Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Felsefe İle Ahlak Arasındaki İlişki Şüphesiz ki , Ahlak konusu kendisini birçok gayretlere rağmen , Felsefeden ayıramamıştır. Şunu söyleyelim ki , Ahlak felsefeden ayrılmış olsa
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 7      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Felsefe İle Ahlak Arasındaki İlişki

    Sponsorlu Bağlantılar




    Felsefe İle Ahlak Arasındaki İlişki

    Şüphesiz ki, Ahlak konusu kendisini birçok gayretlere rağmen, Felsefeden ayıramamıştır. Şunu söyleyelim ki, Ahlak felsefeden ayrılmış olsa bile, felsefenin ahlak problemlerinden hemen hemen imkânsız gibidir.

    Eskiden felsefe bütün ilim dallarını içine almıştı; sonradan her ilim felsefeden ayrılmıştır. Bu kanaat birçok yanlışlıklara sebep olmuş, manevi ilimler gibi bir ayağı daima felsefi sahada olan bilgi dallarında da, analoji yolu ile tabiat ilimlerinde olduğu tarzda, felsefeden ayrılma tasavvur ve iddia edilmiştir. Sadece fizik hadiselere, felsefelerin dışında, yeni bir bakış gelmiştir. Yani felsefenin tavrı yanında ilmi tavır teşekkül etmiştir. Bu izahatımızdan şu anlaşılmaktadır ki, bir anlamda, hiçbir ilim felsefeden ayrılmamıştır. Çünkü felsefe, fizik tabiat karşısında yine kendi sorularını sormakta ve cevaplandırmakta devam ediyor. Çünkü ilimle felsefenin sahaları, hadiselere bakış tarzı aynıdır. Fakat ilmi bakış tarzı, fizik tabiatta büyük başarılar sağlamasına rağmen, biyolojik, psikolojik ve sosyal tabiatta aynı kesinlik elde edilememektedir. Bu da sosyal tabiat olaylarının, fizik tabiat olayları gibi şematize edilememesi ve çok karmaşık bir manzara göstermesi yüzündendir.

    Fizik ve Sosyal Tabiatın Karakteri Fizik tabiat mekânda devam eder. Bir fizikçi, müşahede ettiği bir hadiseyi tekrar edebilir. Bir kimyacı iki madde arasında meydana gelen terkibi yeniden tecrübe etmek imkânına sahiptir. Hâlbuki sosyal saha, her ne kadar bir mekânda cereyan ederse de, bu mekân bize fizik tabiatta olduğu gibi, sosyal hadiselerin tekrarını vermez. Gerçi (www.ozelbilgiler.com) sosyal hadiselerde coğrafi faktörün de rolü düşünülmüştür. Fakat bu coğrafi faktörün, sosyal hadisede sadece bir sebep olarak alınmıştır. Hâlbuki fizik tabiatta mekân, hadiselerin illeti olarak değil şartı olarak düşünülür.

    Fizik tabiatta hesaba katılmayan bir unsur, sosyal tabiatta ön planda bulunmaktadır. Oda, sosyal olaylarda bir hürriyet prensibinin mevcudiyeti; fizikçi maddenin hürriyeti var mıdır, yok mudur, düşünmez. Hâlbuki sosyal tabiatta insan hürlüğü ve cemiyetin sosyal iradesi hesaba katılmadan en ufak bir izah yapmak mümkün değildir. İnsan İlimleri ve Sosyoloji İnsan çok karmaşık bir varlık olduğundan, onun incelenmesi bir taraftan biyolojik hadise ile ilgili olduğu için hayvan âlemine diğer taraftan, o, birtakım kıymetlerin yaratıcısı olarak düşünüldüğü için, cemiyet sahasına kadar uzanmaktadır. Böylece Biyoloji ile Psikoloji, psikoloji ile sosyoloji arasında köprüler kurulmaktadır.

    Psikoloji insanı fert olarak inceler; Sosyoloji ise insanı bir cemiyet olarak düşünür. İnsan nasıl bir vakıa ise cemiyet de o kadar tabii bir vakıadır. Bu yüzden fert mi cemiyeti meydana getirmiştir yoksa cemiyet mi ferdi yaratmıştır gibi sorular bizi daima bir sonuca götürecektir ve lüzumsuzdur.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Felsefe İle Hikmet Arasındaki İlişki Kısaca
  3. Din İle Ahlak Arasındaki İlişki Nedir Kısaca
  4. Felsefe İle İnsan Arasındaki İlişki
  5. Felsefe İle Diğer Bilimler Arasındaki Fark, İlişki
  6. UNESCO İle Felsefe Arasındaki İlişki
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri