Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Peygamber Efendimiz in cömertliği ile ilgili hadis ler , Hz Muhammed 'in cömertliği ile ilgili hadis ler Fahr-i Kâinât Efendimiz , gıbta edilecek kişilerden birinin
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 30      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Peygamberimizin cömertliği ile ilgili hadisler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Peygamber Efendimizin cömertliği ile ilgili hadisler,
    Hz Muhammed'in cömertliği ile ilgili hadisler

    Fahr-i Kâinât Efendimiz, gıbta edilecek kişilerden birinin de cömertler olduğunu ifâde ederek şöyle buyurur :

    “Yalnız iki kişiye gıpta edilir: Biri, Allâh'ın mal verip Hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimsedir. Diğeri de Allâh kendisine ilim verip de onunla amel eden ve bunları başkasına öğreten (yâni ilmini infâk eden) kimsedir.” (Buhârî, İlim, 15)

    Mal ve servet yalnız Allâh'a âittir ve rızkı veren de O'dur. Allâh Teâlâ'nın kullarına fazl u kereminden verdiği mallarda muhtaçların hakkı bulunmaktadır. Bu sebeple bir Müslüman için en makûl hareket, mülkü gerçek Mâlik'in yolunda sarfetmesidir. Cömertlik duygusu da bu inançtan kaynaklanır.

    Cömertliğin dünyevî ve uhrevî pek çok hayırlı neticesi vardır. Öncelikle cömert bir kimseyi Allâh Teâlâ sever ve kullarına sevdirir. Nihayetinde cömert kimse cennete yakın, cehennemden de uzak olur. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:

    “Cömert kişi Allâh'a yakın, cennete yakın, insanlara yakın ve cehennem ateşinden uzaktır. Cimri ise Allâh'tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak ve cehennem ateşine yakındır. Cömert câhil, ibadet eden cimriden Allâh'a daha sevimlidir.” (Tirmizî, Birr, 40) Bu sebeple Allâh Teâlâ'nın cimri, ahmak ve kibirli olan kimseleri dost edinmeyeceği bildirilmiştir.

    Allâh Resûlü'nde ilim, mal ve can cömertliği en kâmil sûrette mevcut idi. O, Allâh'ın dinini açıklamak, câhillere öğüt vermek, açları doyurmak, ihtiyâcı olanların hâcetini gidermek ve insanların sıkıntılarına tahammül etmek gibi her nevî cömertliği tatbik ederek öğretirdi. Abdullah bin Abbâs -radıyallâhu anh- , Habîb-i Ekrem Efendimiz'in cömertliğini şöyle anlatır:

    “Allâh'ın Resûlü insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında ise cömertliği daha da artardı. Çünkü Cebrâil -aleyhisselâm- , her sene Ramazan'da gelir ayın sonuna kadar berâber olur, Efendimiz ona Kur'an'ı arzederdi . İşte bu günlerde, esen rüzgârlardan daha cömert olurdu.” (Müslim, Fezâil, 50)


    Resûl-i Ekrem Efendimiz fazladan bir malı elinde bulundurmayı istemez, ihtiyâcından fazlasını hemen tasadduk ederdi. Nitekim bunu bize bildiren Hz. Ömer, birgün oğlunun yanına girmiş ve sofrasına oturmuştu. Yemeğe, etin yağına ilâveten farklı bir yağ daha katıldığını hissedince;

    “Bu iki şey, Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-' in sofrasında asla bir araya gelmezdi. Efendimiz birini yerse diğerini tasadduk ederdi.” demiş ve yemeği yememiştir. (İbn-i Mâce, Et'ime, 57)

    Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-'den bir şey istendiği zaman asla “yok” demezdi. (Buhârî, Edeb, 39) Hassân bin Sâbit -radıyallâhu anh- Âlemler'in Efendisi'ni methettiği bir şiirinde:

    “Teşehhüdü hâriç aslâ « La » yani «Hayır» dememiştir. Şâyet teşehhüd olmasaydı ondan hiç «hayır» kelimesi işitilmezdi.” (Bağdâdî, IX, 210) diyerek Allâh Resûlü'nün bu yönünü anlatmaya çalışmıştır.

    Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'den bir şey istendiğinde, şâyet yanında yoksa, borçlanır ve ihtiyaç sâhibini memnûn ederek gönderirdi. Birgün böyle biri Peygamberimiz'e gelerek bir şeyler istedi. Allâh Resûlü;

    “Yanımda sana vereceğim bir şey yok, git benim nâmıma satın al, mal geldiğinde öderim.” dedi. Efendimiz'in sıkıntıya girmesine gönlü râzı olmayan Hz. Ömer:

    – Yâ Resûlallâh! Yanında varsa verirsin, yoksa Allâh seni gücünün yetmeyeceği şeyle mükellef kılmamıştır, dedi. Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in Hz. Ömer'in bu sözlerinden hoşnut olmadığı yüzünden belli oldu. Bunun üzerine Ensâr'dan biri:

    – Anam babam sana fedâ olsun yâ Resûlallâh! Ver! Arşın sâhibi azaltır diye korkma! dedi. Bu sahâbînin sözleri Efendimiz'in çok hoşuna gitti, tebessüm etti ve:

    “– Ben de bununla emrolundum.” buyurdu. ( Heysemî, X, 242)

    Sevgili Peygamberimiz'in cömertliği bundan da ileridir. Hayası sebebiyle istemekten çekinen, ancak fakirliği hâlinden belli olan kimseleri gördüğünde, Efendimiz yine borçlanma pahasına, elinden gelen yardımı yapardı. Allâh Resûlü'nün bu hasletini Bilâl -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

    “Huzûruna gelen bir Müslüman fakir ve ihtiyaç sâhibi ise bana emir verir, ben de gider borç alır ve o kimseye yiyecek giyecek bir şeyler alırdım.” (Ebû Dâvûd, Harâc, 33, 35)


    İnfâk ve cömertliğin zirvesinde bulunan Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, ashâbın cömertlik duygularında bir zayıflık sezdiği zaman uyarır ve onları cömertliğe teşvik ederdi. Bir gün Amr bin Avf oğulları yurduna gitmişti:

    “– Ey Ensâr cemaati!” diye seslendi.

    – Buyur yâ Resûlallâh, emrine âmâdeyiz, dediler.

    “– Sizler câhiliye döneminde Allâh'a ibâdet etmezken bile ağır mükellefiyetler altına girer, mallarınızdan muhtaçlara verir, yolda kalanlara yardım ederdiniz. Allâh size İslâm'ı ve Peygamberi'ni lutfedince mallarınızı kale içine alıp korumaya mı başladınız? Âdemoğluna, vahşî hayvanların veya kuşların yediğinden dolayı ecir vardır.” buyurdu.

    Bunun üzerine Avf oğulları hemen kalkıp hurmalıklarına gittiler ve her biri bahçesinin çevresinde bulunan duvardan otuz kapı açtı. (Hâkim, IV, 148) Çünkü Cenâb-ı Hak;

    “Siz Allâh için ne verirseniz, Allâh onun yerine hemen yenisini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” buyurmaktaydı. (Sebe' 34/39)

    Bizlere ittibâ edilmesi gereken yıldızlar olarak takdim edilen ashâb-ı güzîn de cömertlik husûsunda ibret alınacak hârikulâde örnekler sergilemişlerdir


    Bir diğer hadisinde;

    “Zulüm yapmaktan sakının. Çünkü zulüm kıyâmet gününde zâlime zifirî karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakının. Zira cimrilik sizden önce yaşayan insanları, birbirini öldürmeye ve dokunulmaz haklarını çiğnemeye kadar götürerek perişan etmiştir.” (Müslim, Birr, 56) buyurarak cimriliğin dünyâ ve âhiretteki acı âkıbetini bildirmiştir. Bu sebeple bir mü'min, tabiatında bulunan cimriliği terk edip cömertlik ahlâkını elde etme gayreti içinde olmalıdır. Zîrâ âhiret hayâtı için en faydalı hasletlerden biri, nefsin sehâvet üzere olmasıdır. Sehâvet, zekât ve infâkın rûhudur. Nefsin terbiyesi de ancak sehâvetle mümkündür. Bunu elde edebilmenin yolları ise ihtiyâcı olduğu halde infakta bulunmak, kendine zulmeden kimseyi affetmek, hoşa gitmeyecek şeylerle karşılaştığında âhirete olan yakîni sebebiyle sabretmek gibi davranışlardır.


    Kaynak:Üsve-i Hasene


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Peygamberimizin şemalini anlatan hadisler
  3. Peygamberimizin Güvenilirliği ile ilgili hadisler
  4. Peygamberimizin Cömertliği
  5. Hz Muhammedin cömertliği, peygamberimizin cömertliği,peygamber efendimizin cömertliği
  6. Paylaş Facebook Twitter Google






  7. Sponsorlu Bağlantılar




    Allah (c.c) razı olsun tşklr



  8. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri