların avında baş vurulur. uzun oltanın yemi genelde zarganadır, Zargana oltaya canlı, taze olmak kaydı ile bütün ölü, yaprak, tekgöz olarak takılabilir. Zargananın bulunamamsı durumunda taze bulunan istavrit ve izmarit kafası ve yüzgeçleri kesilip atıldıktan sonra, şakşak yem gibi iki taraftan kuyruk boğumuna kadar kesilip orta kılçığı çıkartıp, kuyruğu da kesilip atıldıktan sonra iki parçaya açılıp uzunlamasına kullanılabilir; bu yemin hazırlanması şematik olarak aşağıdaki resimde görülmektedir. Zargananın takılması değişik şekillerde olabilir. Birincisi ve bence bu balık azlığında en iyisi tekgöz kesip bir balıktan iki yem çıkartmaktır. Kuyruk boğumundan yukarı doğru fileto keser gibi kafasını da ikiye kesip alınan yarım zargananın gagası hemen hemen dipten kesilir. Kesilen yemde özellikle karın tarafında parçalanmalar veya bozulmalar varsa bir makasla düzeltilir. Kuyruk yüzgeci kesilip atılmıştır. Sürütme sırasında yemin kendi ekseni etrafında dönmesini önlemek için yarım kafada kalan, yarım alt çene de makasla kesilerek alınır. Böylece bir balıktan iki yem çıkartılmış olur. Bundan sonra bedene yatırılan yem köstek tarafındaki hareketli 3 veya 4 numara iğne balığın baş kemiğine saplanmak yolu ile askıya alınır. Daha sonra bedendeki 2 adet 1/0 - 2/0 iğne nereye geliyorsa yeme saplanır. Lüfer için kullanılan iğneler düz galvanizli, düz veya çapraz çelik iğnedir. En uçtaki iğneden sonra yemin 2 santim kadar sarkması faydalıdır. Sarkan kısım çekilirken sallanarak balığı kıskandırır vurmasını sağlar. Böylece yem takılmış olur. Dikkat edilmesi gereken, iğnelerin tümünün aynı çizgi üzerinde yemin tam ortasına batırılmış olmasıdır. Yoksa çekilirken yem kendi etrafında fırıl fırıl döner ve bu yeme lüfer vurmaz.
    Zargananın takımında bir başka yol da bütün takmaktır. İki büyük, bir hareketli 3 numara iğne ile hazırlanmış olan beden zargananın ağzından sokularak solungaç kapaklarından çıkartılır ilk iğne kuyruk boğumuna balığın vücuduna dik şekilde bir taraftan batırılıp diğer taraftan çıkartılır, ikinci iğne de anus civarına aynı şekilde takılır; hareketli iğne solungaç kapaklarının hemen altına veya alt üst çenesine birden batacak şekilde alt çeneden üste doğru batırılır ucu üst çeneden dışarı çıkar, balık bu iğne ile askıya alınmış olur. Yem balık çekilirken yemin yükü bu iğne tarafından taşınacaktır. Diğer iğneler yük alırsa, beden uzun olan zarganayı çekerek kıvırır yem bozulur, balık vurmaz. Bu bozulmayı oltanın ağırlaşarak gelmesinden anlayabilirsiniz. Bu ağırlık ölü ağırlıktır. Son olarak zargananın gagaları yarısından kesilerek beden üzerine siyah iplikle bağlanır. Yem takılmış olur. Bu yem ile tek balık tutulur, yakalanan balık yemi bozacağından bir daha olta indirmeden yemi değiştirmek gerekir. Ben yem balığın bol zamanında bu yemden birkaç tane hazırlayıp livarda tutardım. Yemli bedenler kopçalı fırdöndü ile ana bedene bağlanırdı bir balık yakalanması durumunda bozulan yemi fırdöndü ile kolayca çıkartır diğer yemi takar rast geldiğim sürüyü kaçırmamaya çalışırdım. Ben ayrıca balığın vücudunda kalan bedeni de sarkmaması için siyah iplikle balığın üzerine sararım.
    Bütün zargananın çelik tel üzerine de takılabilir. Bunun için 1-1.50 mm. kalınlığında 25 - 30 cm., galvanizli çelik tel üzerine tercihen 3 adet 2/0 iğne lehimle sağlamca tutturulur. Tüm iğneler aynı hizada olmalıdır. Bedenin diğer ucuna 2 cm. boyunda bir fırdöndü teli fırdöndü gözüne sarmak veya kıvırmak sureti ile bağlanır. Bu bedenin yapılışının resimlerini ve videosunu görmek için resmin üstünü veya linki tıklayın. Hazır olan tel beden zargananın ağzından sokularak solungaç kapağı altından çıkartılır, kuyruğa doğru sürülür. En uçtaki iğne kuyruk boğumuna yakın olacak şekilde diğerleri nereye denk delirse o şekilde yanlamasına zargananın etine hafifçe batırılır. Bundan sonra yem tahtası üzerine yatırılan zargana sol elle hafifçe tutulurken çelik tel yavaş yavaş çekilerek iğnelerin zargananın bir yanından saplanıp diğer tarafından çıkması temin edilir. gagaları kesilen zargananın ağzı çelik tel üzerine ibrişimle sıkıca sarılır.
    Diğer bir yöntemde de zargananın başı yan yüzgeçleri civarından kesilir. Beden balığın kesilen tarafından sokularak ağzından çıkartılır, zargananın gagaları kesilerek beden üzerine siyah iplikle bağlanır. İstenirse kafa beden üzerindeki hareketli bir iğne ile de askıya alınabilir. Geri kalan gövde yaprak kesilir, kesilen yemdeki parçalanmalar makasla düzeltilir, ve yaprak yem kafanın hemen altından bedendeki hareketli iğne ile askıya alınarak diğer iğneler yukarıda tekgöz yem de açıklandığı gibi yaprak yeme saplanır. Bu yemle iki balık tutulabilir, kafa daha da fazla kullanılabilir.
    Zargana canlı da takılabilir. Bunun için en iyi yol hareketli 3 numara iğneyi balığın alt çenesinden takıp üst çenesinden de geçirerek balığı askıya almak sonra da iğnelerden birini hemen kuyruk bağumuna diğerini de sidikliğe yakın denk geldiği yere fazla hırpalamadan deri altına batacak şekilde tutturmaktır. İğnelerin balığın omurgasına (orta kılçığa) veya yanal çizgisine, değmemesi gerekir. Bu şekilde takılan canlı balık takım esnasında hırpalandıysa çabuk ölür, fazla hırpalanmamış da olsa uzun süre balık vurmazsa gene ölecektir. Akya sayfasında bu şekilde tek iğne ile takılmış bir zargana resmi vardır.
    Bu takımın en önemli yeri bedendir. Altta bu takımda kullanılabilecek çeşitli beden tipleri görülmektedir.

    1 numara ile gösterilen beden daha çok kısa yaprak yem veya bütün zarganaya uygun olabilir. Zargananın ağzı beden üzerine bağlanarak askıya alınabilir. 2 numaralı olan ise birinci ile aynı şekilde yapılmış ama üzerine iğne bağı ile bağlanan, istendiğinde beden üzerinde kayabilen 3 - 4 numara iğne ile daha kullanışlı hale getirilmiştir. Bu küçük iğne yukarıda yem takmada anlatıldığı gibi yemi askıya almada kullanılacaktır. Bedenin misina olması durumunda gezer ayar iğnesi bilinen iğne bağı ile bedene bağlandıktan sonra ince sigorta teli ile de sarılır. Sigorta teli iğnenin beden de kolayca kaymasını engeller, böylece ilk dirençte iğne kayarak yemin bozuk durmasına neden olmaz. Beden çelik telden veya ipten olabilir. Çelik tel kullanılması ve yem takımı yukarıda açıklanmıştır. Çelik ip kullanılması durumunda misina ile hemen hemen aynı özellikler görülecektir. Ben eskiden çelik ip kullanırdım şimdilerde ise 025 veya 030 misina kullanıyorum. Kofana çıkıyorsa beden 035 e kadar çıkabilir. Bu şekilde yem daha hareketli oluyor, lüfer daha hırsla vuruyor sanıyorum. Ama çelik ip kullandığım zaman da, yem düzgün takılmış ise vuruş sayısında belirgin bir azalma gözlemedim. Tabii beden misina olunca lüferin kesme ihtimali oldukça yüksek. Bunun önüne bir derece geçebilme için son zamanlarda kullandığım beden 3 numara ile gösterilendir. Bunda da yemi askıya alacak bir küçük iğne ile birbirine fırdöndü ile eklenmiş 2 veya 3 adet 1/0 - 2/0 iğne var. İğnelerin fırdöndü ile eklenmeleri ile beden de lüferin kesemeyeceği çelik bir uzantı elde edilmiş olur. Bu işlemi yapabilmek için öncelikle sapı palalı değil de halkalı (göz) olan çelik iğneler kullanmanız gerekir. Takım olarak da iki kargaburun pense ve bir çakmak yeterlidir. Çakmakla çelik iğnenin halkası kızarana kadar ısıtılır, bu arada elinizin yanmaması için iğne pense ile tutulmalıdır. İyice ısıtıldıktan sonra diğer pense ile kızarmış halka ucundan tutularak çekilir ve sap ile halka ucu arasındaki aralık açılır. Bu aralıktan fırdöndü halkası geçirildikten sonra açılan kısım ısıtılmadan pense ile sıkılarak kapatılır. Fırdöndünün boş halkasına üst resimdeki şekli elde edebilmek için başka bir iğne ucundan kolayca takılır. Tabii kolayca takılan iğne kolayca da çıkabilir. Bunu önlemek için fırdöndünün halkası kargaburun pense ile tutulur iğne de dirsek kısmından elle tutularak çevrilir, bükülen fırdöndü halkası küçülür, iğne damağından çıkmayacak hale getirilir. Bu takımın en sorunlu yanı ısıtılan halkadır. Isıtma bir kerede ve doğru yapılmaz ise bu noktadan kırılma olabilir. Ben bu takımı kullanarak çok lüfer yakaladım. Tekne ile dönüşlerde takımın boşa çıkarak sarkması anında vuran bir kaç lüfer dışında da takım kestirmedim. Bu bedene taze tekgöz zargana yem takılır, zor zamanda ikiye yaprak açılmış küçük balıklar da takılabilir; takılma şekli yukarıdaki gibidir.
    Yukarıda 4 numara ile gösterilen takım da nispeten yeni uygulamalardan sayılır. 2 veya 3 numara söğüt yaprağı kaşığın iç çukur tarafının yaklaşık ortasına perçinlenen ikili iğne yemi askıya alma işini yapar. Buradan askıya alınan yem diğer büyük iğnelere bilinen şekilde takılır. Kesilmeye karşı emniyetli ve iyi çalışan takımdır. kaşık yemin yanlış takılma veya tam ortalanamaması durumlarında hatayı kapatarak çekilen yemin kendi etrafında fırıl fırıl dönmemesini sağlar. Takımın resmini görmek için tıklayın.
    Yemlenen takım artık suya indirilmeye hazırdır. 9 - 13 kulaç derinliklerde rölantide seyreden motorlu sandalın peşinden önce yemli beden suya atılır. Bir miktar salınan bedende yemin nasıl geldiği kontrol edilir, hata varsa düzeltilmelidir. Herşey normal ise bedenin tamamı salınır, iskandil yavaşça suya indirilir, dibi bulana kadar salınır. Ağır yolla 3 - 5 km/saat hızla 7-10 kulaç merada dolaşılır. Bu arada iskandil dibi bulmalı dibe sürünerek gelmeli uçmamalıdır; uçuyorsa ya hızı azaltın veya daha ağır iskandil kullanın. Takım sandala 20 derece açı yapacak kadar bir eğimle gelmelidir çok salınan takım avlanan diğer uzun oltacıların ya takımlarına ya motor pervanelerine takılarak çapariz verebilir.
    Bu takımla yakalanan lüfer yemli zokalı sarkıtmadan farklı bir davranışla yüzleyerek suyun dışına sıçramaya çalışacaktır. Sıçramalarında suyu şapırdatır, kafasını sertçe sallar ve hatta takla atarak iğneden kurtulmaya çalışır. Sıçramayı becerirse ilkinde olmasa bile ikinci sıçramasında iğneyi ağzından atar. Buna meydan vermemek için yakalanan lüferi acele edip takımı karıştırmadan, fakat kaloma vermeden ve beklemeden çekip, sandala yaklaştığında yemli bedene mümkün olduğunca yakın tutup sallasırt usulü sandalın içine almak gerekir, Bu arada mümkün ise motorun hızı ve yönü değişmeden yola devam edilebilir, veya motor boşa alınabilir, önemli olan balığın üstüne dönmemektir, bu yapılırsa takım boşa çıkar ve lüfer bunu affetmez. Bir balık yakalandıktan sonra sürüye denk gelindiği bellidir oradan fazla uzaklaşmadan daireler çizerek ava devam edilmelidir.

    c. Mantarlı Dip Takımı

    Kıyıdan kullanmaya uygundur. Lüfer, sarıkanat veya çinekopun yemlenmek için sığ koylara girdiği, kıyılara yanaştığı zamanlarda çok etkilidir. Kamışlı makinalı takımla kullanılır. Takım yandaki gibi hazırlanır. İğnenin bağlı olduğu köstek kısmı şekilde görüldüğü gibi bir şişe mantarından yorgan iğnesi yardımı ile geçirilir. Şişe mantarının görevi yemi yerden kesip su içinde havalandırarak balığın ilgisini çekmesini sağlamaktır, bu arada yemin dipte taşlar, yosunlar altında kaybolup görünmemesini de önler. Ayrıca yem mantarla su içinde salınarak da balığı kıskandırır. Mantar ya iğneye dayanır veya iğneyle mantar arasında yarım santim kadar boşluk bırakılır. Mantarın daha da iyi işlev görmesi için kalaylı kağıtla kaplanması gerekir. Bu iş için en uygunu sigara paketlerinin içindeki kalay kaplı parlak kağıtlardır. Bu kağıtlarla, parlak yüz dışarda kalacak şekilde kaplanan mantar su içinde pırıl pırıl parlayarak da etraftaki lüferlerin ilgisini çeker. Mutfaklarda kullanılan aluminyum folyolar, sigara kağıdı yerine mantarın sarılacağı parlak malzeme olarak kullanılabilir. Daha çok çinekop ve sarıkanat avında kullanılan takımın iğneleri 1 veya 1/0 parlak çelik veya galvaniz kaplıdır. Yem olarak sülük kesilmiş akyemler tercih edilmelidir ki mantar rahatlıkla yüzdürebilsin.
    Seçilecek kamış 100 - 200 gr. atma kapasiteli, 3 veya 3,3 metre boyunda, makina tercihen 1/5 veya daha yüksek devirli 040 misinadan 100 metre alacak kapasitede, olta ipi 035 - 040 olmalıdır.
    Kıyıdan atılan takımda fazla misina toplanıp gerdilir, yüklenen kamış bir desteğe dayanır, kamışın ucu yükle ucu hafifçe eğiler, bu şekilde balığın vurması beklenir. Zaman zaman takım hafifçe çekilerek tekrar gerdirilir. Böylece yemin hareketlenerek balığı kıskandırması amaçlanır. Balık yem ile oynamaya başlayınca oltanın ucu titreyerek bildirir, balığın yemi yuttuğu anlaşılınca tasmalanarak iğnenin iyice oturması sağlanır. Bazı amatörler iki takım hazırlayarak atarlar, bu bence boşunadır. Çünkü lüfer sürü gezer ve koya sürü olarak girer bir takıma balık vurursa diğerine de hemen hemen aynı anda vuracaktır ve ikisinden biri mutlaka kaçacaktır. Yakalanan balık süratlice çekilip, kepçelenmeden kamışla kaldırılıp karaya alınmalıdır.

    d. Zokalı Dip Oturtması
    Zokalı takımın karadan atılması durumunda ortaya çıkan takıma denir. Yukarıdaki mantarlı takımın kullanıldığı yerlerde ve şartlarda kullanılabilir. Donanımı ve yemlenmesi aynen zokalı sarkıtma takımı gibidir, makineli takımla kıyıdan atılır. Yem dibe oturunca oltanın boşluğu alınır kamış bir desteğe dayatılarak balığın vurması beklenir. Bundan sonrası da aynen mantarlı takımdaki gibidir. Bu takımda kullanılacak kamış, zoka daha hafif olduğundan 40 - 80 gr. kapasiteli 3,30 - 3,60 metre boyunda olabilir. Makina ve misina aynıdır.
    Bu şekilde avlanırken lüferi toplamak amacı ile oltanın atıldığı yere ezilmiş balık parçaları kum ile karıştırılıp top haline getirildikten sonra yemleme yapmak için atılabilir. Aynı şey mantarlı takımda da geçerlidir.

    e. Mavrukalı Takım

    Daha çok sakin akıntısız koylarda sandaldan kullanılmaya uygun bir takımdır. Elle veya istenirse kısa kamış ile makaralı takımla da kullanılabilir. Yapılışı yandaki resimden görülmektedir. Mavruka civalanıp parlatılmalıdır. Bedenin bağlandığı göze önceden kırmızı ibrişim sarılarak balığın ilgisini çekmek amaçlanır, ayrıca bu ibrişim göze bağlanan bedeni de korur. Resimden pek anlaşılmamakla beraber yandan bakıldığında iğnelerin bağlandığı çelik teller mavruka ile 90 derece açı yapacak şekilde donatılmışlardır. Bu teller 03 veya 04 mm çaplı çelik tellerdir. Bunları olta malzemesi satan yerlerden değil de daha çok nalburiye veya hırdavat malzemesi satan yerlerden temin etmek mümkündür. Mavrukanın alt göz deliğinden geçirilen çelik tel pense yardımıyla üst üste kıvrılarak buraya sıkıştırılarak sabitlenir ve mavrukaya 90 derece açı yapacak şekilde kıvrılır. İğneler bunların üzerlerine tercihen lehimlenerek sağlamca tutturulmalıdırlar. Gündüz ve gece ışıkla kullanılabilir.
    Takımın yemi genelde taze olmak kaydı ile hamsi, gümüş, çamuka veya kıraça gibi küçük balıklardır. Yemler iğneye bütün takılır. Balığın ağzından sokulan iğne solungaç kapağı altından çıkartılarak ileri sürülür ve kuyruğa yakın bir yerde ete batırılarak diğer taraftan ucu çıkartılır. Yemi fazla hırpalamamaya dikkat etmek gerekir. Bu şekilde iki iğne de yemlandiktan sonra suya indirilen takımın kullanılması aynen zokalı sarkıtmaya benzer. Bundaki fark yemi hafifçe sürekli olarak kısa hareketlerle sallamaktır. Böylece çelik tel ucundaki yem balıkların sallanarak lüferi kıskandırması ve vurmasının sağlaması amaçlanır. Sandal suların durumuna göre tek demir atmış veya tonozlanmıştır. İki iğne ve iki yem olduğundan iki balık birden yakalama ihtimali de vardır. Her balıkta eğilen teller düzeltilip tekrar yemlenmelidir. Teller iyice bozulduktan sonra da takım yenilenmmelidir. Hazırlanmasındaki işlemleri gözönüne aldığımızda,balığa çıkarken yedek olarak yanımıza birkaç hazır mavrukalı takım almamız gerektiği ortaya çıkar.

    f. Yemli Çapari

    Daha çok çinekop yakalamak amacı ile kullanılır. Yemli izmarit çaparisinin daha büyük iğnelisidir sanki. İğneler çinekop hedeflendiğinden 3 veya 4 numaradır. Takımın 30 - 35 köstekle donatılması planlandığında köstek boyları kısa olarak seçilmelidir tavsiye edilen köstek boyu 5 santimetredir. Tabii 30 - 35 köstekli bir takımın yemlenmesi, indirilmesi ve yakalanan balıkların ayıklanması oldukça ustalık ve sandalda ek donanım gerektirir. En basitinden sandal içinde rahatça ayağa kalkılıp çalışabilecek kadar büyük olmalı ve ikisi baş tarafta karşılıklı, ikisi de ortalarda karşılıklı olarak sandalın postaları arasına sıkıştırılarak dikilmiş 4 adet dikme olmalıdır. Çapari çekilirken ilk gelen köstekte balık varsa çabukça alınıp köstek dikmelerden birine tutturulur, çapari çekilmeye devam eder ikinci dikmeye takılacak kadar çekilince, ele gelen köstek ikinci dikmeye tutturulur ve devam edilir. Böylece çapari bedeni 4 dikme üzerine asılmış olur. Bu şekilde temizlenip yemlenir. Suya indirirken önce iskandil yavaşça salınır sonra yine yavaşca bedenin tamamı indirilir. Tabii fiber teknelerde bu postalar olmadığından dikmeler sandalın yapısına göre amatör tarafından uygun bir şekilde tutturulmalıdır. Ben yine de en fazla 25 kösteğe kadar tavsiye ederim bunun bile kullanımı oldukça zordur, karışma riski yüksektir. İğne sayısı azaltıldıkça takımda inceltilebilir. Sandalda bir de yardımcı olursa bu takımın yemlenmesi, toplanması ve temizlenmesinde çok faydalı olur.
    Takımın yemi akyemdir. Sülük kesilen akyemler diklemesine 2 cm. boyunda parçalara kesilir. Yemler iğneye iki kere çevirilip takılır. Yemlenen takım 9 - 15 kulaç derinliklerde yavaşça suya indirilir. Hep yavaş diyoruz çünki acele ettikçe hata yapma şansı ve takımın karışma olasılığı artar. İskandil sulara göre 150 - 200 gr. olabilir. Dip bulunduktan sonra iskandil 1 metre kadar yukarı kaldırılır. Takım hafifçe sallanarak balıklar kıskandırılabilir. Köstek sayısının çokluğu ve takımın kullanımındaki zorluk gözönüne alınırsa ilk yakalanan balıkta hemen çekmemek gerektiği anlaşılır (siz isterseniz çekin başınıza belayı alın). Takımın dolması beklenir. Bu takıma sadece çinekop değil o civarda bulunan istavrit, izmarit hatta karagöz gibi balıklarda atlayabilir.

    g. Atıp Çekme

    Kıyıdan yapılan makinalı takım ile çalışmaya uygun bir takımdır. Atıp çekme kurşunları hazır olarak satılmaktadır. Derin su atıp çekmeleri 100 - 150 gr., su üstü atıp çekmeleri 50 - 100 gr. ağırlığındadır. İğneye yem yerine tüy takılabilir, kalaylı kağıt sarılabilir, parlak bir yumuşak plastik iliştirilebilir (sasi kuyruğu gibi), iğne yerine 0 veya 00 numara kaşık takılabilir. Hatta bazen parlak kalaylı iğne de kullanılır. Takım karadan kullanılan atıp çekme kurşunu ağırlığına göre 100 - 200 gr. atma kapasiteli 3 - 3,30 metre veya 80 - 150 gr., 3,80 metre kamışla mümkün olduğunca uzağa atılarak çekilir. Klasik bir atıp çekme uygulaması yani. Derinden gelmesi isteniyorsa bir müddet batması beklenebilir. Olta kısmı 040 veya 050, makina bu olta ipine uygun olmalıdır. Bu takımın yemli lüfer takımları bölümünde geçmesinin nedeni istenirse kuyruk altı veya sülük yemle yemlenebilmesidir. Kuyrukaltı dayanıklı olduğundan bir kaç balıkta değiştirmeden kullanılabilir. Bu takımla da çinekop, sarıkanat, lüfer dışında o civardaki iri istavrit hatta zargana bile yakalanır. takıma lüfer çıkmaya başlarsa iğnenin irileştirilmesinde fayda vardır.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Resimli Lüfer Balığı Pilavı Tarifi Yapılışı
  3. İstavrit Balığı, istavrit Balığı nasıl avlanır
  4. Çipura Balığı, Çipura Balığı nasıl avlanır
  5. Ceylan (TOMBAK) Balığı, Ceylan Balığı nasıl avlanır
  6. Karagöz balığı, Karagöz balığı nasıl avlanır
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri