Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ilk kadın türk hükümdarı kimdir , ilk bayan türk hükümdarı kimdir (Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar) ilk kadın türk hükümdarı Tomris Kaan'dır. Tomris Kaan Yüce Kaan

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    ilk kadın türk hükümdarı kimdir, ilk bayan türk hükümdarı kimdir (Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar)

    Sponsorlu Bağlantılar




    ilk kadın türk hükümdarı kimdir, ilk bayan türk hükümdarı kimdir (Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar)

    ilk kadın türk hükümdarı Tomris Kaan'dır.

    Tomris Kaan

    Yüce Kaan Tomris Hatun, Hz. İsa'nın doğumundan önce, Altıyüzüncü Yılda Türklerinin hükümdarı idi. Bu sıralarda İran'da da Ahamenid sülalesi hakim bulunuyordu. Bu sülale zamanında İran orduları birkaç defa Doğuya doğru saldırarak Türklerle savaşmışlardı.
    Tomris'in hükümdarlığı zamanında. İranlıların basında Kirus adında bir hükümdar bulunuyordu. Bu hükümdar önceleri Saka Türkleri ile çarpışarak onları yenmiş ve Batı Türkleri'nin güney kısımlarım ele geçirmişti. Bu savaşlardan on yıl kadar sonra Kirus, Peçeneklere de saldırdı. Harbin sebebi, Kirus'un Tomris'le evlenmek istemesi ve Peçeneklerin kadın başbuğunun bu isteği reddetmesi idi. Tabii bu sebep, o çağlardaki usullere göre çok önemli idi. Çünkü, Tomris, İran hükümdarı ile evlendiği takdirde, hükümdarı bulunduğu ülkeler de, Kirus'un eline ve dolayısıyla İranlılara geçmiş olacaktı. işte, teklifi,. Türklerin kadın Sakam tarafından geri çevrilince, esasen kan dökücü bir insan olan Kirus, çılgına döndü ve kendisiyle evlenmeği kabul etmeyen bu kadın hükümdarın cezasını vermeğe karar verdi. Kirus önce, Tomris'in oğlunun emri altındaki Türk öncü kuvvetiyle karşılaştı ve onları bozguna uğrattı. Tomris'in oğlu düşmana yenilmenin verdiği yasla kendi, kendini öldürdü. Bu savaşı kazanan ve gözleri dönmüş olan Kirus, Türk Hakanı Tomris hatunun da üzerine yürüdü. Türklerle, İranlıları bir kere daha karşı-karşıya getiren bu savaş, pek kanlı oldu. Önce her iki taraf birbirlerine ok atmaya başladılar. Bu oklaşmalar öyle şiddetli oldu ki, iki taraftan yaralanmayan hemen hiç kimse kalmadı.

    Böylece gayet kanlı bir başlangıçtan sonra, ordular mızrak ve kılıçlarla göğüs göğüse geldiler. Türklerin kadın başbuğu ile İranlıların erkek hükümdarının idare ettiği bu müthiş savaşın sonu çabuk geldi. Her vuruşmada olduğu gibi, bunda da zafer kartalı, kahramanlık, askerlik kabiliyeti ve zekada üstün olan tarafın esiri oldu. Savaşı Türkler kazanmıştı. Yüce Türk Kaanı Tomris Hatun hem milletinin ve yurdunun mukaddes sevgisiyle ve hem de savaşta yenildiği için hayatına kıymış olan sevgili oğlunun, gönlüne saldığı büyük acı ile dövüşmüştü ve başardığı bu kahramanca dövüşle. İran ordusunun büyük kısmım cansız olarak yere sermiş olmakla beraber, Ahamenid sülalesinin azgın hükümdarı Kirus'u da telef etmişti.

    Kirus hayatında çok kan akıtmış bir hükümdardı. Bunun için, kahraman Türk kadını Tomris, bu kan akıtıcı adama, dünyaya ibret teşkil edecek bir muamelede bulundu ve Kirus'un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak "hayatında kan içmeğe doymamıştın, şimdi, doya, doya iç!" dedi. Bu hadise yüz yıllarca dünya milletlerinin dillerinde söylendi durdu ve bugüne kadar ulaştı.

    İşte Tomris hakkında tarihin verdiği mevsuk (kaynak) bilgiler bundan ibarettir. Geri kalan birçok hususlar efsanelerle karışmakta dır.
    Bu zaferin kazanılması büyük bir hadisedir. Çünkü Tomris, o sırada sadece Türklerin bir kısminin, yani yalnız Peçeneklerin hükümdarı bulunuyordu ve kumanda ettiği kuvvetler, bu bakımdan mahduttu. Diğer taraftan Ahamenid hükümdarı ise, butu İran'ın hükümdarı idi ve ordusu nispet kabul etmeyecek kadar büyüktü. Üstelik bu hükümdar bir erkek ve karşısındaki ise bir kadındı. Fakat bu kadın. Sadece bir kadın değil, bir Türk kadını idi ve bu kadın, kendisiyle izdivaç ederek, milletinin ve vatanının hürriyetine istiklaline kasteden kan dökücü bir adama karşı yılmadan dövüşmüştü.

    Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar

    Raziye Begüm Sultan
    Dehli sultanı. Babası Şemseddin İltutmuş, annesi Terken Hâtundur. Sultan Şemseddin İltutmuş tarafından, 1232 yılında Dehli tahtına veliaht tâyin edildi ve devlet adamları da bîat etti. İltutmuş’un iki oğlu varken, kızı Râziye Sultanı Dehli tahtına veliaht tâyin etmesi; aklı, zekâsı, halkın sevmesi ve saraydaki idârî hareketlerindendir. Fakat babasının 1236’da vefâtıyla, kardeşi Rükneddîn Fîrûz Şâh, Dehli Sultanı îlân edildi. Fîrûz Şâhın devlet idâresiyle alâkadar olmaması üzerine, tahttan indirilip, Râziye Begüm, Dehli Sultanı oldu.

    Râziye Begüm Sultan, 1236’da Dehli tahtına sâhip olunca, babasının hastalığı ve kardeşi devrinde ihmâle uğramış ve ortadan kakmış an’ane ve âdetleri tekrar canlandırdı. Ülkede âdil bir îdare kurup, ihtiyâç sâhiplerine cömertçe ihsânlarda bulundu.

    Râziye Sultanın saltanatı devrinde, Hindistan’daki Râfizîlerden Karmatîler ve Mülhidler zümresi faaliyetlerini arttırdı. Bozuk din mensubu Karmatî ve Mülhidler, Nur-Türk liderliğinde isyân edip, Sind bölgesinden, Con ve Ganj nehirleri kıyılarından gelerek, Dehli’de toplandılar. Nur-Türk’ün, Ebû Hanîfe ve İmâm-ı Şâfiî hazretleri ile mezhep mensuplarının aleyhinde bulunmaları, sapıkların Cumâ günü Dehli’deki Câmi-i Mescid’e, Muizzi Medresesine silâhla girmeleri ve katliam yapmaları üzerine, tedbir alındı. Âsî Karmatîler, ordunun ve halkın desteğiyle Nur-Türk ve pek çok taraftarı öldürüldü. Dehli, âsîlerden ve bozuk din mensuplarından temizlenerek, emniyet ve huzur sağlandı.

    Râziye Sultan, 1238 yılında Gvalyar Seferine çıktı. Gvalyar’da ordu ve ihtiyâç sâhiplerine bol bahşiş ve ihsânlarda bulunup, hediyeler dağıttı. Görev vermede hassâsiyetle hareket edip, kıymetli âlimleri Dehli’deki Nâsıriyye Medresesine tâyin etti.

    Râziye Begüm Sultanın hükümdârlığını, Türk asıllı kumandan ve beyler çekemeyerek, 1240’ta tahttan indirip, kardeşi Behrâm Şâhı Dehli Türk Sultanlığına getirdi. Râziye Begüm Sultan ise, hapsedilmek üzere Taberhinde Kalesine gönderildi. Buradayken, Melik İhtiyârüddîn Altuniyye ile evlenen Râziye Begüm, büyük bir kuvvetin başına geçti. Nitekim Melik Altuniyye’nin birlikleri yanında Gakhar, Catvan ve diğer yerlilerden topladığı askerlerle, 1240’ta harekete geçerek, Dehli tahtını tekrar ele geçirmek üzere hareket etti. Dehli’den Melik İzzeddîn Muhammed Sâlari ve Melik Karakuş da Râziye Begüm Sultanın kuvvetlerine katıldı. Behrâm Şâhın ve Râziye Begüm Sultanın orduları Kaytal’da karşılaştı. Mağlup olan Begüm Sultan, esir olmamak için savaş meydanından uzaklaştı. Hindû bir rençber, Râziye Sultanı, zîneti için öldürüp, tarlaya gömdü. Hindû rençber, mücevherlerle işlenmiş elbiseleri satarken, çarşıda yakalandı. Soruşturmalar netîcesinde Râziye Begüm Sultanın mezarı bulundu. Râziye Begüm Sultan, bozuk din mensuplarına karşı mücâdele ettiğinden ve âdil, cömert ve cesur olduğundan, âlimler ve Dehlililer tarafından kendisine çok hürmet edilirdi. Cesedi tarladan çıkarılarak, muhteşem bir dînî merâsimle defnedilip, Con Nehri kenarındaki mezarının üstüne türbe yapıldı.

    Râziye Begüm Sultan, Türk İslâm târihinde ender rastlanan, ilk kadın sultandır. Batıdaki nümûnelerinin dışında, ahlâksızlığa ve saray entrikasına düşmeden hükümdârlık yapıp, devlete ve millete çok hizmet etti. Adâleti, cömertliği, ilme, âlimlere ihsânı ile meşhurdur. Dehli’de kestirdiği paralarda “Umdetü’n-Nisvân Melike-i Sultan Râziye binti Şemseddîn İltutmuş” diye yazılıp, “Râziyetü’d Dünyâ ve’d-Dîn” ve “Belkıs-i Cihân” unvânlarını taşıyordu. Râziye Begüm Sultan giyimine çok dikkat eder, erkek elbisesi hiçbir zaman giymez ve yüzüne de nikap takardı.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. ilk kadın türk pilot kimdir, ilk bayan türk pilot kimdir
  3. ilk kadın türk ressam kimdir, ilk bayan türk ressam kimdir
  4. ilk kadın türk hemşire kimdir, ilk bayan türk hemşire kimdir
  5. ilk kadın türk doktor kimdir, ilk bayan türk doktor kimdir
  6. ilk türk kadın subay kimdir, ilk türk bayan subay kimdir
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar

    Süyün Bike Han(Kazan Hanı)
    Kazan hanlığında Nogay hanı Yusuf Mirza'nın güzel bir kızı varmış. Genç yaşta mirzalar tarafından evlendirilmiş. İlk eşi Can Ali Han Rus yanlısı imiş. Kazanlılar onu hiç sevmezmiş. Kazanlılar tarafından isyan da öldürülmüş. Genç yaşta dul kalan güzel kadın Süyün Bike Han ile Kırım hanı Safa Giray han evlenmiş. Safa Giray hanın oğlu kırım hanlığının varisi Bölek Han dan sonra Süyün Bike handan ikinci oğlu Ödemiş han dünyaya gelmiş.Safa Giray han kaç defa Kazana göz diken Rusları savaşta püskürtmüş. Ölünce töre gereği, iki yaşında oğlu Ödemiş hana taht kalmış
    Oğlunun vasisi Süyün Bike han kahramanca tek başına ülkesini Rus komutan İvan'a karşı savunmuş. 1550 yılıının 13 Şubatında birliklerinin başında yiğitçe savaşmış. Bir yıl sonra yeniden ülkesine saldıran Rus komutan İvan ve ordusuna hazırlıksız yakalanmış. Osmanlılardan yardım beklemiş. Elçi göndermiş. Kırımlı tatar elçilerini yolda Ruslar öldürmüşler. Kırımlılarda ülkelerine çekilince kazan tatarları yalnız kalmış. Son çareyi barış ta gören Süyün Bike, İvan ile sulh yapmak istemiş. Rus komutan İvan barış için şart koşmuş. Komutan İvan'ın şartı Süyün Bike Han oğlu Ödemiş Han ve kırımlı yardımda bulunanları moskova'ya esir götürmekmiş. Süyün Bike ülkesinin harap olmaması için kendini feda etmiş. Ülkesinden ayrılmadan son olarak, ölen eşi Safa Giray Hanın mezarına gitmiş. Başından altın tacını çıkarıp, yere koymuş. Kazan da geçen o güzel günlerini hatırlamış. Gözleri yaşlı, ağlayarak, kalbi sızlayarak idil nehrinde bekleyen Rus gemisine doğru yürümüş. Kazan halkı çok hüzünlü olarak onu takip etmiş. Süyün Bike şu sözlerle Kazan'a veda etmiş;
    Közım saldım halkka, köbı yılap uzata,
    Kaysıları "Meskuv hanı rahimlı" dep yuvanta
    Şaar tamam gürldey, yılay-sıktay davısı,
    Mağa tüsken kaygılar mırzalardıng tavısı
    Oylap aldım, Kıyamet bolganma ale buğın dep,
    Tağı oylandım: yılayşılar mendey kımık tuvıl dep.
    Barıp yetkende deryağa, kırıttıler küymeğe.
    Azız tıllerım baylandı, bılmeymen ne söz demeğe.
    Kaysı aytadı:alveda, kaysı aytadı alfirak
    Halk haldı yığılıp, küşsız bolıp firak ta
    Küşlı ademler yuvıkta, Kalganları yırakta
    Volga ga şıkkanda, karadım men kalaga,
    Kaldı yılap kazanım, usap öksız balaga.
    Dedım: Mıskın Kazanım, tüstü tacıng basınnan,
    Kaldıng buğın davletsız, yasma ağar yasıngnan
    Kayda kaldı şatlığın, kayda senıng baylığın?
    Körer közğe belğılı, azır kul, yarlılığın.
    Bosap kaldı sarayıng, nurım kettı yüzımnen

    Süyımbike atım, Nogay zatım, kayda menım yas devletım,
    Han sarayda tuvgan edık, buğın kaldık yesır, yetım

    ( Nogay- Tatar Türk lehçesi)

    Göz gezdirdim halka, çoğu ağlayarak uğurluyor,
    Bazıları "Moskova Hanı merhametlidir" diye avutuyor
    Şehir tamamen gurulduyor, ağlama-hıçkırma sesi,
    Bana düşen üzüntü mirzaların davası
    Düşündüm, kıyamet mi olmuş hele bugün diye,
    Daha düşündüm: ağlayışlar benim gibi gizli değil diye.
    Varıp ulaştığında denize, soktular kafese.
    Aziz dillerim bağlandı, bilmiyorum ne söz demeye.
    Bazısı diyor: elveda, birisi diyor güle güle
    Halk kaldı yığılıp, güçsüz olup ayrılık ta
    Güçlü insanlar yakında, gerisi uzakta
    Volga'ya çıkınca, baktım, ben kaleye
    Kaldı ağlayarak Kazan'ım, benzeyerek öksüz bebeğe.
    Dedim: Miskin Kazan'ım, düştü tacın başından,
    Kaldın bugün devletsiz, genç mi genç yaşın ile
    Nerde kaldı şaatlığın, nerde senin hükümranlığın?
    Görür göze belirgin, hazır millet, dostluğun.
    Boşalıp kaldı sarayın, nurum gitti yüzümden.

    Suyumbike adım, Nogay aslım, nerde benim genç devletim,
    Han sarayda doğmuş idik, bugün kaldık esir, yetim.


    “Kazan... Ey, kanlı, kay gulu şehir, başından tacın düştü, şimdi kul oldun, senin büyüklüğün mazide kaldı. Her ülke iyi bir padişah ile idare edilir ve asker ile saklanırsa o memleketi senden kim alabilir. Senin güçlü Hanın öldü. Beylerin güçsüzleşti. Sana yardım etmedi. Bu yüzden sen çekildin. Nerede senin sevinçli günlerin? Nerede senin oğlanların, beylerin, mirzaların, sana bağlı olanlar, büyükler? Nerede senin iyi hatunların, güzel kızların? Onların şarkıları nerede? Hepsi yok oldu. Yalnız onların ağlaması ve öksüzlüğü kaldı. Sende bal ağaçları ve soğuk pınarlar vardı. Onun yerine şimdi kanlar ve gözyaşları akıyor.”

    11 Ağustos 1551'de Kazan'dan ayrılan kafile, 5 Eylül'de Moskova'ya ulaşmış. İvan onu büyük bir hürmetle karşılamış. Ruslar sonunda kazana girmiş.
    O yiğit Kazan Tatar hanı Nogay Tatarı Süyün Bike Han, ülkesi için gözünü kırpmadan esir düşmeye razı olarak tarihe destan olarak geçmiş.
    Onun nerede ve hangi sene öldüğü kesin olarak bilinmiyor. 1554 yılından sonra Kasım şehrinde vefat ettiği tahmin edilmektedir. Bugün de devleti yönetenlerin Türk Milletinin geleceği, için içerde dışarıda iyi bir yönetim sergileyebilmeliler, kendi menfaatlerinden çok, Türk Milletin menfaatlerine öncelik verip, var olmasını muasır medeniyetlerin hep önünde olmasını sağlayabilmeliler…

    SÜYÜN BİKE ADIN, NOGAY TATARI ASLIN

    Nogay Tatar Hanı Mirza hanın kızıydı,
    Kırım, Kazan, Nogay kızların yıldızıydı,
    Yaşarken tüm tatar halklarının canıydı,
    Türk ilinin güzeli idi, baş tacıydı.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Kazan Hanı Can Ali Han, Rus yanlısıydı,
    Rus Vasili’nin emrinden hiç çıkamazdı,
    Süyün, mirzanın isteğini kıramadı,
    Ali Han ile evlenmek zorunda kaldı,
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Can Ali Han, hep Rus’un yanında yer aldı,
    Kazan halkı, Rus buyruğundan rahatsızdı,
    Kazan da hanlığa isyanlar başlatıldı,
    İsyanlar hanın ölümüyle sonuçlandı,
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Kazanlılar Giray’ı hanlığa getirdi,
    Giray han, dul Süyün Bike ile evlendi,
    Bölek’e kardeş Ödemiş dünyaya geldi.
    Giray saldırıda Rus ordusunu yendi.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Safa Giray birden ölünce, taht boş kaldı.
    Oğul Ödemiş, henüz iki yaşındaydı.
    Han ilan edildi, devlet başsız kalmadı.
    Vasis Süyün Bike, hanlığın başındaydı.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Ruslar bunu fırsat bilip, boş durmadılar,
    Komutan İvan’la kazana saldırdılar.
    Başta Bike han, kazanlılar savaştılar,
    Bin beş yüz elli şubatta, tarih yazdılar.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Bir yıl sonra Ruslar, kazana tekrar geldi.
    Kazan savaşmaya hazırlıklı değildi.
    Osmanlıdan ümitle yardım beklenildi.
    Osmanlı bir türlü yardıma gelemedi.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Kırımlılarda gidince, kazan yalnızdı.
    Kazanlıların tüm ümitleri kırıldı,
    İvan ile sulh görüşmeleri başladı,
    Bike hanla oğlu esir alınacaktı.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Süyün Bike esir giderken hep ağladı.
    Kazan için kendini oğlunu adadı.
    Gitmeden Giray’ın mezar başına vardı.
    Tacını yere bıraktı, kalbi sızladı.
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,


    Süyün Bike kazan halkıyla vedalaştı.
    Kazanlının çoğu, üzülüp, fenalaştı.
    Mirzalarını, beylerini hep ağlattı.
    Han için nehirde gemi hazırlanmıştı
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Kazan hanlığı, kısa sürede yıkıldı.
    Süyün Bike hanı, kazan hep hatırladı.
    Akıbetinden hiç haber alınamadı.
    Adı tarihe geçti, destanı yazıldı
    Süyün Bike adın, Nogay Tatarı aslın,

    Erdoğan KIRMIZIOĞLU

    Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar

    Dilşad Hatun (İparhan)

    Doğu Türkistan 1759 yılında Çin Mançu Yönetimi tarafından işgal edildi. Uygur Türkleri vatanı işgal eden Çin ordusuna karşı yıllarca direndiler. Tam 42 kez bağımsızlık mücadelesi verildi, sonucta sayı ve techizat bakımından kıyaslanamayacak derecede fazla olan Çin ordusu, Rusların da yardımıyla bu mücadelelerden galip çıktı.
    O dönemin Doğu Türkistan Hanlarından Cihangir Hoca şehit edildi. Cihangir Hoca'nın eşi İPARHAN kocasının mücadele bayrağını ordunun başına geçerek sürdürdü.

    Büyük mücadelelerden sonra Çin ordusu tarafından esir alınan İPARHAN, Pekin'e Çin İmparatoru Qienlung'a götürüldü. İmparatorun İPARHAN'a evlenme teklifi İPARHAN tarafından şiddetle reddedildi.
    Ve bu kahraman Türk Kadını iffeti ve milletinin geleceği için, bir Çin'li ile evlenmektense canına kıydı. Bir kahraman gibi yaşadı ve bir kahraman gibi şehit oldu. Türk kadınının yüreğinde "Gelinlerin Anasi" unvanıyla yaşayan kahraman İPARHAN'ı rahmetle anıyoruz.

    Türk Tarihinde Kadın Hükümdarlar

    Ve son olarak bir hükümdar olmasa da dünyanın fethine sebep olan kadın:
    "Börte"
    Moğol İmparatorluğu kurucusu Cengiz Han'ın birinci karısı. Hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Çok genç yaşta evlendiği ve kaçırıldığı bilinir. Kocasının onu kurtarmak için verdiği karar, dünyayı fethetme yolunda ki en önemli kararlardan birisidir. Dört erkek üç kız çocuk dünyaya getirmiştir. Dört oğlunun isimleri şöyledir; Cuci, Çağatay, Ögeday, Tuluy.
    Cengiz Han ülkesini genişletirken o Cengiz'in kardeşi Temüge ile geride kalıp onun ülkeyi yönetmesine destek olmuştur.



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri