Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Cadıdan deniz kızına , öcüden kurt adama korkunç efsanevi yaratıklarla tanışın! Cadıdan deniz kızına , öcüden kurt adama kadar birbirinden korkunç efsanevi yaratıklarla tanışmaya hazır
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Cadıdan deniz kızına, öcüden kurt adama korkunç efsanevi yaratıklarla tanışın!

    Sponsorlu Bağlantılar




    Cadıdan deniz kızına, öcüden kurt adama korkunç efsanevi yaratıklarla tanışın!





    Cadıdan deniz kızına, öcüden kurt adama kadar birbirinden korkunç efsanevi yaratıklarla tanışmaya hazır mısınız?

    Abra
    Abra, Altay şamanlığında, yeraltındaki büyük denizde (Tengiz) yaşadığına inanılan, Erlik hizmetlisi, timsah biçimli efsane yaratığı. Abura diye bir söylenişi de vardır. Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra’nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra’nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara, örülmüş dokuz püskül eklenir.

    Alkarısı
    Alkarısı, lohusa dönemindeki kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılan yaratıktır. Efsanenin temeli Şamanizm’e kadar uzanır. İnanışa göre lohusaların ve yeni doğmuş çocukların ciğerleriyle beslenir. Alkarısınden korunmak için çeşitli çarelerin olduğuna inanılır. Lohusa kadını yalnız bırakmamak, ışıkları sürekli yakmak, başucuna Kuran koymak, yüzünü kırmızı örtüyle örtmek bunlardan bazılarıdır. Aynı zamanda Lilith’e karşılık gelmektedir. Lilith’in Adem’in ilk karısı olduğuna ve onunla aynı anda yaratıldığı için Adem’e tabi olmayı reddettiğine ve bu yüzden lanetlendiğine inanılır. Alkarısı; Abası, Orta ve Batı Türklerinde Albastı, Osmanlı metinlerinde Albız, Uranha-Tuba Türklerinde Albis, Altay Türklerinde Almış ismini alan karakteristik bir motif olarak karşımıza çıkar.

    Azmıç
    ‘Azmıç’ın adı, ‘az’ köküyle bağlantılı olup, Yol Azdıran şeklinde anlamlanır. Karaçay – Balkarların inançlarına göre Şeytâni bir ruh. Belli bir görüntüsü yoktur. İnsanlara düşmandır, kurbanları tek başına yola çıkan insanlardır. Azmıç bu insanları onu tanıyan birisinin sesiyle çağırır. İnsan dönüp cevap verirse Azmıç’ın buyruğu altına girer. Azmıç da bu insanı kayalıklardan aşağı atar.

    Bahamut
    Arap mitolojisinde orjinalde su ile ilgili bir figürdür. Fakat modernizasyon işlemi sırasında bu figür büyük oranda değiştirilmiştir. Bahamut engin bir denizde yaşayan dev bir balıktır. Kujata isimli dört bin göz, kulak, burun, ağız, dil ve ayağa sahip dev bir boğayı destekler.

    Basilisk
    Avrupa hikâyelerinde adı geçen efsanevi bir canavardır.Binlerce yıl yaşayabilen bir ejderhadır. Sadece zehirli dişleriyle öldürür. Bakışlarıyla da öldürebilmesi efsanedir. Basilisk kelimesinin aslı Yunanca kral demek olan basiliskos dur. Latincesi Basiliscus’tur. Naturalis Historia of Pliny the Elder’e göre basilisk oldukça zehirli küçük bir yılandır ve dişleri kadar bakışları da öldürücüdür. Basilisk genellikle bir yılan bazen de başı horoz, kuyruğu yılan şeklinde tarif edilir. Yunanca adı “küçük kral” anlamına geldiği için basiliske yılanların kralı denir. Ağzından ateş çıktığı ve sadece tıslamasıyla da öldürebildiği söylenir. Akrep gibi kuru iklimleri tercih eder. Isırığı kurbabını hidrofobik hale getirir. Yanlızca tilki ve o zamanlar öldürücü bir zehir salgılayan gelincik tarafından öldürülebilir. Başka bir kaynağa göre de horoz ötüşü basilisk için ölümcüldür.Horoz ötüşü duyduğunda birkaç saniye içerisinde ölür.

    Basilisk
    Bir basilisk “karakurbağasının altında kırılan horoz yumurtasından” doğar. Gerçekte şekil değiştiren bir ejderhadır ve başka ejderhaların sekillerine girer.Ve yarı kuş yarı ejderha Kokatris(cocatrice) ile karıştırılır

    Basilisk
    Harry Potter serisinin ikinci kitabı olan Sırlar Odası nda varlığı geçmiştir.Basilisk’e birçok kişi dolaylı yoldan baktığı için taşlaşmıştır.

    Bennu
    Mısır mitolojisinde Güneş Tanrısı Ra’nın ruhuna sahip olduğu söylenen balıkçıla benzeyen bir kuştur. Ayrıca bu mitolojiye göre, Bennu kendini Ra Tapınağı’nın çevresinde olan kutsal bir ağacın alevinden oluşturmuştur. Başka bir versiyona göre de, Bennu Osiris’in kalbindeki çatlaktan dışarı çıkmıştır. Bennu, gri, mavi, mor ya da beyaz balıkçıl olarak resmedilmiştir.

    Bukrek
    Altay şamanlığında, “Sangal” isimli kötü ejderle uzun yıllar savaş yapmış, kertenkele görüntülü olan bir ejderdir. Denizleri (Tengiz) birbirine bağlayan ve üst denizlerde yaşadığına inanılan efsane yaratıktır. “Bukra” biçiminde söylenişi de vardır. Uçamayan çok az ejderden birisidir. Uzun bir boynu vardir; fakat çok sağlam ve güçlü pençeleri vardir. Sesi çok güzeldir ve çok uzaktan duyulabilir. Sesini duyan kötü ejderler ondan kaçarlar. Sangal ile olan 9 yıl boyunca süren savaşı kazandıktan sonra kuyruğunun ucunda taşıdığı yelpazeyi Anadolu’da bir yere saklayIp hâlen yaşadığı üst denizlere gitmiştir. Efsaneye göre her bin yılda bir kez Anadolu’da gezinip duruma gözkulak olurmuş.

    Bunyip
    Bunyip (genelde şeytan yada ruh şeklinde çevrilir.) Aborjin inancında suda yaşayan bir deniz canavarıdır. Bazı insanlar bunyipi gördüklerini söyleselerse de bunyip şu an diğer aborjin inancındaki canavarlar gibi mitolojiktir. Çeşitli hesaplar ve bunyip hakkında açıklamalar Avustralya kolonilerinin ilk kuruluşlarından beri yapılmıştır. Avustralya’da en çok tanınan efsanevi yaratıktır. Bunyip tanımları büyük ölçüde değişmektedir. Aborjin açıklamalarda ortak özellikleri bir köpek-yüz, koyu kürk, at kuyruklu, palet gibi veya boynuzlu bir ördek gibi olmalarıdır. Genelde bataklıklarda yaşadıkları söylense de, nehirlerde, göllerde ve diğer su kaynaklarında yaşadığı da anlatılmaktadır.

    Cadı
    Cadı, birçok dinde ve mitolojide doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kadın. Cadılar mistik olarak bakıldığında gerçekte sadece kadınlardan oluşur. Cadılık ve büyücülük kavramlarına da değinildiğinde, bilinenin aksine, her büyücü kadın, bir cadı değildir, fakat bir cadı aynı zamanda iyi bir büyücüdür. Hipnoz ve büyü arasında ne denli bir fark varsa, büyücülük ve cadılık arasında bir o kadar fark vardır. Çünkü bir büyücü sadece Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan bir sihir türünü kullanabilir fakat bir Cadı ise hem Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan bir sihir türünü hem de Ruh Gücüne Dayanılarak Orataya Konan bir sihir türünü kullanır. Bundan dolayı bir cadı, bir büyücüden, gücün kötüye kullanılması açısından çok daha güçlüdür.

    Çarşamba karısı
    Türkçe’de ’saçı başı karmakarışık, üstü başı özensiz kadın’ anlamında kullanılır, zaman zaman Alkarısı’na tekabül eder. Çarşamba gecesi işe başlanırsa, kızan ve o eve kötülük yapan kötücül çirkin bir kadın olarak tanımlanan Çarşamba Karısı, gelip -genelde- evin çocuğunu her kesin gözü önünde alıp götürür. (‘Kaçırmak’ta, kaçırılan canlı ya da cansız nesnenin sahibinden korkma duygusu ile ‘Aman bu çocuğun sahipleri gelmeden kendisini alıp kaçırayım’ şeklinde tanımlanabilecek bir telaş gizlidir. Oysa Çarşamba Karısı hortlak veya hayalettir ki hortlak ve hayaletlerin de ne çocuğun anne babası, ne de bir başkasından herhangi bir korkusu bulunabilir ve bu nedenle de bahsini geçirdiğim Çarşamba Karısı’nın çocukları kaçırması değil, onları herkesin gözü önünde alıp gitmesi söz konusu edilmelidir) Yine anadolu inançlarında haftanın belirli bir günü, yarım kalan işlerin olduğu evlere gelerek işleri karıştıran, insanlara kötülük yapan dişi varlık olarak tanımlanır. Mitolojik bir yaratıktan ziyade hortlak, hayalet, -genel anlamda- cin, peri, öcü, dunganga türünde bir memorat unsurudur.

    Çay Ninesi
    Su merasimi ile bağlantısı olan olan mitolojik bir varlık. Yaşlı kadın kılığında, çayda (ırmakta) yaşadığına inanılır. ‘Çay Ninesi’, köprüden geçerken suya çok bakılırsa kızar ve insanın başını döndürür. Başı dönen insanın gözleri kararır ve çaya düşer.

    Dabbe’tül Arz
    Dabbet, İslam eskatolojisinde yer alan bir terim ve İslam alimlerinin ne olduğu hakkında ortak bir zeminde buluşamadıkları bir varlıktır. Kıyamete çok yakın çıkacağına inanılan bu varlık, topraktan çıkacak ya da topraktan yaratılacaktır. Dabbe’tül Arz’dan İslam dininin kutsal kitabı Kur’an’ın 82. suresinde bahsedilmektedir:”Kıyamet hakkındaki sözün gerçekleşme zamanı yaklaşınca onlara yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız. O da insanların bizim ayetlerimize, (özellikle kıyamete dair ayetlerimize) inanmadıklarını söyler.”(Neml Suresi, 82) İslam tarihinde Dabbe’tül Arz hakkında çok tartışmalar yaşanmış ve hiçbir zaman kesin bir hükme varılamamıştır. Fakat inanılan gerçek, kıyamete yakın Dabbe’tül Arz’ın mutlaka çıkacağı ve de dabbenin ne olduğunu Allah’ın bildiğidir. Bu canlının bazı hadislerde ve rivayetlerde geçtiği kadarıyla bir insan olması tezini güçlendirmektedir.

    Demirkıynak
    Bigadiç dağlarında yaşayan, her kılığa girebilen, korkunç sesler çıkararak insanların delirmelerine sebep olan, çok pis kokulu kötücül bir yaratıktır. Sudan çok korkar. O göründüğü anda akarsu veya göle giren insanlara bir zarar veremeyeceğine inanılır.

    Deniz kızı
    Deniz kızları, belinden yukarısı dişi bir insan görünümünde olan, ama aynı zamanda bir balık kuyruğuna sahip olan efsaneleşmiş düşsel inanışlardır. Dünya üzerinde birçok kültürde deniz kızları farklı, ama birbirine çok yakın şekillerde betimlenmiştir. Sirenler gibi bazı deniz kızları denizcilere şarkılar söyleyip onları büyülerler, işlerinden alıkoyarlar ve güverteden denize yuvarlanmalarına ya da daha kötüsü geminin batmasına neden olurlar. Diğer hikâyelerde ise deniz kızları boğulma tehlikesi geçiren erkekleri kurtaran iyi kalpli deniz canlıları olarak betimlenmişlerdir. Aynı zamanda bu erkekleri su altındaki krallıklarında yaşamaya da davet ederler. Hans Christian Andersen’in Küçük Deniz Kızı’ında ise deniz kızlarından bazılarının erkekleri denizin altına doğru çekerken insanların su altında nefes alamadıklarını unuttukları ya da bilmedikleri söylenir.

    Dev
    Dev, birçok farklı kültürün efsane, folklor ve mitolojisinde yer alan bir doğaüstü yaratık. Genellikle insan görünümünde fakat anormal büyüklükte ve çok kuvvetli tasvir edilmiştir. Kadın veya erkek olabilir. Farklı bölgelerin mitolojilerinde kökenlerine dair farklı inanışlar vardır. Örneğin Hint-Avrupa mitolojilerinin çoğunda, kaos ile ilişkilendirilmiş lanetli bir ırktır ve yabani bir doğası vardır. Çoğunlukla tanrılarla arasında husumet vardır (örneğin, Yunan mitolojisindeki titanlar). Bazı hikâye ve efsanelerde insan yiyen canavarlar olarak da tasvir edilirler. Devlere, Semavi dinler olarak inanılan dinler ve diğer eski inançlarda da göndermeler yapılmıştır. Genellikle tasvir aynıdır; ilk insanın yaradılışından evvel yaşamış “Tanrı Oğulları” olarak bilinen ve tanrının insan oğullarıyla ilişkiye giren yedi meleğinden türemişlerdir. Hanok kitabına göre Nuh da doğduğunda bahsi geçen devlerle aynı özelliklere sahipti.

    Ejderha
    Ejderha , ejder olarak da bilinir,yarasa kanatlı,dikenli kuyruklu,derisi pullu,ağzından ateş saçan dev kertenkele yada yılan biçiminde ki efsanevi canavar.Tarin öncesinin ejderhayı andıran dev sürüngenleri hiç bilgi yokken bile bu yaratıkların varlığına inanılırdı.Yunancadaki drakon sözcüğü başlangıçta hertürlü büyük yılan için kullanılırdı. Efsanevi bir yaratık olan ejderha (Türkçesi Evren) çoğunlukla büyüsel veya ruhani güçlere, özelliklere sahip, kuvvetli ve büyük bir kertenkele veya başka bir sürüngen olarak tasvir edilmiş, tanımlanmıştır.Genellikle ağızlarından ateş çıkardıkları da söylenmektedir. Batı tasvirleri genellikle kanatlıyken, Doğu’daki tasvirlerde genellikle kanat bulunmaz. Ejderhalarınkine benzer özellikler içeren efsanevi yaratıklar neredeyse her kültürde mevcuttur. Hatta ejderha Çin ve diğer Uzak Doğu ülkelerinin simgesidir. Ve çoğu zaman iki yüzlü düşmanları belirtmek için 2 başlı ejderha deyimi kullanılır.

    Emegen
    Kafkas efsanelerinde anlatılan çirkin, insanüstü, zaman zaman birden fazla başı olan dev varlıklardır. Yine Nart efsanelerinde emegenlerin sayıları pek çoktur ve her üç ayda bir doğum yapmaktadırlar. Her doğum sırasında ise yüzden fazla çocuk doğurmaktadırlar. Nart kahramanları sürekli emegenlerle savaş halindedirler. Nart kahramanları bilek güçleriyle ve üstün zekalarıyla emegenleri her zaman yenmeyi başarsalar, sürekli galip gelseler de, emegenlerden çok çekinmektedirler. Çünkü emegenler, yakaladıkları zaman Nartları yemektedirler. Nart destanların göre dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağı emegenlerdir. Eğer emegenler olmasaydı dünyada hiçbir kötülük olmayacaktı. Tanrılar, yeryüzünü emegenlerin kötülüğünden korumak için Nartları yaratmıştır. Bu yüzden Nartlar sürekli emegenlerle savaşıp durmaktadırlar. Emegenlerin anlatılmadığı hiçbir Nart destanı yoktur

    Enkebit
    Enkebit; İç Anadoluda görüldüğü iddia edilen doğaüstü bir varlıktır. Anlatılara göre başında altın bir fesi vardır. Sağ elinin ortası deliktir. Enkebit; uyuyan insanların boğazlarını sıkarak onları boğmaya çalışır. Başından fesini kapan kişiye dokunmayacağına inanılır.

    Fantom (Hayalet)
    Hayalet, ölü bir kişinin duyu organlarından en az biriyle algılanabilir şekilde belirmesi. Ölü bir kişiye benzer görüntü, ses gibi algıların genellikle ölen kişiyle ilgili bir yerde ortaya çıkması söz konusu olur. Hayaletlerin varlığı tartışmalıdır, şüphecileri ikna edecek kesin bir kanıt bulunamamıştır.

    Feniks
    Eski Mısır kökenli efsanevi ateş kuşunun Batı mitolojisindeki karşılığıdır.Pers mitolojisinde Simurg, Arap ve İslam mitolojisinde Anka, İslam sonrası Türk mitolojisinde Zümrüdü Anka veya Simurg u Anka, daha önceleri de Tuğrul olarak geçmesi gibi birçok milletin efsanelerinde karşılık bulmaktadır.Bahsedilen bu kuşlar bu mitolojilerde kısmen benzerlik, kısmen de farklılık göstermektedir. Yunan mitolojisinde Feniks’in Habeş diyarında yaşadığına inanılıp bir kartal büyüklüğünde ve çok uzun ömürlü olduğu söylenmektedir. Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır. Boynunun tüyleri yaldızlı, diğer tarafları ise kırmızıdır. Ömrünün sonlanmakta olduğunu anlayınca, kuru dalları zamkla sıvayarak kendine yuva yapar ve üstüne kurulur. Kızgın güneşin yuvayı tutuşturup kendini yakmasının ardından küllerinden bir yumurta meydana gelir ve ondan da yeni bir Feniks çıkar. Bu sebeple Hıristiyanlar Feniks adını verdikleri bu kuş mitini öldükten sonra tekrar dirilmenin simgesi sayarak yorumlamışlardır.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz) atasözünün anlamı
  3. Deniz Kabukları Oyularak Yapılan Şaheserler, Deniz Kabuğu Heykelleri, Deniz Kabuklarından
  4. Kurt Gödel Kimdir - Kurt Gödel Hayatı Biyografisi, Kurt Gödel Hakkında bilgiler
  5. Kurt Resimleri, Kurt Fotoğrafları
  6. Kurt Resimleri, Kurt Köpeği Fotoğrafları
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri