Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Güçlü İrade - Zayıf İrade güçlü bir iradenin önemi - zayıf iradeli kişiler - irade zayıflığı - nefis ve vicdan Vicdan sahibi her insan nefsinin
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 9      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Güçlü İrade - Zayıf İrade

    Sponsorlu Bağlantılar




    Güçlü İrade - Zayıf İrade
    güçlü bir iradenin önemi - zayıf iradeli kişiler - irade zayıflığı - nefis ve vicdan

    Vicdan sahibi her insan nefsinin kötülüklerinden bir an önce arınmak ve güzel ahlakı tam manasıyla yaşamak ister. Ancak nefsin kötülüğünden kurtulmak için sadece istemek yeterli değildir. Bunun için insanın iradesini kullanması, güzel ahlakta sebat göstermesi ve dikkatini her an açık tutması gerekir. Eğer insan iradesini kullanmaz, kendisini nefsinin ve şeytanın yönlendirmesine bırakırsa, dünyada ve ahirette çok büyük bir kayba uğrayacaktır.

    İrade insanın verdiği bir karar konusunda sebat ve kararlılık göstermesi, hiçbir zorluk ya de engel karşısında yılmayıp, bunlarla mücadele etmesi anlamına gelir. İnsanın Kuran ahlakını yaşamada, güzel ahlakı kazanmada, nefsinin kötülüklerinden arınmada göstereceği irade, sonucunda çok büyük güzelliklere ve nimetlere vesile olacaktır. Sabır, tevekkül, itidal, ince düşünce, hoşgörü, merhamet, dikkat açıklığı, şevk, neşe öfkeye ve hüzne kapılmamak gibi güzel ahlakın tüm özellikleri güçlü bir iradenin ürünüdürler.

    Buna göre insanın kendi karakterinde yapacağı yeniliklerin, kısacası iyi huylu ve güzel ahlaklı bir insan olmanın temeli iradeli olmaya dayanır. Çünkü insanın içinde hem iyiliği hem de kötülüğü emreden iki yön vardır. İnsan iyiliğin yani vicdanın sesini dinleyip, onun söylediklerini kullanmada irade gösterirse, bu onun için çok büyük bir kazançtır. Ancak irade göstermeyip, nefsin emrettiklerini yapanlar da çok büyük bir yıkıma uğramışlardır. Allah Kuran'da nefis ve vicdani şu şekilde anlatılır.

    "Nefse ve ona "bir düzen içinde biçim verene. Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) Ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun) Onu arındırıp- temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu 'isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 7-10)

    Güzel ahlakın pek çok incelikleri vardır. Örneğin fedakar olmak..
    .
    Kuran ahlakından uzak insanların geneli göz önüne alınırsa umursuzluktan kaynaklanan düşüncesiz, karşı tarafın halinden anlamayan, vurdumduymaz bir model akla gelir. Oysa, fedakar ve ince düşünceli bir insan olmak için düşünmek ve nefsine hakim olmak, iradeli davranmak gerekir. Vicdana göre hareket edildiğinde ortaya çok güzel bir model çıkar. Bunun aksi bir durumda diğer insanların zor bir duruma düşmesi ya da bir şeye ihtiyaçlarının olup olmaması o kişiyi pek alakadar etmez. Bu da dinden uzak yaşayan toplumların en önemli özelliklerinden bir tanesidir. Buna karşın Kuran'da müminlerin ahlakına dikkat edilirse son derece ince düşünceli ve fedakar bir ahlak görülür.

    Aynı şekilde hoşgörülü ve merhametli olmak da irade ister. Yapılan bir hata karşısında fevri hareketler göstermek cahiliye arasında çok yaygın bir davranıştır. Af yolunu benimsemek ya da insaniyetli olarak hoşgörülü bir tavır göstermek yerine genellikle kişi hatasından dolayı suçlanarak zor bir durumda bırakılır. Halbuki o anda irade gösterilip daha akılcı düşünülse ani parlamalar yerine daha itidalli bir tavır gösterilebilir. Ancak irade koymaksızın böyle bir tavır göstermek imkansızdır. İnsanın hatası ne olursa olsun hoşgörü, merhametli ve yumuşak huylu olması için vicdanlı ve iradeli davranmaya karar vermesi gerekir.

    Kuran'ın birçok ayetinde Allah "salih" Müslümanlardan bahseder. Salih kelimesi güzel, doğru, hayırlı anlamlarına gelmektedir. Güzel ahlakın saydığımız tüm özelliklerini uygulamak da salih birer davranış göstermek demektir. İnsanlar çoğu zaman sadece bu dünyadaki rahat ve konforlarını düşündükleri için güzel ahlak göstermeye üşenirler. Oysa ahiret yurdunun güzelliklerini ancak emek harcayarak irade gösteren, salih olmak için hayırlarda yarışan müminler kazanabileceklerdir.

    Uykusuzluk, hastalık, açlık, korku duyulacak şartların oluşması, tek başına kalmak gibi zor anlar insanın iradesini zayıflatabilen etkenlerdir. Ancak yaratılış amacını bilen, Allah'ı gereği gibi tanıyan ve cehennemin varlığını hatırından çıkarmayan kişinin iradesi, basireti ve şahsiyeti güçlü olur. Nefsinin azgın yönlerini kolaylıkla dizginleyebilir, iradesini kullanıp kendi emri altına sokabilir.

    Örneğin iffet, haya, cömertlik, yardımseverlik, fedakarlık, vefa, tamahkar olmamak, metanetli ve cesur olmak, samimiyet, doğruluk, müşfiklik gibi meziyetler insanın fıtratında vardır. Ancak insan iradesini kullanmadığı ve sabır göstermediği takdirde bu özellikleri yaşamının her anına hakim kılamaz. Çünkü günahların kaynağı olan ve daima kötülüğü emreden nefse hakim olmak, ancak irade kullanmak ile mümkündür. Dolayısıyla irade, ibadetlerin ve güzel ahlakın bir nevi direğidir. İradesizlik ise kötü ahlakın kaynağıdır.

    Buna karşılık şeytan insanı bilhassa iyi ve güzel olan şeylerden uzaklaştırmak için iradesini kırmak ister. Ona çeşitli kuruntu ve vesveseler vererek, güzel ahlakı çirkin göstermeye, inkarı ise güzel göstermeye çalışır. İmanı kalbine tam yerleştirememiş olan bir kişi şeytanın verdiği vesveselere kapılarak, onun yolundan gider. Ancak sorgulama gününe karşı bir korku yaşayan ihlas sahibi mümin şeytanın bu gayesini bilir ve onun adımlarını izlemez. Bilakis şeytanın kendisine yaklaşmaya çalıştığı her anda doğru bildiği ve Allah'ın razı olacağı tavrı uygular. Doğru olanı uygulama konusunda kesin sebat gösterir. Allah Kehf suresi 14. ayetinde müminlerin bu vasıflarını belirtirken "…Onların kalpleri üzerinde sabrı ve kararlılığı rabtetmiştik…" şeklinde bildirmektedir.

    Çoğu insan ise şeytanın verdiği kuruntular karşısında irade göstermekten acizdir. Halbuki iradesizlik bir insanın maddi ve manevi türlü belalara uğramasına sebep olur. Örneğin etramızda görüdüğümüz pek çok insan salih bir amelde bulunmayı, güzel bir ahlak göstermeyi, fedakarlık yapmayı, ihtiyaç içinde olana yardım etmeyi sırf irade gösteremediği için sürekli erteler. Örneğin sabah namazına kalkmakta çok zorlanır, uykusunu bölmeye üşenir ve "ertesi gün kılarım" der. Hem düşüncelerinde, hem de hareketlerinde bir üşengeçlik, uyuşukluk ve tembellik hakim olur. Hatta iradesini öylesine kullanmak istemez ki, tüm gününü uyuyarak geçirebilir. Miskinlikten oturduğu yerden kalkmak dahi istemez. Oysa bu, insanı hem bedenen, hem de aklen yorar, erken yaşlanmasına ve zihninin donuklaşmasına sebep olur. İradesi zayıf bir kişi hak ve doğru olan bir konu üzerinde uzun süre dikkatini yoğunlaştıramaz. Vicdanı ile Allah'ın yaratmadaki gücünü fark eder, ancak Allah'ın ayetlerini düşünmede kararlılık göstermez. O'na ihtiyaç içerisinde derin derin dua etmesi gerektiğini bilir, ancak dua etmeye başladığında dikkatini Allah'a teksif edemez. Bir anda kendisini çok farklı konuları düşünürken bulur. Bazen güzel ahlaklı olmaya karar verir ve "sinirlenmeyeceğim, öfkeli tavır göstermeyeceğim, yumuşak başlı ve muhlis olacağım" der. Fakat hiç tasavvur etmediği bir olay ile karşılaştığında iradesini kullanamaz ve bir anda ters bir ahlak gösterebilir. Vicdanı ve kararları hep gelip geçici olur.

    İradesi ve imanı zayıf olan bir insan, ancak güçlü karakterli ve sağlam imanlı kişilerin teşviki ile dini yaşabilir. Zayıf imanlı kişiler arasında kolaylıkla onların ahlaklarına meyledebilir. Eğer irade göstermezse çok kısa bir süre içerisinde onlar gibi olabilir ve dini hiç yaşayamayacak hale gelebilir. Allah Kuran'da müminleri ""Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe veya gevşekliğe sürüklemesinler." (Rum Suresi, 60) diyerek uyarmaktadır.

    Oysa Allah'a karşı haşyet duyan mümin din konusunda çok kararlı ve gayretlidir. Her an bir ibadet, bir hayır üzerindedir. Nitekim dünya, müminin ahireti için bir nevi ecir tarlası gibidir. Bu dünyada hayır ekerek, mahsullerini toplar. Ama inkarcılar şer ve tembellik ekerek ancak pişmanlık biçerler. Unutulmamalıdır ki, iradesizlikten kaynaklanan tembellik, gayretsizlik ve uyuşukluk ebedi mahrumiyete ve sonu gelmeyen bir pişmanlığa yol açar. Eğer insan ölüm kendisine geldiğinde yaptıklarından utanacak olursa, artık bunun kendisine bir faydası olmaz. Bu nedenle de ölüm melekleriyle karşılaşmadan evvel ölüm anını düşünmek ve ve sorgulama gününe karşı gereği gibi hazırlanmak gerekir.

    Serap Akıncıoğlu


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. İrade Nedir Kısaca
  3. Kader, Kaza, İrade, Ecel Ve Tevekkül Kavramlarının Anlamları
  4. Atatürk'ün Kurduğu Gazetelere İrade-i Milliye Ve Hakimiyet-i Milliye Gibi İsimler Vererek
  5. Güçlü Ve Zayıf Etkileşimleri Birbirinden Nasıl Ayırt Ederiz
  6. Sivas Kongresinde İrade-i Milliye Adlı Bir Gazete Çıkarılmasının Amacı Nedir
  7. Paylaş Facebook Twitter Google

  8. Kayıtsız Kullanıcı





    Sponsorlu Bağlantılar




    selamünaleyküm dostum burda güzel şeyleri isteyen yapmayı dileyen ruhtur irade değil irade bizim dileğimiz seçimimizdir nefsin karşıtı ruhtur ruhum namaz kılmak istiyor nefsim istemiyor.günah işlediğimdede sevap işlediğimdede kendi iradem(tercihim)le işlemiş oluyorum.sen bu yazıda kelime hatası yapmışsın bence iradesi güçlü insan , ooo çok iradeli biri ... derken ruh melekesi nefsine galip denilmek istenir.yoksa günahıda işleyen o günahı irade etmiştir hayırlı bir iş işleyende o işi yapmayı irade (tercih-seçme) etmiştir



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. Misafir Üyesevim

    Allah razi olsun çok güzel anlatmişsın


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri