Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

israf hikayeleri , israfla ilgili hikayeler , israf hakında hikayeler İSRAF Hikayesi Ondokuz yıl evveldi. Stockholm' e gitmiştim. Bir otele indim.Geceydi.Sabahleyin , tıraş olmak için
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 23      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    israf ile ilgili hikayeler

    Sponsorlu Bağlantılar




    israf hikayeleri,
    israfla ilgili hikayeler,
    israf hakında hikayeler

    İSRAF Hikayesi

    Ondokuz yıl evveldi. Stockholm' e gitmiştim. Bir otele
    indim.Geceydi.Sabahleyin, tıraş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın
    yanında ilginç bir yazı gördüm. Lütfen diyordu, tıraştan sonra jiletinizi
    çöpe atmayın.Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa,
    İsveç çelik sanayiine yardımcı olun.

    Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya
    denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde " İsveç çeliğinden
    yapılmıştır" diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin
    bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

    İsviçre' de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar,
    televizyonlar, basın bir haberi duyurur. Şu tarihte, şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz,
    kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalaj, kutu
    varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun.
    İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.

    Beş yaşında idim, rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane
    yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor,
    bulmaya çalışıyor. Çocukluk işte, aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi
    için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. Sen oturduğun yerden ahkam
    kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar
    zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği,
    çilesi var biliyor musun? Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

    Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim. Alain'in
    proposlarını okuyorum. Birden irkildim. Babaannemi hatırladım. Alain, bir
    insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet
    etmiş olur diyordu. İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce
    insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

    Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yaşayan
    insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar japonlara göre
    ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı
    kimselerdir.Böyleleriyle, zavallı, evini belediye mezat salonuna çevirmiş
    diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar
    acıdır.

    Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış
    borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar.
    Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan itibaren
    der, Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar
    ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden
    başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan
    kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun
    toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye
    gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar
    sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

    Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere
    akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek
    yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor
    muyuz? Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey
    o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç
    unutmadım. Bir mıh bir nal kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at bir
    orduya savaşı kaybettirir diyordu. Maddî durumumuz ne olursa olsun, ister zengin
    olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız. Bunda parayı
    da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

    İSRAF ETMEYİNİZ
    (Başarı Hikayeleri)

    Sad’ın abdest alırken çok su kullandığını gören Hz. Muhammed müdahalede bulundu, “Bu israftır”. Sad sordu, “Abdestte israf olur mu?” Hz. Muhammed şu uyarıyı yaptı; “…Evet. akmakta olan bir nehir kenarında olsanızda…”.
    Suyun gereğinden fazla kullanılması abdestte bile bir israftır ve bunun, suyun azlığı yada çokluğu ile bir ilgisi yoktur. Akmakta olan bir nehir kenarında da su ancak ihtiyaç kadar kullanılacaktı. Elbette nehirdeki suyun bitmesi veya azalması söz konusu değildi, şüphesiz Hz. Muhammed’in elde etmek istediği netice israf etmeme şuurunun ve kültürünün kazanılmasıdır. Bu kadar önemli dini bir ihtiyaç karşılanırken bile, hem de bir nehir kenarında, su israf edilemeyecekse, israf edilebilecek tek bir şey kalır mı?
    Akan bir nehirde bile suyu israf edemeyeceklerini bilenler, zamanı, sözü ve ekmeği israf edemezler. İsraf önce kişisel yıkım getiriyor; sonra sosyal bir anlam kazanarak toplumları, milletleri, uzak insan gruplarını etkiliyor. Sebep, dengenin bozulmasıdır. Çünkü israf devamlı kayıptır. Dahası, ortak kazançlara, ortak alanlara el koymaktır. Davranış şekli haline getirilmemiş bilginin, hayatı değiştirebilme gücü açısından değeri yoktur.
    Yakın planda baktığımızda israf, gelecekte lazım olacak şeylerin yada daha genel bir deyişle geleceğin, bugünden kullanılmasıdır. İsraf, dün harcama yaparken bugün için borçlanıyor olmaktır.
    Ayağınızı yorganınıza göre uzatın. Bazen ise büzüşerek yatmak, ilerde karşılaşabileceğimiz muhtemel sıkıntılar için şimdiden tedbir almaktır. Neyin önemli olduğuna sadece şu andaki ihtiyaçlarımıza bakarak karar veremeyiz. Bugün bir gemide hiç kimsenin dikkatini çekmeyen basit bir “can simidi”nin, gemi batma tehlikesi geçirirken nasılda herkesin kapmak için hücum edeceği bir değer haline geleceği ortadadır. Çoğumuz can simitleri ile ilgilenmiyoruz.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. israf ile ilgili yazı
  3. israf ile ilgili kıssalar
  4. israf resimleri, israf ile ilgili resimler
  5. israf ile ilgili öykü
  6. Ramazan ile ilgili Hikayeler, Oruçla ilgili Hikayeler
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    İnsanların yaptıkları yemekler yada başka şeyler için kendilerine göre yapmalı fazla yapıldığı ve yenmediği taktirde çöpe atılması isref edilmiş demektir.Yapılan yamakları bulamayan insanları düşünerek israf etmeden yetecek kadar yapılmalıdır.



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri