Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Galileo'nun astronomi çalışmaları nelerdir , Galileo'nun astronomi çalışmaları hakkında bilgi Galilei’nin Astronomi G özlem leri Galilei’nin astronomide yaptığı g özlem ler , Güneş Merkezli Sistem
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 10      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Galileo'nun astronomi çalışmaları

    Sponsorlu Bağlantılar




    Galileo'nun astronomi çalışmaları nelerdir,
    Galileo'nun astronomi çalışmaları hakkında bilgi

    Galilei’nin Astronomi Gözlemleri

    Galilei’nin astronomide yaptığı gözlemler, Güneş Merkezli Sistemi desteklediği, Aristoteles fiziğinin geçerli olmadığını kanıtladığı için oldukça önemlidir. En önemli gözlemleri Ay ve Güneş gözlemleridir. Ay’ın evrelerini incelemiş, Ay’da kraterlerin, dağların ve vadilerin olduğunu görmüş ve bunun Ay ile Yer’in aynı maddelerden yapıldığının, sanıldığı gibi eterden yapılmadığının kanıtı olduğunu söylemiştir. Ay’daki bazı karanlık bölgeleri ise deniz olarak nitelendirmiş ve Ay’da atmosfer olduğunu ileri sürmüştür. Galilei, Orion kümesini gözlemlemiş ve daha önce bulut olduğu varsayılan bu kümenin gerçekte yıldızlardan oluştuğunu bulmuştur. Yine Samanyolu’nun yıldızlardan oluştuğunu tespit etmiş ve böylece Aristoteles’in Samanyolu’nun bir bulut olduğu görüşünü yıkmıştır.

    Gözlemlerine Satürn gezegeni ile devam eden Galilei, Satürn’ün halkasını gözlemlemiş ancak teleskopu güçlü olmadığı için gezegenin halkasını iki yapışık parça olarak görmüş ve bunları uydu zannetmiştir. Gezegenin periyodik özelliğinden dolayı halka bir müddet sonra kaybolmuş ve bu parçaları göremeyen Galilei, bu olaya çok şaşırmıştır. Bunun hakkında şöyle yazar:
    “Satürn’ün tek bir yıldız değil, neredeyse birbirine değen üç yıldızdan oluştuğunu gözlemledim… ortadaki, yanlardakinden daha büyüktü… Birbirlerine neredeyse dokunuyorlar. Aralarında ise sadece küçük bir karanlık alan var.”
    Galilei Satürn çevresinde kozmik bir karmaşa keşfetmişti. Bu ise Aristoteles fiziğine yeni bir darbeydi. Zira Aristoteles ve yandaşları, gökyüzünün sonsuz, değişmez ve bozulmaz olduğunu, gökyüzünde yeni hiç bir şeyin keşfedilemeyeceğine inanmışlardı. Artık bu iddia ciddiye alınamazdı.

    Daha sonra, Galilei teleskopunu Venüs’e çevirdi ve Venüs’ün safhaları olduğunu tespit etti. Bu gözlem, Kopernik’in ne kadar haklı olduğunun bir göstergesiydi. Batlamyus sisteminde Venüs, sürekli belli bir uzaklıkta olmalıydı ve sadece hilâl şeklinde görülmeliydi. Oysa gözlemler, Venüs’ün bazen çok yakın bazen de çok uzakta olduğunu göstermekteydi. Ayrıca Venüs, sadece hilâl olarak değil, değişik hallerde de görünmekteydi. Bu ise ancak Kopernik Kuramı ile açıklanabilirdi. Bu da Güneş Merkezli Sistemi doğruluyordu.
    Galilei, Jüpiter’i de gözlemlemiş ve Jüpiter’in çevresinde dolanan dört yıldız belirlemiştir. Bunların Jüpiter’in etrafında dönen uydular olduklarını bulmuş ve Jüpiter’le birlikte uydularını, “adeta minyatür bir Güneş sistemi” olarak betimlemiştir. Bu Batlamyus kuramının tam bir çöküşü anlamına geliyordu. Diğer taraftan, bütün gök cisimlerinin Yer etrafında dönmediği açık olduğu gibi, Güneş merkezli sistemin de gözden geçirilmesi
    gerekiyordu. Bu konuda şöyle söyler:
    “Konu sadece bir cismin Yer ‘in çevresinde dönmesi ve Kopernik Kuramı ‘nın bize öğrettiği gibi her ikisinin beraber Güneş ‘in çevresinde dönmesi olayından ibaret değildir. Dört cismin Ay ‘ın Yer çevresinde dolandığı gibi, Jüpiter çevresinde de dolanması söz konusudur; bunların hepsi Jüpiter ‘le birlikte Güneş ‘in çevresinde on iki yıl süren bir devir yapıyorlar. “

    Galilei, bu dört uyduya Medici ailesinin dört üyesinin adlarını verdi. II. Cosimo, Francesco, Carlo ve Lorenzo. Bu buluş kısa sürede Avrupa’ya yayıldı ve şiddetli tartışmalar başladı. Diğer taraftan Medici ailesini kıskanan Fransa sarayı Galilei’ye yeni bir yıldız bulmasını ve bulunacak olan yıldıza da Muhteşem Fransa Yıldızı verilmesinde ısrar ettiler.
    Galilei’nin bu bulguları Aristoteles yandaşlarında büyük bir tepki ve nefretle karşılandı.
    Bir Aristoteles yanlısı şöyle yazıyordu:
    “Doğanın Medici adını ölümsüzleştirmek için Jüpiter’e dört uydu verdiğine inanmamız beklenemez… Doğa bu karmaşalardan nefret eder. Böyle bir kendini beğenmişlik, gerçekten akıllı olanlara iğrenç geliyor.”
    Floransalı Francesco Sizi adında bir Aristoteles yanlısı ise 1611′de Venedik’te bir broşür bastırır.
    Broşürde şunlar yazılıdır:
    “Jüpiter’in uyduları gözle görülemezler ve bu yüzden Yer üzerine herhangi bir etkide bulunmazlar; bu nedenle de yararsızdırlar; o halde var olamazlar. Ayrıca modern Avrupalılar, Yahudiler ve başka eski milletler, haftanın yedi güne bölünmesini kabul etmişler ve onlara yedi gezegenin isimlerini vermişlerdir. Şimdi gezegen sayısını arttırırsak bu güzel sistem bütünüyle yerle bir olur.”

    Çevresindeki tepkilerin arttığını gören Galilei ise, arkadaşı ve destekçisi Kepler’e şunları yazmıştır:
    “…Aziz Kepler, çoğunluğun akıl almaz budalalığına gülmekten başka yapacak şey yok. Çalışmalarımı göstermeyi önerdiğim, fakat tıkabasa karnını doyurmuş bir yılanın tembel inatçılığı ile, gezegenlere, Ay’a teleskopla bakmaya yanaşmayan bu ünlü filozoflar için ne dersin? Tıpkı yılanların kulaklarını tıkadıkları gibi insanlar da gözlerini gerçeğin ışığına kapatıyorlar.”
    Gözlemlerinin sonuçlarını veren Yıldız Habercisi yayınladıktan sonra Galilei, 1613 yılında Lettere Sulle Macchie Solari’yi (Güneş Lekeleri Üzerine Mektuplar) yayımlar. Galilei bu eserinde Güneş gözlemlerine yer vermiş ve Güneş üzerinde bulunan gölgelerin Güneş’in üzerinde yer alan lekeler olduğunu kanıtlamıştır. O halde Güneş Aristoteles’in söylediği gibi mükemmel değildi. Ayrıca Güneş lekelerinin bıraktığı izleri de gözlemleyen Galilei, eğer bu izlerin düz birer çizgi olsaydı bunun Yer’in hareketsiz olduğunun kanıtı olacağını, oysa düzensiz olan bu izlerin Yer’in hareketi nedeniyle düzensiz olarak göründüğünü söylemiştir. Bu eserinde artık tamamıyla Kopernik Sistemi’ni savunan Galilei, kilise tarafından 1616′da Engizisyon’a çağırılır. Galilei Engizisyon önünde hiç bir şekilde Kopernik’in kuramını savunmayacağını bildirerek af diler. Aynı yıl Kilise bir bildiri yayınlar. Bu bildiride iki buyruk yer alır:
    Güneş ‘in, Yer ‘in çevresinde dönmeyen, merkezde sabit olduğu düşüncesi kutsal öğretiye aykırı, saçma ve yanlış bir savdır.
    Yer’in, merkezde sabit değil, Güneş çevresinde bir gezegen olduğu görüşü felsefî açıdan saçma ve yanlış, teolojik açıdan gerçek inanca ters düşen bir savdır.

    Galilei’nin astronomiye ilişkin önemli kitaplarından biri de Dialog Sopra i due Massimi Sistemi del Mondo’dur (İki Büyük Dünya Sistemi Üzerine Konuşmalar, 1632). Kitapta Batlamyus ve Kopernik sistemleri tartışılır. Kitap kilisenin baskısı nedeniyle diyaloglar şeklinde yazılmıştır. Burada üç önemli mesele tartışılmaktadır: 1) Yer, gök, ve evrendeki her şey aynı maddelerden yapılmışlardır. 2) Gök çok büyüktür ve 24 saat dolanım yapması olanaksızdır. Oysa daha küçük olan Yer’in hareketi daha mantıklıdır; Yer günlük dolanım yapar. 3) Üçüncü mesele ise, Galilei’nin daha önce ele aldığı, yukarı atılan taşın nasıl düştüğü meselesidir. Yer’in hareketsiz olduğunu savunanlar bunu en önemli delil olarak kullanırlar. Ancak bu problemi Galile çözer. Hareket halindeki bir geminin direğinden bir taş atılırsa taş direğin dibine düşer. Galile bunu şöyle açıklar: V hızıyla hareket eden bir gemi varsayalım; gemi V hızıyla giderken geminin içindeki her şey de V hızına sahiptir. Taş direkten bırakıldığında aynı V hızına sahip olacaktır. Eğer Yer olmasaydı dolayısıyla yerçekimi de olmayacaktı ve taş gemiyle birlikte (düşmeden) V hızında hareketine devam edecekti. Taş düşerken, geminin direği de V hızıyla hareket ettiğinden, taş tam direğin dibine düşer. Diğer taraftan kitapta, diyaloglardan birinde, konuşmacılardan biri topun eğimli bir düzleme konulması durumunda ne olacağını sorması üzerine hareketinin nasıl olacağı da tartışılmıştır. Aristoteles’e göre, her hareket onu hareket ettiren bir kuvvet sonucu meydana gelmekteydi; cisim bu kuvvet kendisini hareket ettirdiği sürece hareket ediyordu. Galilei, günlük gözlemlere uyan bu Aristotelesçi yaklaşımı eylemsizlik prensibi ile yıkmıştır. Eylemsizlik prensibine göre; kendi haline bırakılan cisim, herhangi bir kuvvet etkisinde kalmadığı sürece, durumunu korur, yani hareket halinde ise hareketine, sükunet halinde ise sükunetine devam eder. Galilei’nin üstü kapalı olarak ifade ettiği, Newton’un ise formüle ettiği bu prensip ile yeni bir hareket kavramı ileri sürülmüş oldu. Buna göre, hareket cisimde bir değişiklik yapmaz; hareket bir durumdur, bir noktadan başka bir noktaya geometrik bir geçiştir; durma da harekete karşıt başka bir durumdur. Durma için kuvvet uygulanması gerekmiyorsa, hareket için de kuvvet uygulanması gerekmez; hareketin hızının değişmesi için ise kuvvet gerekir.

    Galilei bu düşüncelerinden dolayı Engizisyon’un tepkisiyle karşılaşır ve bu kitap yüzünden tekrar Engizisyon önüne çıkar. Çaresiz bir şekilde verilen metni diz çökerek okur.
    “Ben Galileo Galilei, geçmişteki tüm yanlış ve aykırı düşüncelerimden ötürü, huzurunuzda kendimi lanetliyor, bir daha öyle saçmalıklara düşmeyeceğime, kutsal öğretiye aykırı hiç bir fikir taşımayacağıma yemin ediyorum.”
    Ancak, Galilei’nin Engizisyon’dan çıkarken “Yer yine de dönüyor” dediği söylenmektedir. Kitabı yasaklanır ve Galilei ev hapsine mahkum edilir. Artık iyice yaşlanmış ve görme duyusunu da tümüyle yitirmiştir. Ancak boş durmamış ve devinim üzerine araştırmalarını içeren büyük yapıtı Discorsi e Dimostrazioni Matematiche Intorno à due Nuoue Science\ (İki Yeni Bilim Üzerine Konuşmalar) gizlice hazırlamış, dostları aracılığı ile Hollanda’da yayımlatmıştır (1638). Burada söz konusu olan iki yeni bilimden birisi, düşen tek bir ağır cismin düzgün hızlanan hareketi ile sınırlı olan dinamik, diğeri de statiktir. İki Yeni Bilim Üzerine Konuşmalar’da Galilei, düşen bütün cisimlerin aynı ivmeye sahip olduğunu göstererek, serbest düşmenin sabit ivmeli bir hareket olduğunu saptamış ve serbest düşmede alınan yolun zamanın karesiyle orantılı olduğunu (S = -GT2) göstermiştir. Böylece Galilei, mekanik konusunu matematikselleştirmeyi başarmış, düzgün ve sabit ivmeli hareketleri tanımlamış ve matematiksel formüllerini vermiştir. Onun verdiği bu yanıtlar Isaac Newton (1642-1727) tarafından dinamiğin temelleri haline gelecektir.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Avrupalı Astronomi Bilginlerinin Çalışmaları Türk-İslam Çalışmalarıyla Karşılaştırma
  3. Galileo'nun Astronomi Alanında Yaptığı Çalışmalar
  4. Galileo'nun astronomi alanındaki çalışmaları
  5. Galileo'nun bilimsel çalışmaları bilimin hangi alanlarıyla ilgilidir
  6. Galileo Galilei Kimdir – Galileo Galilei Hayatı (1564-1642)
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri