Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Hz İsa'nın Dönüş Alametleri Hz. İsa(as)'nın Dönüşünün Habercileri Hazreti İsa (as)'ın yeryüzüne dönüşünün yaklaştığını gösteren çok sayıda alamet vardır. Bu alametler bizlere Kuran'da , Peygamber
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Hz İsa'nın Dönüş Alametleri Hz. İsa(as)'nın Dönüşünün Habercileri

    Sponsorlu Bağlantılar






    Hz İsa'nın Dönüş Alametleri

    Hz. İsa(as)'nın Dönüşünün Habercileri


    Hazreti İsa (as)'ın yeryüzüne dönüşünün yaklaştığını gösteren çok sayıda alamet vardır. Bu alametler bizlere Kuran'da, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, çeşitli İslam alimlerinin açıklamalarında bildirilmiştir. Bunların yanı sıra İncil'de de kıyamet öncesi dönem ve Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne dönüş zamanı hakkında bildirilen çeşitli olaylar mevcuttur. Tüm bu kaynaklarda bildirilen olaylar bizim için Hz. İsa (as)'ın ikinci kez yeryüzüne dönüşünün yakınlaştığını bildiren birer haberdir.

    KIYAMET ALAMETLERİ


    Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar? (Muhammed Suresi, 18)
    Yukarıdaki ayette görüldüğü gibi, Allah kıyamet alametlerinin bazılarını Kuran'da bize bildirmiştir. Allah Zuhruf Suresi'nin 61. ayetinde Hz. İsa (as) için, "Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir..." şeklinde buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) de bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
    İsa bin Meryem adil bir hakim ve adaletli bir imam olarak inmedikçe kıyamet kopmayacaktır… (Sünen-i İbni Mace, 10/340)
    Kuran'da ve hadislerde görüldüğü gibi Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne tekrar dönüşü kıyametin yaklaştığının alametlerindendir. O halde kıyametin diğer alametleri de Hz. İsa (as)'ın gelişinin yaklaştığını gösteren alametler olarak değerlendirilmelidir.

    Bu nedenle ilerleyen sayfalarda gerek Kuran'da gerekse Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirilen kıyamet alametlerine Hz. İsa (as)'ın gelişinin alametleri olarak yer verilecektir. Bu alametler incelendiğinde, birçoğunun arka arkaya belirli bir dönem içinde gerçekleştiği açıkça görülecek, Hz. İsa (as)'ın gelişinin yakınlaştığı net olarak anlaşılacaktır.

    BİRBİRİYLE DESTEKLENEN ELÇİLER
    Geçmiş peygamberlerle ilgili Kuran'da verilen haberlere baktığımızda, Allah'ın birçok peygamberi başka bir peygamber veya ilim sahibi kul ile desteklediğini görürüz.
    Hz. Musa (as) Allah'tan yardım dilemiş, Allah kendisine şöyle buyurmuştur:
    (Allah) Dedi ki: "Pazunu kardeşinle pekiştirip güçlendireceğiz; sizin ikinize de öyle bir 'güç ve yetki' vereceğiz ki, ayetlerimiz sayesinde size erişemeyecekler. Siz ve size uyanlar galip olanlarsınız." (Kasas Suresi, 35)
    Hz. Musa (as)'ın hayatına baktığımıza Allah'ın onu başka kullarıyla da desteklediğini görürüz. Bu konudaki ayetlerden bazıları şöyledir:
    Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)
    Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" (Kehf Suresi, 65-66)
    Allah'ın başka bir peygamberiyle desteklediği kullarından biri de Hz. İbrahim (as)'dır. Hz. İbrahim (as)'ın tebliği üzerine Hz. Lut (as)'ın iman ettiğini Allah Kuran'da şöyle haber vermiştir:
    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut Suresi, 25-26)
    Bu konuda bir örneği Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in hayatında da görürüz:
    Siz Ona (Peygambere) yardım etmezseniz, Allah Ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak Onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah Ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, Onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkara edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı… (Tevbe Suresi, 40)
    Allah'ın bir başka kulu ile desteklediği peygamberlerinden biri de Hz. Davud (as)'dır. Hz. Davud (as) ve Allah'ın melik olarak gönderdiğini bildirdiği Talut ile ilgili Kuran'da verilen bazı bilgiler şöyledir:
    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)
    Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir."Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti… (Bakara Suresi, 249-251)
    Başka ayetlerde de Rabbimiz Hz. Davud (as) ve Hz. Süleyman (as)'a ilim verdiğini, Hz. Süleyman (as)'ın Hz. Davud (as)'a mirasçı kılındığını haber vermiştir:
    Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamd olsun." dediler. Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize herşeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür." (Neml Suresi, 15-16)
    Buraya kadar bahsettiğimiz ayet ve kıssalarda görüldüğü gibi Allah elçilerini kimi zaman birbirleriyle desteklemiştir. Rabbimiz Hz. İsa (as)'ı da kutlu bir şahıs ile destekleyecektir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirdiği bu şahıs Hz. Mehdi (as)'dır.
    "Mehdi" kelimesi "doğruya götüren" anlamı taşımaktadır. Peygamber Efendimiz (sav), Allah'ın, ahir zamanda meydana gelen kargaşayı önleyecek, insanları kurtuluşa ulaştıracak bir kulunu göndereceğini bize bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, çıkış yeri, zamanı, yapacağı işler, özellikleri ile ilgili detaylı bilgi verilen Hz. Mehdi (as)'ın bir özelliği de Hz. İsa (as)'ın, bu mübarek zatın arkasında namaz kılacağı ve İslam ahlakını yeryüzüne beraber hakim edecekleridir. Peygamberimiz (sav)'in bu konuda pek çok hadisi vardır, bunlardan birkaç tanesi şöyledir:
    Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir grup hak üzere galip olarak mücadele edecektir. Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine, "Gel bize namazı kıldır" der. Ancak O "şu ümmete Allah'ın bir ikramı olarak sizin biriniz, diğerlerinize emirdir" cevabını verir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 80)
    "İmamınız kendinizden olduğu halde Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği (imamınıza iktida ettiği) zaman acaba nasıl olursunuz?" buyurdu. (Sahih-i Müslim, c.1, s. 208)
    "Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve sizden (birini) imam yaptığı zaman haliniz nasıl olacaktır?" buyurdu. (Sahih-i Müslim, c. 1, s. 208)
    Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar hak üzerinde mukatele ederek (mücadele ederek) muzaffer olmakta devam edecektir." Nihayet Meryem oğlu İsa iner ve Müslümanların emiri ona: Gel, bize namaz kıldır, der. Bunun üzerine İsa: Hayır, Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğer bir kısım üzerine emirlersiniz, der. (Sahih-i Müslim, c. 1, s. 209)
    Bazı İslam alimleri de Mehdi ve Hz. İsa (as)'ın birarada olacaklarını detaylı olarak açıklamışlardır. Bu açıklamalardan birkaçı şöyledir:
    Muhammed b.Resul Berzenci:
    Hz. Mehdi (as)'ın varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber ailesinden ve Fatıma oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur... (Kıyamet Alametleri, s. 192)
    …Şurası da bir gerçektir ki, Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as)'dan hakimiyeti almayacak; çünkü liderler Kureyş'dendir. Madem insanlar arasında bu ikisi mevcut olacak, öyleyse Hz. İsa (as) onun emiri değil de veziri olacaktır. Bu sebepledir ki Hz. Mehdi (as)'ın arkasında namaz kılacak ve ona tabi olacaktır…" (Kıyamet Alametleri, s. 185)
    İmam Rabbani:
    Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu:
    "Ashab-ı Kehf, Hz. İsa (as)'ın yardımcıları olacaklardır." Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as) zamanında yere inecektir. Hz. Mehdi (as), deccalin yok edilişinde Hz. İsa (as)'a muvafakat eder. Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır; o ayın ilkinde ise ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve müneccimlerin hesabı hilafına (tahmin edilmeyen, umulmadık şekilde) olacaktır. (İmam Rabbani, Mektubat, c. 2, 380. Mektup, s. 1162-1163)
    "Aradan bin sene geçtikten sonra, Hz. Mehdi (as)'ın gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudumünü (gelişini), Hatem'ür-resül Resullullah (sav) Efendimiz müjdelemiştir. Hz. İsa (as) dahi aradan bin sene geçtikten sonra, nüzul edecektir (inecektir)..." (İmam Rabbani, Mektubat, c. 1, 209. Mektup, s. 440)
    Hz. Mehdi (as), Hz. İsa (as)'dan bir süre önce zuhur edecek ve önce İslam dünyasının içinde fikri bir mücadele yürütecektir. İslam'ın aslından kopmuş olan Müslümanları gerçek imana ve ahlaka döndürecek, tüm İslam alemini birleştirecektir. Darwinizm'e ve materyalizme karşı çok güçlü bir fikri mücadele verecek, bu iki din ahlakına aykırı ideolojiyi tam anlamıyla yenilgiye uğratacaktır. Hadislerde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi (as)'yla aynı dönemde dünyaya yeniden dönecek olan Hz. İsa (as) ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran'a göre yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz. İsa (as)'a uyması ile birlikte, İslam ve Hıristiyan dünyaları tek bir inançta birleşecek ve dünya "Altınçağ" olarak anılan büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.

    Hz. Mehdi (as)'ın Hz. İsa (as)'dan kısa bir süre önce geleceği ahir zaman ile ilgili önemli bir diğer kaynakta şöyle ifade edilmektedir:




    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Münafığın alametleri nelerdir?
  3. Dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünün sonuçları
  4. Dünya’nın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları Nelerdir
  5. Resimli Kıyamet Alametleri, Resimlerle Kıyametin Alametleri
  6. Dünyanın Dönüşünün Kâşifi, Beyrûni
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Hz. Mehdi (as), bu ümmetin vasatı, Hz. İsa (as) da ahiri olacaktır. Vasattan kastedilen, Hz. Mehdi (as)'ın Hz. İsa (as)'dan çok az bir süre önce geleceğini ifade etmek içindir. Hz. İsa (as) da, ondan hemen sonra geldiği için ahir olarak vasıflandırılmıştır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
    O halde tüm bunlar bize göstermektedir ki, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametleri aynı zamanda Hz. İsa (as)'ın da çıkış alametidir. İlerleyen bölümlerde Allah'ın kutlu peygamberi Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne tekrar gelişinin yaklaştığını müjdelerken, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerini de tek tek anlatacağız.
    Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Bu Yüzyılda Gelecektir
    Her yüz senede bir din ahlakını bidatlerden kurtarmak ve yenilemek için Allah tarafından bir zatın gönderildiği, Sünen-i Ebu Davud, Mektubat-ı Rabbani gibi büyük ve muteber ehli sünnet alimlerinin eserlerinde açık bir şekilde belirtilmiştir:

    Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah her yüz senenin başında şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)

    Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadislerde ahir zamanda zuhur edeceği müjdelenen Hz. Mehdi (as)'ın çıkış zamanı olarak ise Hicri 1400 yılı verilmiştir:

    "İnsanlar 1400 senesinde Hz.Mehdi (as)'ın yanında toplanacaklardır." (Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)
    Bu 100 yıllık sürede İslam ahlakı belli bir süreç içinde tüm dünyaya hakim olacak, din ahlakına karşı mücadele veren Deccaliyet sistemi ise tamamen ortadan kalkacaktır. Ancak aşağı yukarı 100 sene kadar sürecek olan bu yükselme döneminin ardından yani Hicri 1500'lerle birlikte Dünya yeniden bir bozulma sürecine girecektir. Ehl-i Sünnetin büyük hadis ve fıkıh alimlerinden biri olan İmam Ahmed İbni Hanbel gibi birçok alimin birbirlerinden naklettikleri bir hadiste Peygamberimiz (sav) kendine kadar dünyada geçen zamanın 5600 yıl olduğunu bildirerek insanlık tarihinin başlangıcı hakkında önemli bir bilgi vermiştir:
    Ahmed İbni Hanbel İlel'inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed'den O da Vehb'den rivayet etti: DÜNYADAN BEŞ BİN ALTI YÜZ YIL GEÇMİŞTİR. (Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir zaman, sf. 89)
    Diğer yandan başka birçok hadiste ise dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğuna dair açık izahlar bulunmaktadır:
    Enes Malik 'den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: DÜNYANIN ÖMRÜ, AHİRET GÜNLERİNDE YEDİ GÜNDÜR. Allah-u Teala buyurdu ki: RABBİN KATINDA BİR GÜN SİZİN SAYDIKLARINIZDAN BİN YIL GİBİDİR. Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişcesine ŞU DÜNYANIN YEDİ BİN YILLIK ÖMRÜ MÜDDETİNCE SEVAP YAZAR. (Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 88)
    Dakkak b. Zeyd-ü Cüheni 'den rivayet ettiler: Ben gördüğüm bir rüyayı Resulullah (sav)'e anlattım. Bu rüyada Peygamber (sav) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi: O buyurdu ki, YEDİ BASAMAKLI GÖRDÜĞÜN MİNBER ŞU DÜNYANIN ÖMRÜ OLAN YEDİ BİN SENEDİR. (Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 89)
    Hicri 1300'ün ve son bin yılın en büyük müceddidi olan Üstad Said Nursi Hazretleri ise İslam ahlakının hakimiyet süresi için Hicri 1500'leri vermiştir. Üstad bu tarihlere kadar ki dönemin Müslümanların açık ve aşikar galibiyet dönemleri olacağını ifade etmiştir. Bundan sonraki yıllarda ise İslam ahlakının dünya üzerindeki yükseliş döneminin sona ereceği ve kafirler için bir kıyamet kopmasının Hicri 1545 itibariyle söz konusu olacağını söylemiştir. (Doğrusunu Allah bilir.)
    "Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar (kıyamete kadar) hak üzerinde olacaktır."

    "Ümmetimden bir taife.." fıkrasının (bölümünün) makam-ı cifrîsi (cifir hesâbına göre olan netice, sayı değeri) 1542 (2117) ederek nihayet-i devamına (varlığının sonuna) îma eder. "Hak üzerinde olacaktır." (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1506 (2082), bu tarihe kadar zâhir ve aşikârane (açık ve ortada), belki galibane; sonra tâ 1542 (2117) ye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine (aydınlatma görevine) devam edeceğine remze (işarete) yakın îma eder. "Allah'ın emri gelinceye kadar" (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi 1545 (2120), kâfirin başında KIYAMET KOPMASINA îma eder. (Kastamonu Lahikası, s. 33)

    Büyük ehl-i Sünnet alimi Berzenci Hazretleri de dünyanın ömrünün Hicri 1600'e ulaşmayacağını yani Hicri 1500'lü yıllar içinde kıyametin kopmasının Allah'ın izniyle beklendiğini ifade etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)

    BU ÜMMETIN ÖMRÜ BİN SENEYİ GEÇECEK, FAKAT BİN BEŞ YÜZ SENEYİ AŞMAYACAKTIR... (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed b. Resul el-Hüseyni el-Berzenci, Pamuk Yayıncılık, İstanbul, 2002, s. 299)
    Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadise dayalı olarak Suyuti Hazretleri ise yaptığı açıklamada şöyle belirtmektedir:

    "BENİM ÜMMETİMİN ÖMRÜ 1500 SENEYİ PEK GEÇMEYECEK." (Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi. (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, Kitâbu'l-İlel, sh. 89)
    Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden ve büyük İslam alimlerinin açıklamalarından da açıkça anlaşıldığı üzere, içinde bulunduğumuz Hicri 1400'ler Hz. Mehdi (as)'ın zuhur çağıdır. Bu yüzyılda Hz. Isa (as) yeniden yeryüzüne gelecek, Hz. Mehdi (as) zuhur edecek ve İslam ahlakı yeryüzüne hakim olacaktır.

    ELÇİLERE KARŞI GELENLER

    Allah bir ayette "İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık..." (Furkan Suresi, 31) şeklinde buyurmuştur. Ayette açıkça belirtildiği gibi, her dönemde Allah'ın elçilerine düşman olan, onları engellemeye çalışan kişiler olmuştur. Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişinde de kendisine düşman olanlar, karşı çıkanlar olacaktır. Elbette bu düşmanların başında olan, inkarcıların liderliğini yapan, bir ayette dikkat çekildiği gibi "kötülüğü örgütleyip düzenleyen" bir şahıs da olacaktır.
    İşte bu şahıs, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde deccal olarak tanıtılır. Deccal Arapça bir kelimedir, "decl" kökünden gelir. Sözlüklerde verilen manaya göre deccal, "yalancı, hilekar; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile batılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid (nifak koyan, bozan, fenalaştıran) ve me'lun (Lanetlenmiş, kovulmuş) bir kişidir." Deccal ahir zamanda (dünyanın son devirlerinde) ortaya çıkacak en büyük negatif gücün adıdır. Hadislerde genelde bir şahıs olarak tasvir edilmektedir, ancak bu bir kişi olabileceği gibi, şiddete ve vahşete eğilimli, şeytani özelliklere sahip ve insanlara zulmeden bir ideoloji de olabilir.

    Ahir zaman gibi olağanüstü olayların gerçekleştiği bir dönemde Allah'ın elçisine düşmanlık yaparak şeytanın sistemini hakim etmeye çalışacak olan deccal, tarihin belki de en şiddetli inkarcılarından biri olacaktır. Nitekim Peygamberimiz (sav) deccalin fitnesinin büyüklüğünü şöyle tarif etmiştir:
    Adem'in yaratılışından kıyamete kadar geçen zaman içerisinde Deccal'den daha büyük bir hadise yoktur. (Tirmizi, s. 82; Müslim, Fiten: 126)
    Hz. Muhammed (sav)'in başka hadislerinde deccal, kıyametin önemli alametlerinden biri olarak haber verilmektedir:
    Kıyamet on alamet görülmedikçe kopmaz: Duman, Deccal, Dabbetu'l arz, Güneş'in batıdan doğması, İsa'nın yeryüzüne inmesi... (Büyük Hadis Külliyatı, 5. cilt, s. 362)
    Büyük İslam alimleri de deccalin kıyamet öncesinde yeryüzüne geleceğini kesin bir bilgi olarak aktarmışlardır. Örneğin Ebu Hanife bu konu hakkında şunları bildirmektedir:
    Deccal'in, Ye'cüc ve Me'cücün çıkması, Güneş'in batıdan doğması, İsa (as)'ın gökten inmesi ve diğer kıyamet alametleri, sahih haberlerde varid olduğu vech ile, haktır, olacaktır. (Ebu Hanife, Nu'man b. Sabit (150/767), Fıkh-ı Ekber, Çeviren: H. Basri Çantay, Ankara, 1982)

    Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) ile aynı dönemde yani ahir zamanda yeryüzüne gelecek olan deccalin yenilmesi için Allah Hz. İsa (as)'ı vesile edecektir. Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği gibi Hz. İsa (as), deccali manen yok edecek ve yeryüzünde İslam ahlakının tam olarak hakim olduğu, kutlu bir dönemin başlamasını sağlayacaktır. Hz. İsa (as)'ın deccali yok etmesiyle ilgili bir hadis şöyledir: Deccal, Hz. İsa (as)'ı görünce su içinde tuzun erimesi gibi erir ve koşarak kaçıp gider. Hazreti İsa (deccalin arkasından): "Benim sana indireceğim bir darbe var, sen bu darbeden hiç kurtulamazsın", der ona (Filistin'deki Bab-ü Lüdd denilen mevkide yani) Bab-ü Lüdd'ün şark tarafındaki bab-ü Remle (Reml kapısı; Reml, Filistin''de bir kasabanın ismidir) yanında yetişerek Deccal'i yok eder. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 496)
    Büyük İslam alimi Bediüzzaman da eserlerinde, ahir zaman ve Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişi konularına çok geniş yer ayırmıştır. Özellikle vurguladığı konuların başında ise Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne geldiği sırada dünya üzerindeki dinsizliği temsil eden deccal ile çok büyük bir mücadele yürütüp, onu yeneceğidir. Bediüzzaman'ın bu konudaki bazı açıklamaları şöyledir:

    Hem alem-i insaniyette inkar-ı uluhiyet (Allah'ın kainattaki hakimiyetini inkar) niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zir ü zeber (karmakarışık) eden deccal komitesini, Hazret-i İsa'nın din-i hakikîsini (gerçek dinini) İslamiyet'in hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar bir İsevi cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevileri" ünvanına layık bir cem'iyet, o deccal komitesini, Hazret-i İsa'nın riyaseti (reisliği) altında yok edecek ve dağıtacak; beşeri, inkar-ı uluhiyetten kurtaracak. (Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, 29. Mektup, s. 441)

    ..."O kadar kuvvetlidir ve devam eder; yalnız Hazret-i İsa onu (deccali) yok edebilir, başka çare olamaz." rivayet edilmiş. Yani, onun mesleğini ve yırtıcı rejimini bozacak, öldürecek; ancak semavi ve ulvi, hâlis bir din İsevilerde zuhur edecek ve hakikat-ı Kur'aniyeye (Kuran hakikatlerine) iktida (tabi olan) ve ittihad eden bu İsevi dinidir ki, Hazret-i İsa (as)'ın nüzulü (inişi) ile o dinsiz meslek mahvolur ölür. Yoksa onun (deccalin) şahsı bir mikrop, bir nezle ile öldürülebilir. (Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, 5. Şua, s. 581)

    Üstad'ın bu açıklamasında gerçek İsevilik olarak adlandırdığı din İslam'dır. Üstad'ın diğer açıklamaları da göz önünde bulundurulduğunda bu durum açıkça görülmektedir. Nitekim, hadis-i şeriflerde de Hz. İsa (as)'ın Kuran ile hükmedeceği, Hıristiyanlığın batıl inanışlarını ortadan kaldırarak, insanları tek bir din altında –yani İslam ahlakında- toplayacağı bildirilmektedir.

    Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi Hz. İsa ve deccal aynı dönemde yeryüzünde bulunacaklardır. Dolayısıyla tıpkı kıyamet alametleri ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametleri gibi deccalin alametleri de, Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişinin bir habercisidir. Yine ilerleyen bölümlerde deccalin çıkış alametlerine detaylı olarak değinilecek ve Hz. İsa (as)'ın gelişinin yakın olduğu bu vesileyle bir kez daha vurgulanacaktır.

    İNCİL'DEKİ AÇIKLAMALAR

    Buraya kadar Hz. İsa (as)'ın gelişinin habercileri olarak hep İslami kaynaklardan söz ettik. Bunlardan anlaşıldığı gibi ahir zaman ile ilgili olarak elimizde İslami kaynaklara ait çok sayıda bilgi mevcuttur. Ancak her ne kadar tahrif edilmiş olsa da İncil'de de Hz. İsa (as)'ın tekrar yeryüzüne gelişini müjdeleyen çeşitli haberler bulunmaktadır. Bu haberlerin doğruluğundan kesin olarak emin olamasak da, Kuran ile ve Peygamberimiz (sav)'in sahih hadisleri ile mutabık olan açıklamaları göz önünde bulundurmakta fayda vardır. Çünkü İslami kaynaklarla mutabık olan bu açıklamaların orjinal kalmış olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir.

    İncil'de özellikle de Hz. İsa (as)'ın ikinci gelişi, bunun işaretleri ve son zamanlar hakkında çok sayıda açıklamaya rastlamak mümkündür. Bu açıklamalarda Hz. İsa (as)'ın gelişinden önce ve sonra belirecek doğa olayları, toplumsal hadiseler anlatılmaktadır. Günümüzde, Peygamber Efendimiz (sav)'in de hadislerinde detaylı olarak bildirdiği bu alametlerin çoğunun önceki zamanlara kıyasla dikkat çekici tarzda ortaya çıktığına şahit olmaktayız. Önemli olan söz konusu işaretlerin biri veya ikisinin değil, hemen hepsinin birbiri peşi sıra günümüzde ortaya çıkıyor olmasıdır. Böylece içinde yaşadığımız zamanın söz konusu ahir zaman olduğunu, başta İslami kaynaklara göre, hem de İncil'e dayanarak söylemek mümkündür.

    İlerleyen bölümlerde ahir zaman ve Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne dönüşüne işaret eden İncil açıklamalarına da yer verilecektir.




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri




    Şüphesiz ki, Hz. İsa Aleyhisselam, yeryüzüne inecektir. Elbette onun zuhuruna yakın alametler ve fitneler olacaktır..." (Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal"; Beklenen Mehdi, 3. Baskı, s.151)




    Yukarıdaki hadiste görüldüğü gibi Peygamberimiz (sav) ahir zamanda Hz
    . İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden dönüşünden önce çeşitli alametlerin görüleceğini haber vermiştir. Bu bölümde bu haber doğrultusunda, Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci gelişinin yaklaştığını müjdeleyen alametlere yer vereceğiz. Önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi ahir zaman ve kıyamet alametleri, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametleri, deccalin fitnesinin yaklaştığını gösteren alametler, Hz. İsa (as)'ın gelişinin de habercisidirler. Kuran'da, Peygamberimiz (sav)'in hadis-i şeriflerinde ve İslam alimlerinin kitaplarında yer verilen izahlar bu konulardaki ana kaynaklardır. Bunların yanısıra İncil açıklamalarından ahir zaman ve Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişi konusunda Kuran ve Peygamberimiz (sav)'in sözleri ile mutabık olanları da bize önemli bilgiler vermektedir.
    Ancak tüm bunlara rağmen bazı kişiler bu haberlerin günümüzü işaret ettiği konusunda birtakım şüpheler duyabilirler. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, ilerleyen sayfalarda bahsedeceğimiz alametler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve nettirler. Ancak en önemlisi bu haberlerin tamamının günümüzde birbiri ardısıra gerçekleşmiş ve halen de gerçekleşiyor olmasıdır. Elbette bu işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu, Hz. İsa (as)'ın ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişlerinin çok yakın olduğunu göstermez. Zira bir devrin Allah'ın müjdelediği son devir olarak nitelendirilmesi için detaylı olarak anlatacağımız alametlerin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum hadislerde şöyle ifade edilmiştir:

    "Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi."

    (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Suyuti, Camiü's-Sagir, 3/167)


    Ümmet bunları yaptığı zaman, alametler birbirini, ağı koparılıp kaçan balıkların birbirini kovaladığı gibi kovalar.

    (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 478)

    Hadisler son derece açıktır. Ahir zaman alametleri birbiri ardına aynı dönemde gerçekleşecektir. Burada şu noktaya değinmekte yarar vardır: İlerleyen sayfalarda yer vereceğimiz olaylardan bazıları, günümüz için olağan olaylar olarak karşılanabilir. Kimileri burada anlattığımız alametlerin içinde bulunduğumuz çağın şartları gereği doğal olarak ortaya çıktığını öne sürebilirler. Elbette bu olayların bir kısmı günümüzde çeşitli etkilerle doğal olarak meydana gelmektedir. Ancak tüm bunların 1400 yıl önce eksiksiz olarak tam bugünün sosyal düzenini tarif edecek şekilde tasvir edilmiş olması ve biraz önce de belirttiğimiz gibi aynı dönemde, birbirini izleyerek gerçekleşmesi son derece önemli bir konudur. Bu durum, 14 asır önce ahir zamanda meydana gelecek ortamı detaylı tarif ederken Peygamberimiz (sav)'in bu döneme dikkat çektiğini anlamamız için kesin bir delildir.
    Yukarıdaki bilgiler ışığında gerek İslami kaynakları, gerekse İncil açıklamalarını incelediğimizde hayret verici bir sonuçla karşılaşmaktayız. Ahir zamana yönelik işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde, içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Ahir zamanla ilgili haberler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır.



  11. 1 Ay'ın Yarılması

    Kuran'ın 54
    . Suresi'nin adı olan "Kamer"in Türkçe karşılığı "Ay"dır. Bu surenin büyük bir bölümünde, kendilerine gönderilen peygamberlerin "uyarılarını gözardı eden" Nuh, Ad, Semud ve Lut halkının, Firavun ve çevresinin başlarına gelen yıkımlar anlatılır. Aynı zamanda birinci ayette kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bir mesaj verilir:
    Saat (kıyamet saati) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)

    Ayette kullanılan "yarmak" fiilinin Arapça karşılığı "şakka"dır
    . Bu kelimenin Arapça'da farklı anlamları bulunmaktadır. Bazı Kuran tefsirlerinde "ikiye yarılmak" manası tercih edilmektedir. Bununla birlikte, "şakka" kelimesi Arapçada "toprağı sürme, toprağı kazma" anlamlarında kullanılmaktadır.

    İkinci anlamına örnek olarak, Abese Suresi'nin 26
    . ayetinde geçen kullanımını verebiliriz:

    Biz, şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık
    . Sonra yeri yardıkça yardık. Böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar. (Abese Suresi, 25-29)

    Açıkça görüldüğü gibi, bu ayetteki "şakka" ifadesi "yerin ikiye yarılması" manasında değil, "çeşitli bitkilerin yetişmesi için toprağın sürülerek yarılması" anlamında kullanılmıştır
    .

    İşte tam bu noktada, Kuran'ın çok büyük bir mucizesiyle karşılaşmaktayız
    . Kamer Suresi'nde on dört yüzyıl öncesinden haber verilen ayet, 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar ile gerçekleşmiştir. Amerikalı astronotların Ay'a ayak basarak, Ay toprağı üzerinde bilimsel araştırmalar yapmaları, taş ve toprak örnekleri toplamaları ayın yarılması ayetindeki ifadelere tam olarak uymaktadır.


    Bir anlamı ile Kuran'da kıyametin yaklaştığının bir alameti olarak bildirilen "Ay'ın yarılması", 20 Temmuz 1969 tarihinde ABD'li astronotların Ay'a çıkarak, Ay toprağını kazmaları ile gerçekleşmiştir
    . (En doğrusunu Allah bilir)

    Ay'ın keşfi, "Bir insan için küçük bir adım, insanlık için büyük bir atılım" sloganıyla özdeşleşmiştir
    . Bu tarihi gezi uzay araştırmalarında bir dönüm noktasıdır; kameralar aracılığıyla belgelenmiş ve o tarihten bu yana yaşayan insanların seyrettikleri bir olay olmuştur. Kamer Suresi'nin ilk ayetinde Allah'ın bildirdiği gibi, bu büyük olay aynı zamanda bir kıyamet alametidir; dünyanın kıyamet öncesi son zaman diliminde olduğunun bir belirtisidir. (Doğrusunu Allah bilir.)

    Nitekim bu konuda çok önemli bir işaret daha vardır
    . Kamer Suresi'nde geçen bu ayetin bazı kelimelerinin ebced değeri bizlere Ay'a ayak basma yılı olan 1969 tarihini vermektedir. (Ebced hesabı konusunda detaylı bilgi için bkz. Hz. İsa (as)'ın Çıkış Zamanı bölümü)

    .
    .. Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı...

    HİCRİ: 1390 MİLADİ: 1969


    Ancak şunu da belirtmeliyiz: Elbette Ay'ın yarılması olayı, Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e verdiği mucizelerden biridir
    . Bir hadiste bu mucize şöyle bildirilmiştir:



    .
    .. Said ibn Ebi Arube, Katade'den; o da Enes ibn Malik (R)'den tahdis etti: Mekke ahalisi Resulullah'tan kendilerine bir ayet (bir mucize) göstermesini istediler. O da onlara Ay'ı iki bölük gösterdi, hatta Mekkeliler Hıra Dağı'nı o iki bölük arasında gördüler.
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, cilt 8, no.88)



    Yukarıda anlatılan mucize ayette haber verilen Ay'ın yarılması olayıdır
    . Ancak Kuran her çağa bakan bir kitap olduğu için, bu ayetle günümüzde Ay'ın keşfi konusuna da dikkat çekildiği düşünülebilir. (Doğrusunu Allah bilir)


  12. İran-Irak Savaşı

    Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle haber verilir:


    Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları,


    Zilhicce'de ise harb vaki olacak
    .
    (Kıyamet Alametleri,s. 166)



    Önceki sayfadaki hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak Savaşı'nın gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:
    Şevval ayında ayaklanma...
    İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.
    Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak...
    Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.



    Türkiye Gazetesi, 22 Ocak 1987, "İran-Irak göğüs göğüse"

    Türkiye Gazetesi, 3 Ağustos 1988, "2 milyona yakın ölü"


    Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:


    Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak… (Kıyamet Alametleri, s. 179)


    - Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan
    - Faris: İran - İranlı
    - Yazıya inecekler : Ovaya inecekler (Irak Ovası)
    - Mutık: Yöredeki bir dağın adı
    - Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

    "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır…"
    Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor olabilir. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya (yani Irak Ovası'na) inileceği ve savaşın başlayacağı anlaşılmaktadır.
    Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...
    Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.



  13. 3-Fırat ile Dicle Arasındaki Büyük Savaş


    "Fırat ile Dicle arasında Zevra (Bağdat) denen bir şehir olacak
    . Orada büyük bir savaş olacak. Kadınlar esir edilecek, erkekler ise, koyun kesilir gibi boğazlanacak."
    (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, sf. 38, El Muttaki)



    Hadiste geçen "Fırat ve Dicle arasında yaşanacak bu büyük savaşla" da yakın geçmişte yaşanan İran-Irak Savaşı'na dikkat çekiliyor olması muhtemeldir
    . Önceki sayfalarda da gördüğümüz gibi, iki Müslüman ülke arasında yaşanan bu büyük savaşta, hadiste dikkat çekilen topraklarda büyük çatışmalar yaşanmış, köyler, kasabalar, şehirler ağır bombardıman altında yerle bir olmuştur. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan pek çok insan savaşta hayatını kaybetmiştir. İlerleyen tarihlerde ortaya çıkan toplu mezarlar, savaş sırasında hayatını kaybeden insan sayısının tahmin edilenden fazla olduğunu göstermektedir

    4-Afganistan'ın İşgali


    Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu
    . Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. ''
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)


    Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır
    . Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.

    Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır
    ...

    Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir
    . Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

    Rusya'nın Afganistan işgali ile ilgili, o dönemde Der Spiegel dergisinde çıkan bir yazıda, Rusya'nın işgali bitirse de bölgenin ekonomik kontrolünü elinden bırakmak istemediği açıklanmıştı
    . Afganistan'ın o dönemde sahip olduğu yıllık 150 milyar metreküpten fazla doğalgaz rezervinin bunda büyük payı vardı. Ayrıca Afganistan'ın zengin kömür, kurşun, çinko, gümüş, altın maden yatakları ve dünyanın en zengin lapis yatakları da Rusya'nın bu ısrarlı tutumunu açıklıyordu.


  14. 5-Fırat'ın Suyunun Kesilmesi

    Fırat Nehri'nin suyunun kesilip durdurulması da Hz
    . İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerindendir:

    Fırat Nehri'nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.

    ( Riyazü's Salihin, 3/332)

    Diğer hadislerde bu olayın ayrıntılarıyla ilgili önemli bilgiler verilmektedir:

    Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek, onlardan her adam, keşke kurtulan ben olsaydım, diyecektir buyurmuşlar.

    (Sahih-i Müslim, 11/320)


    Resulullah şöyle buyurdu: Yakında Fırat Nehri altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır bulunursa, ondan bir şey almasın.

    (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 28)


    (Resulullah "Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır" dedi.

    (Sünen-i Ebu Davud, 5/116)

    Görüldüğü gibi Hz. İsa (as)'ın yeniden gelişinin önemli bir alameti olan Fırat Nehri'nin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer almaktadır.




    Keban Barajı'nın inşa edilmesiyle Fırat Nehri'nin suyu durdurulmuştur.
    (üst, sol resim) Hürriyet, 4 Kasım 1973

    Şimdi yukarıda yer verdiğimiz hadislerde geçen bu konuyla ilgili önemli ifadeleri tek tek ele alarak inceleyelim:
    Resulullah buyurdu ki: (1) Fırat Nehri'nin suyu çekilip (2) altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz... (Riyazü's Salihin, 3/332)
    (1) Fırat Nehri'nin suyunun çekilip...

    Suyuti'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurarak kesmiştir.
    (2) "Altın"dan bir dağ meydana çıkmadıkça...

    Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir.
    Keban barajı ve Fırat Nehri üzerine sonradan kurulan diğer barajlar, betondan dev birer dağı andırmaktadır. Bu barajlardan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla barajlar "altın bir dağ" özelliği kazanmaktadır. (Doğrusunu Allah bilir)



  15. 6 Ramazan Ayı'nda Ay ve Güneş Tutulmaları

    Hz
    . Mehdi (as) için 2 alamet vardır ki...Bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın ikincisi de ortasında Güneş'in tutulmasıdır.
    (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

    Ramazan'ın birinci gecesi Ay, ortasında Güneş tutulacaktır
    . (Kıyamet Alametleri, s. 199)

    Onun saltanatı zamanında, Ramazan Ayı'nın on dördünde Güneş tutulacaktır, o ayın ilkinde ise Ay kararacak
    ... (Mektubat-ı Rabbani, 380. Mektup, 2/1163)

    Hz
    . Mehdi (as)'ın çıkmasından önce bir Ramazan içinde Güneş iki defa tutulacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 440)

    .
    .. Güneş'in oruç ayının ortasında, Ay'ın ise sonunda tutulması... (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)

    Ramazan'da iki defa Ay tutulması olacaktır
    . (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)

    Hz
    . Mehdi (as)'ın gelişi Razaman ayında Ay'ın iki kere tutulmasına sebep olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 200)



    Yukarıdaki rivayetlerde dikkati çeken en önemli noktalar Ramazan Ayı'nın ortasında hem Güneş tutulması, hem de bir ay içinde Ay'ın ve Güneş'in iki kere tutulmasıdır
    .

    Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle incelenirse, rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu göze çarpar
    . Yukarıdaki 1, 2 ve 3. rivayetlerde Ay, Ramazan'ın birinci günü, 4. rivayette ise sonuncu günü tutulacaktır. Böyle bir durumda yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır. Buna göre, yukarıdaki hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır:

    1
    . Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.

    2
    . Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.

    3
    . Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.

    Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri 1401'de) Ramazan Ayı'nın 15
    . günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri 1402'de) Ramazan Ayı'nın 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.

    Ayrıca bu hadisede Ay'ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır
    .

    Bu olayların Hz
    . İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde meydana gelmesi ve Hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.

    Üstelik hayret uyandıracak şekilde benzer bir tutulma olayı 2002 ve 2003 senelerinde de gerçekleşmiştir


    GERÇEKLEŞEN TUTULMA TARİHİ




    Ay Tutulması 20 Kasım 2002 1423 ‘te Ramazan’ın ortasında


    15 gün sonra

    Güneş Tutulması 4 Aralık 2002
    1423'te Ramazan'ın sonunda

    Ay Tutulması 9 Kasım 2003 1424 ‘te Ramazan’ın ortasında

    15 gün sonra
    Güneş Tutulması 23 Kasım 2003
    1424'te Ramazan'ın sonunda





    (üst küçük resim) 1981 yılında yaşanan Ay tutulmasının Sky Telescope dergisinin Temmuz 1999 tarihli sayısında yayınlanan resmi.
    (üst resim) 31 Temmuz 1981 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulmasının resmi. Takvim yapraklarında 1981 ve 1982 yıllarında gerçekleşen Ay ve Güneş tutulmalarının tarihleri görülüyor,
    Vatan, 08 Kasım 2003, "Sahurdan önce ay tutulması"



  16. 7- Kuyruklu Yıldızın Doğması


    Hz
    . Mehdi (as)'ın çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 200)






    O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir
    . (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)





    O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır
    . (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)





    .
    .. Ne zaman ki Melikler seyahat, zenginler ticaret, fakirler dinlenmek, hafızlar gösteriş yapmak için hacca giderler; işte o zaman, kuyruğu bulunan bir yıldız zuhur edecektir. (Kıyamet Alametleri, s.123)




    Hadislerde belirtildiği gibi:


    - 1986 yılında (Hicri 1406'da) yani 14
    . yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı Dünyamız'ın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak ışıklı bir yıldızdır.

    - Hareket yönü doğudan batıya doğrudur
    .

    - 1981 ve 1982 (Hicri 1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır
    .

    Bu yıldızın doğuşunun da diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir
    .

    Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası sayılabilecek olaylar meydana gelmiştir
    . Bunlardan bir kısmı Peygamberimiz (sav)'den aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir:

    Bu yıldız ilk çıktığında;


    - Hz
    . Nuh (as)'ın kavmi helak olmuştur.

    - Hz
    . İbrahim (as) ateşe atılmıştır.

    - Hz
    . Musa (as) ile mücadele eden Firavun ve kavmi yok edilmiştir.

    - Hz
    . Yahya (as) öldürüldüğünde de görülmüştür.

    Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız
    . (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)



    Bu yıldız geçtiğinde meydana geldiği rivayet edilen bazı önemli olaylar da şunlardır:


    Hz
    . İsa doğmuştur.
    Peygamber Efendimiz (sav)'e ilk vahiy gelmeye başlamıştır.

    Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.

    İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde de bu yıldız görülmüştür.

    Halley Kuyruklu Yıldızı Hakkında Bazı İlginç Rakamlar


    Cronicle 20th, Mart 1986, s
    .1278
    Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların "19" sayısının tam katları olması da oldukça dikkat çekicidir:

    Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor 76 = 19 x 4


    Bu yıldız en son Hicri 1406'da görüldü 1406 = 19 x 74


    Bu konuyla ilgili bir diğer ilginç durum da şudur: Yukarıda da hesapladığımız gibi Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri 1406 yılı 19'un tam 74 katıdır
    . "74" sayısı ise aynı zamanda Kuran-ı Kerim'de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR Suresi'nin sıra numarasıdır.

    Kuran'ın Müddessir Suresi'nin (74
    . sure) 30. ayetinde "19" sayısının müminler için bir rahmet, inkar edenler için ise bir fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir.

    Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu dikkat çekici bağlantısı da, inkar edenler üzerine bir fitne, müminlere ise bir rahmet müjdelediğine işaret ediyor olabilir
    .

    Müddessir Suresi'nin 1
    . ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed (sav)'e "EY ÖRTÜNEN! KALK VE KORKUT" şeklinde buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin açık anlamıdır. Fakat bu ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci bir örtülü, gizli işaretleri de bulunabilir. Belki de "EY GİZLENEN" denilerek Resulullah Efendimiz (sav)'in soyundan gelecek olan ve Hicri 1406'da çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu hadisesi) belirecek olan Hz. Mehdi'(as)'a işaret ediliyor olabilir.

    Müddessir Suresi


    1
    . Ey örtüsüne bürünen

    2
    . Kalk ve korkut (uyar)

    Müddessir: örtünen-bürünen-gizlenen demektir
    .

    Bir başka mucizevi işaret ise Halley yıldızının, 1986 (Hicri 1406)'daki geçişinin, Hz
    . Muhammed (sav)'in peygamberlikle vazifelendirildiği MS. 607'den bu yana 19. geçişi olmasıdır.


  17. 8 Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması


    Onun (Hz
    . Mehdi (as)) çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler... Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.
    (Kıyamet Alametleri, s. 168-169)

    İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler
    . Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)



    Yukarıdaki hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi ile, Hz
    . Mehdi (as)'ın çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.


    Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olaylarına dikkat çekilmiştir
    . Baskın sırasında Suudi askerleri ile militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi bu rivayetin kalan kısmını da doğrular.

    Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olaylarına dikkat çekilmiştir
    . Baskın sırasında Suudi askerleri ile militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi bu rivayetin kalan kısmını da doğrular.

    1979 (Hicri 1400)'de gerçekleşen bu Kabe baskınının ardından 7 sene sonra Hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir
    . Bu olayda caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İran'lı Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile bir hadiste haber verildiği gibi "büyük günahlar işlenmiştir". Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır:



    Resulullah (sav) buyurdu: Ramazan'da bir seda, Şevval'de bir ses, Zilkade'de kabileler arasında savaş olur
    . Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 31)





    Ramazan'da bir seda olur
    . Şevval'de de bir seda olur. Zilkade'de kabileler birbiriyle çarpışır. Zilhicce'de hacılar talana uğrar. Muharrem'de gökten şöyle nida olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz." (Ramuz El Hadis, 2/518-5)





    Şevval ayında ayaklanma, Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak
    . Hacılar soyulacak, kanları (Cemretül Akabe) üzerine akacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166)





    Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler (kanlı harpler) olur
    . (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34)





    Şevval'de savaş naraları, Zilhicce'de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur, yine Zilhicce'de Hacı talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir
    . Beyt-ül Muazzama'ın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)




    1979 yılında gerçekleşen Kabe baskınında bir katliam yaşanmıştır
    . Bu olayın ahir zaman alametlerinin ardı ardına çıktığı dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde meydana gelmesi dikkat çekicidir. Bundan 7 sene sonra Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu kanlı olaylar, hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır.
    (sol resim) Türkiye Gazetesi, 21 Kasım 1979
    (sag resim) Türkiye Gazetesi, 2 Ağustos 1987


    Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı dönemle ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:


    Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir
    .

    Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir
    . 1407 yılının Zilhicce Ayı'nda (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı olarak Kabe'nin içinde değil yanında gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştur. Her iki olay da rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

    Kabe'de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Hz
    . Mehdi (as) hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri ardına gerçekleşmesinin çok özel bir durum olduğu açıktır.

    .
    .. Zilhicce'de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur.

    Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir
    . Aynı dönem, İran-Irak Savaşı'nın çıktığı, Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı bir dönemdi.


  18. 9 Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi


    Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak
    . Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek. (Kıyamet Alametleri, s. 166)



    "İkdiddurer" isimli kitapta Hz
    . Mehdi (as)'ın zuhur alametleri bahsinde geçiyor:



    Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması
    . Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)





    Ebu Cafer b
    . Muhammed b. Ali (r.a.)'dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Hz. Mehdi (as)'ın ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek.(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)





    Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır
    . O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461)




    Hz
    . Mehdi (as)'ın çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır.

    Bazı kişiler bu ateşi; sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkesin bulunduğu yerden mutlaka göreceği tarzda bir alamet olarak beklemektedir
    . Halbuki kıyamet alametlerinin meydana gelişi sırasında imtihan devam ettiğinden onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz. Böylece insanlar akıllarını, vicdanlarını, iradelerini kullanarak karar verirler. Şayet kıyamet alametleri ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi şehirde, kaç tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı, daha önce de belirttiğimiz gibi herkes mecburen kabul eder, insanlar arasında derece farkı kalmazdı. Bu sebeple kıyamet alametleri ile ilgili hadisler özellikle yarı kapalı bir şekilde bildirilmiştir.

    Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir
    . Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz; ya bir kaza ile ihmal neticesinde veya kasıtlı bir olay ile çıkar. Mehdi'nin çıkış alameti olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste tarif edilen ateşin özelliklerine ve ortaya çıkış vaktine uygun olmasıdır. Bu ateşi tanımak ve tespit edebilmek için yapılacak ilk iş, özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.

    Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak'ın, Kuveyt'i işgali sonrasında, Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesi sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezi'ni çok büyük bir ateş sarmıştı
    . Bu ateşle ilgili o dönemdeki yazılı kaynaklarda yer verilen bazı açıklamalar şöyledir:

    - Kuveyt'de yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep oldu
    . Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol duman olarak atmosfere karıştı. Her gün 10 bin tondan fazla is, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda, kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar bulut gibi körfez üzerinde asılı durdular... Yalnız Körfez değil, onun şahsında Dünya yandı. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, s. 175)

    -Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye'nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyordu ve dumanlar 55 km
    . uzaklıktaki Suudi Arabistan'dan bile görülebiliyordu. (Hürriyet, 23 Ocak 1991)

    -Kuveyt'te ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yandı
    . Uzmanların "söndürmek son derece zor" dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye'den Hindistan'a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl süreyle etkileyebileceği bildirildi.

    Ateşe verilen petrol kuyularında çıkan alev ve dumanlar atmosferi devamlı kirlettiler
    . Kuveyt gündüzleri gece manzarası arz ediyordu. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi duman, Kuveyt semalarında sonbahardan kış mevsimine geçişi hatırlattı... Kuveyt'in tamamının yaşanılır hale gelmesi için en az bir senelik bir zamana ihtiyaç olduğu açıklandı. Kilometrelerce uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt semalarını tamamen kaplayarak ülkeyi yaşanmaz hale getirdi ve varlıklı olanlar Kuveyt'i terk ettiler.

    Dahran'daki araştırma merkezi müdürü Abdullah Dabbag'ın New York Times'da çıkan açıklamasına göre, Basra Körfezi'ndeki kirlenme neticesinde 106 tür balık, 180 tür yumuşakça ve bölgede yaşayan 450 tür hayvan yaşama savaşı verdi
    . 600 petrol kuyusundan yükselen dumanların komşu ülkelere yayıldığı, ayrıca kükürt gibi kanserojen maddeler ihtiva eden dumanların asit yağmuruna dönüşerek tarımda verimi azalttığı açıklandı. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, s. 171)



    Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır
    . O ateş bugün Berehut* denilen vadide sönük vaziyettedir... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.461)
    * Berehut: Bir vadi veyahut bir kuyu adıdır. (Kamus Tercemesi, 1/550)




    1991 yılının Temmuz ayında Irak'ın, Kuveyt'i işgal etmesi ve Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesi sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezi'ni çok büyük bir ateş sarmıştır
    .
    Saddam'ın emriyle askerler Kuveyt'teki petrol kuyularını ateşe verdi.



    Önceki sayfalarda yer verdiğimiz hadis-i şerifin yukarıdaki ilk kısmında, ateş için "sönük bir vaziyettedir" denmektedir
    . Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla meydana geldiğine göre burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir. O halde burada toprak altından çıkarılan petrole işaret ediliyor olabilir. Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu kuyu petrol kuyusu olarak düşünülebilir. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan petrol, yanmaya hazır bir ateş haline gelmektedir.

    "O ateş müthiş azap olduğu halde insanları kaplar
    ." O ateş, sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından, malından ederek azap içinde, elem-üzüntü içinde bırakacak ve bütün doğayı kirletecek olan bir ateştir.

    "O ateş insanları, malları yakar bitirir
    ." O ateş bir kısım insanların ölümüne sebep olmaktadır. Bunun yanında malları yakarak, maddi zarara sebebiyet verdiği gibi, tüm çevreyi ve doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok etmektedir.

    "Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır
    ." O ateşin, "rüzgar ile bulut gibi uçan" kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın bulutlara kadar yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın etkisiyle her yöne doğru yayılmaktadır.

    "Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir
    ." O ateşin hem gündüz, hem gece devamlı yandığı anlaşılmaktadır.

    "O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur
    ." O ateşin çok yükseklere kadar tırmandığına ve bu ateşten gökgürültüsü gibi pek şiddetli bir gürültü ile patlamalar meydana geldiğine işaret edilmektedir.

    "Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak
    ." Hadisin bu kısmında, olayın gece vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti meydana gelen büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir aydınlanma yapar. Bu kızıl alevlerin meydana getirdiği kızıl aydınlanma, halkın alışık olduğu kırmızı "tan" aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi aydınlanma olağanüstü bir olaydır.


  19. 10- Güneş'ten Bir Alametin Belirmesi


    O, (Hz
    . Mehdi (as)), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.
    (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)





    Güneş alamet olarak doğmadıkça Hz
    . Mehdi (as) çıkmayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)



    Kıyametin alametlerinden biri de Güneş'te meydana gelecek olağanüstülüklerdir
    . 20. yüzyılda Güneş'te büyük bir patlama yaşanmış ve Dünya bu patlamadan çok etkilenmiştir. Hadiste yer alan Güneş'te belirecek söz konusu alamet, 20. yüzyılda görülen bu büyük patlama olabilir.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri