Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ilk kadın sahabe kimdir , ilk bayan sahabe kimdir Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mübarek eşlerinden ilki Hz. Hatice (r.a.)’dır. Ilk Müslümanlardan olan Hz. Hatice
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    ilk kadın sahabe kimdir, ilk bayan sahabe kimdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    ilk kadın sahabe kimdir, ilk bayan sahabe kimdir

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mübarek eşlerinden ilki Hz. Hatice (r.a.)’dır. Ilk Müslümanlardan olan Hz. Hatice (r.a.) validemiz, basireti, güzel ahlakı, derin imanı ve kararlılığıyla her zaman müminlere en güzel örneklerden biri olmuştur. Bu değerli insan, yaşadığı müddetçe Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e büyük destek olmuş ve Kuran ahlakının yayılmasında maddi ve manevi olarak büyük çaba göstermiştir.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.); Allah’ın “… ancak o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab Suresi, 40)ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen, Allah’ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah’a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah’ın dostu, Rabbimiz’in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir.

    Hz. Hatice (r.a.) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ilk eşi ve İslam’ı seçen ilk kadın sahabidir. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Yüce Rabbimiz’den vahiy aldığında bunu ilk söylediği kişi olarak bilinen Hz. Hatice (r.a.), olgunluğu, tevekkülü, cesareti ve fedakarlığı ile tüm Müslümanlara örnek olmuştur.

    Hz. Hatice (r.a.)’ın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Olan Bağlılığı

    “… Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle Yüce Rabbimiz, Kendi nezdindeki üstünlüğün sadece takvayla olduğunu, kullarının Allah’a olan imanları ve sahip oldukları Allah korkularıyla değer kazandıklarını haber vermektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabeler de sahip oldukları vicdan duygusuyla hareket etmişler ve Allah’a olan korkularını artırmak için çaba göstermişlerdir. Hz. Hatice (r.a.) da, Yüce Allah’a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e olan derin saygı ve sevgisi ile Peygamberimiz (s.a.v.)‘e her zaman destek olmuştur. Nitekim Yüce Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e, elçiye saygının ve onu savunup desteklemenin önemine ilişkin olarak şöyle vahyetmiştir:

    “Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah’a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir saygıyla yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih etmeniz için.” (Fetih Suresi, 8-9)

    Hz. Hatice (r.a.) Peygamber Efendimiz (sav)’e peygamberlik makamı verildiğinde “Senin Allah’ın Resulü olduğuna şehâdet ederim” demiş ve Müslüman- lığı kabul etmiştir. Hz. Hatice (r.a.), Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sözlerinden hiçbir zaman kuşku etmemiş ve tek sözüyle O’na ve Allah’a teslim olmuştur. Bu samimi davranışı sebebiyle Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in en çok değer verdiği ve güvendiği eşlerinden biri olmuştur. Rivayetlere göre hicretten 3 yıl kadar önce (19 Nisan 620) vefat eden Hz. Hatice (r.a.) İslam’ın henüz hakimiyet kazanmadığı zorluk ve çilenin hakim olduğu dönemlerde yaşamıştır. Mekkeli müşrikler tarafından pek çok zorluk ve eziyete uğratılmış fakat bunların hepsine göğüs gererek Allah’a gönülden teslim olmuştur. Hz. Hatice (r.a.), Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Yüce Allah’ın son peygamberi olduğuna dair inancını her zaman korumuş örnek bir mümin olmuştur. Rabbimiz’in kullarına olan sonsuz sevgisinden, rahmetinden, esirgeyiciliğinden ve bağışlayıcılığından emin bir şekilde, bu tevekküllü tavrını hayatının sonuna kadar korumuştur.

    Hz. Hatice (r.a.)’ın Allah’a Olan Tevekkülü

    Hz. Hatice (r.a.), yeryüzünde sadece üç Müslümanın bulunduğu, İslamiyet’in ilk günlerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Hz. Ali (a.s.) ile birlikte bazen Kabe’de bazen evinde ibadet etmiştir. O dönemde din ahlakına göre yaşamayan sapkın kişiler ise, Müslümanlarla alay etmiş ve onlara eziyet etmişlerdir. İnkarcıların bu tutumlarını Kuran’da Rabbimiz şu ayetle haber vermiştir:

    “… sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz…“ (Al-i İmran Suresi, 186)

    Hz. Hatice (r.a.) validemiz, müşriklerin eziyetleri ve zulümleri karşısında asla umutsuzluğa düşmemiş aksine imanı ve takvası daha da artmıştır. Mekkeli müşrikler Şi’bü Ebi Talib’de Müslümanları kuşattığında, kendisi de Peygamberimiz (s.a.v.) ile birlikte yaklaşık üç yıl boyunca kuşatmaya cesur, kararlı ve yiğit bir tutumla sabretmiştir.

    Allah’ın “...Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.” (Al-i İmran Suresi, 186) hükmü gereği, Hz. Hatice (r.a.) bu zorluk anında Allah’a olan sevgisinde, teslimiyetinde ve güveninde kararlılık göstermiştir. Her zaman olumlu ve güzel düşünmüş, Yüce Allah’ın yarattığı her olayın arkasında büyük hayırların olduğunu bilerek Rabbimiz’in yardımının her zaman Müslümanlar üzerinde olduğuna kesin bir şekilde inanmıştır.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. türkiyenin ilk kadın (bayan) doktoru kimdir, türkiyenın ilk kadın cerrah kimdir?
  3. Ezanın Sözlerini Rüyasında Gören Sahabe Kimdir
  4. Mekkede ilk defa Kur'an'ı Kerimi açıkça okuyan sahabe kimdir
  5. ilk kadın rektör kimdir, ilk bayan rektör kimdir, türkiyenin ilk kadın rektörü kimdir
  6. Türkiye'nin ilk kadın başbakanı kimdir, ilk bayan başbakanımız kimdir
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Hz. Hatice (r.a.)’ın Allah Yolundaki Mücadelesi

    Başta Ebu Leheb ve karısı Ümmü Cemil, Ebu Cehil olmak üzere, Kureyş kabilelerinin önde gelenleri Resulullah (s.a.v.)‘i durdurabilmek için büyük mücadeleler vermişlerdir. Ancak İslamiyet’in yayılmasını önleyebilmek için başlattıkları tüm girişimler sonuçsuz kalmıştır. Yaptıkları işkencelerle, şiddet gösterileriyle kimseyi din ahlakından çeviremediklerini, İslamiyet’in yayılmasını engelleyemediklerini görmüşlerdir. Bu durumda yeni bir yöntem arayışına gitmiş ve Müslümanları baskı ve boykot yöntemleriyle durdurmaya çalışmışlardır. İttifakla aldıkları boykot kararlarına göre, Müslümanlarla ve onları koruyan kabilelerle ticari hiçbir ilişkide bulunulmamasına karar vermişlerdir. Buna göre onlara hiçbir şey satılmayacak ve onların mallarından hiçbir şey alınmayacaktır.

    Bu dönemde boykota uğrayan Müslümanlar, ticaret yapamadıklarından kısa sürede şiddetli bir kıtlıkla karşı karşıya kalmışlar ve uzun süre zorluklarla mücadele etmişlerdir. Bu dönemde Peygamber Efendimiz (s.a.v.), amcası Ebu Talip ve Hz. Hatice (r.a.) boykota uğrayanların ihtiyaçlarını giderebilmek için tüm mal varlıklarını harcamışlardır. Özellikle Hz. Hatice (r.a.), bu dönemde tüm Müslümanları sahiplenmiş ve Allah yolunda birlikte hareket ettiği kardeşleri için maddi ve manevi tüm gücünü harcamıştır. “…ve onun zevceleri de onların anneleridir…” (Ahzab Suresi, 6) ayetinde haber verildiği gibi, onunla birlikte mücadele eden tüm Müslümanlara bir anne gibi kol kanat germiştir. Hiçbir zaman dünya malına değer vermemiş ve sahip olduğu tüm mal varlığını tereddütsüz İslam’ın yararı için harcamıştır. Yüce Allah’ın “Hiç şüphesiz Allah, mü’minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da O’nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur.” (Tevbe Suresi, 111) ayetinin hükmü gereği, malını ve canını Allah yolunda seve seve vermeyi göze almıştır. Çünkü imanı ve derin Allah korkusu sayesinde tüm salih Müslümanlar gibi Hz. Hatice (r.a.) da, dünya hayatındaki hiçbir malın ahiretteki güzelliklerin yerini tutamayacağını bilmiştir.

    Hz. Hatice (r.a.)’ın Asil ve İffetli Karakteri

    Hz. Hatice (r.a.) annemiz iffeti, asaleti ve vakarıyla İslamiyet’i kabul etmeden önce de dikkat çekmiş ve sahip olduğu bu güzel özellikler sebebiyle Tâhire (pak ve temiz kadın) lakabıyla anılmıştır. Sahip olduğu bu güzellikler aynı zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in onu eş olarak seçmesinde etkili olmuştur.

    Hz. Hatice (r.a.), vakarı, konuşma üslubu, hal ve hareketleri, aklı ve feraseti, güzel ahlakı ve derin imanıyla dönemin cahiliye kültürünü benimseyen kadınlarından keskin bir şekilde ayrılmış ve Yüce Rabbimiz’in beğeneceği Müslüman kadın karakterini sergilemiştir. Allah’a samimi imanının sonucu olan bu güzel özellikler onu nurlu bir insan yapmıştır. Yüce Rabbimiz Allah Müslümanların yüzlerinden tanınacağını bir Kuran ayetinde şu şekilde haber vermiştir:

    “ ... Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir...” (Fetih Suresi, 29)

    Peygamberlerimizi ve Samimi İman Sahiplerini Örnek Almanın Önemi

    Kendisine tebliğin ulaştığı andan itibaren tüm samimiyetiyle Allah’a teslim olan, O’na ve Resulüne gönülden iman eden ve onları herşeyin üzerinde tutan Hz. Hatice (r.a.), gerek sahip olduğu ahlak özellikleri gerekse davranışlarıyla tüm Müslümanlara örnek olmuştur. Müşrikler tarafından uğradığı eziyetlere ve işkencelere rağmen hiçbir zaman durumundan şikayetçi olmamış, Allah’ın yardımından asla umut kesmemiştir. Bu üstün ve asil ahlakının sonucu Rabbimiz onu umulur ki inşaAllah sonsuz cennet hayatıyla ödüllendirmiştir. (Doğrusunu Allah bilir.)

    Gerek Kuran’da bildirilen gerekse sahih hadislerle ve rivayetlerle bizlere haber verilen Müslümanlar, zorluklar karşısındaki tavırları, Allah’a olan derin imanları ve samimiyetleri, kuşku duymadan iman etmeleriyle bizlere her zaman örnek olmuşlardır. Bizlere düşen kadın ya da erkek hiç fark gözetmeksizin bu değerli Müslümanları örnek almak ve tüm hayatımızı sadece Allah’ın rızasını gözetecek şekilde yaşamaktır. Çünkü kısacık bir zaman sürecek olan dünya hayatı bir gün mutlaka sona erecek, hesap günü gelecektir.

    Unutulmamalıdır ki Yüce Rabbimiz Allah Kuran’da; “Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar’ bile haksızlığa uğramayacaklardır.” (Nisa Suresi, 124) ayetiyle salih amellerde bulunan her insanın, Allah’ın rızası, rahmeti ve cenneti ile karşılık göreceğini vaadetmiştir. Kuşkusuz yaşamları boyunca Allah’ın rızasını kazanmak için samimi bir çaba harcayan tüm müminlerin duası da budur.

    Insanın kişiliğini, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını güzelleştiren, tavırlarını etkileyici kılan asıl olarak o kişinin imanı, Allah korkusu ve takvasıdır. Yüce Allah’ın izniyle bu samimi imanı yaşayan müminlerden biri olan Hz. Hatice (r.a.) da çok büyük saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahiptir.



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri