Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

israf kıssa ları , israfla ilgili kıssa lar , israf hakkında kıssa lar Din imizin de emrettiği israftan kaçınmayla ilgili bir hikaye .... Ben beş
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 19      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    israf ile ilgili kıssalar

    Sponsorlu Bağlantılar




    israf kıssaları,
    israfla ilgili kıssalar,
    israf hakkında kıssalar


    Dinimizin de emrettiği israftan kaçınmayla ilgili bir hikaye

    .... Ben beş yaşında idim. Babaannem rahmetli, pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iste, ' aman babaanne dedim, Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?' Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. ' Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi. ' Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?' Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

    *Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain' in proposlarini okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu. İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

    *On dokuz yıl evveldi.
    ** Stockholm' e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm. Lütfen diyordu, traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayiine yardımcı olun. Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdanberi çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde ' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı. İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

    * *İsviçre' de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar, televizyonlar, bir haberi duyurur. Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.

    ** Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre' nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.

    * *Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş , hayatın manasını anlayamamış , zavallı kimselerdir. Böyleleri ile, zavallı, evini mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler. Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır. Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve su andan itibaren der, Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Su üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

    *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, Suyu kapamadan bos yere akıtmakla, Gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, Yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

    *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım. Bir mıh bir nalı kurtarır. Bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu.. Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır

    Ecenin İsrafı

    Ece adında bi çocuk varmış.Ece bir zaman makarna bir zamanda yumurta istermiş ama yemeginin tamamını yemez bir iki çatal alıp bırakırmış.Anneside kızının yemediği yemeği çöpe atmak zorunda kalır ve buna çok üzülürmüş.
    Ece bir sabah erkenden kalkmış ve pencereden dışarı bakmış.Lapa lapa kar yagıyormuş.Ece karın yagısına öylesine dalmış ki annesinin sesini bile duymamış.En sonunda annesi Ece''nin yanına gidip şöyle demiş;

    -Ece kızım hadikahvaltı hazır.

    Ece koşa koşa gelmiş.Ecenin sofrasında kaynamış yumurta ve sımsıcak sütü varmış.Ece her zamanki gibi Yemegini yarım bırakıp kosarak karı izlemeye gitmiş. Ece Dışarıda üstü başı ince ve ayakkabısı yırtık olan bir kaç çocuğun çöpten ekmek topladığını görmüş.Ece çocukların haline çok üzülmüş.Ve hemen annesinden yiyecek almış ve çocukların yanına gitmiş.

    Çocukların bazı geceler aç yattığını ve onların yemek seçme fırsatı olmadan sadece bulabildikleri bir kaç lokma ekmeği yediklerini öğrenmiş.Ve kendi hatasının farkına varmış.O günden sonra annesine yiyemeyeceği kadar çok yemek koydurmamış.Az yemek koydurmuş ve tabağındakileri hep yemiş.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Kibir ile ilgili Kıssalar
  3. ibadet ile ilgili kıssalar
  4. israf resimleri, israf ile ilgili resimler
  5. Besmele ile ilgili Kıssalar
  6. cehennem ile ilgili kıssalar
  7. Paylaş Facebook Twitter Google

  8. Kayıtsız Üye





    Sponsorlu Bağlantılar




    çoook güzel



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri