Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

atatürk anılarını derleme ile ilgili önsöz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Aile Büyüklerinizin Çocukluk Anılarını Dinlemekten Hoşlanır Mısınız Onları Dinlerken İlgin derleme kitabı nasıl hazırlanır
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Misafir
    Sponsorlu Bağlantılar


    Atatürk Anılarını Derleme

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Atatürk her ortamda mensubu bulunduğu Türk Milleti ile gurur duyar ve milletin onurunu en iyi şekilde temsil etmeyi görev bilirdi.

    O asla milletinin evlatlarının yeteneğinden şüphe etmemiş, olumsuz koşullarla karşılaştığında bile o Türk insanını hep yüceltmiştir. Aşağıda verilen anekdotlar da O'nun yaklaşımının sayısız örneklerinden sadece bir kaçıdır.

    Kısa Atatürk Anıları Derleme

    Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı yıllarından Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına; Cumhuriyetin ilanından aramızdan ayrılışına kadar az bilinen anıları. En seçkin Atatürk anıları. Atatürk ile ilgili en seçkin kısa anılardan oluşan derleme.

    Çok Kısa Atatürk Anıları


    YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN

    Bir soruşturma dolayısıyla, Atatürk’ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı.
    Kendisine Sordu:
    -Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
    Atatürk’ün kısa cevabı şu olmuştu:
    -Benim yaptığım işler, biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdir. Fakat, bana yaptıklarımdan değil, yapacaklarımdan söz edin.

    Atatürk ile ilgili çok kısa bir anı

    HAPI YUTARDI

    Atatürk Galatasaray Lisesi’nde öğrencilerden birine sordu:
    -Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
    Öğrenci, çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
    -Hapı yutardı… dedi.
    Bu yanıt Atatürk’ün hoşuna gitti. Öğrenciye on numara verdi.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün bilinen kısa anıları

    YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR

    Kral Edvard İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaştı.
    Atatürk rıhtımda onu bekliyordu. Deniz dalgalıydı. Kralın bindiği motor, inip çıkıyordu.
    İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada, eli yere değerek tozlandı.
    O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
    Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
    -Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez, diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.

    En Kısa Atatürk Anıları

    BENİM ADIM ATA DEĞİL

    Atatürk’ün sinirlendiği önemli bir nokta vardı. Gazetelerde, kendisine “Ata” denildiğini okudukça şöyle derdi:
    - Benim adım Ata değil, Atatürk’tür! Bazı gazeteler neden böyle yazarlar?

    Derleme Atatürk Anıları

    ASKERLE GÜREŞ

    Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü. Çağırdı ve güler yüzle sordu:
    - Sen güreş bilir misin?
    Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi. Genç asker her zaman üstün geliyordu. Çok neşelendi, ayağa fırladı.
    Ceketini çıkarıp Mehmet’e ense tuttu:
    - Haydi, bir de benimle güreş!
    Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata’sının yüzüne hayranlıkla baktı:
    - “Atam,” dedi. “Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu işi başarır?”
    Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı.

    Derlenen Atatürk anıları

    ALÇAK GÖNÜLLÜ

    Atatürk’ü, 1938 Gençlik ve Spor Bayramı günü, son defa, 19 Mayıs Stadyumu’nda gördüm. Şeref tribünü kapısında o zaman küçük bir çocuk olan kızıma o günün anısı olan rozetini taktırmayarak bir şeyler söylüyordu. Zayıf ve yorgundu.
    Kızımdan Atatürk’ün kendisine neler söylediğini sordum:
    - Rozette resmim varmış, nasıl takarım? dedi.
    Zeki ve alçakgönüllü Atatürk rozetteki resmi görmüştü.
    Bu, O’nun stadyuma ilk ve son gelişi, sanki gençliğe vedası oldu.

    Kısa Mustafa Kemal Atatürk anıları

    YANINA ALDIĞI İLK ER

    O, Samsun’a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gördü. Yüzünün rengi bakıra dönmüş, yağları eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O’na sordu:
    - Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun?
    Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar’daki Komutanını çelik yay gibi selamladı.
    - Söyle niçin ağlıyorsun?
    İç Anadolu’nun yanık yürekli çocuğu içini çekti:
    - Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim? Kemal Atatürk, erin omzuna elini koydu:
    - Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle!
    Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürkün az bilinen anılarından

    SAVAŞ EMİRLERİ

    Şükrü Kaya’nın, bir 30 Ağustos Zafer Bayramı gecesi sofrada:
    - “Paşam, İstiklal Savaşı’nda Başkomutan sıfatıyla muharebelerde verdiğiniz emirler bir yerde toplanmış mıdır?" sorusuna verdiği yanıt:
    - Bir gün Kurtuluş Savaşı’nın, Millî Mücadele’nin askeri tarihini yazacaklar, belki de benim Başkomutan sıfatıyla verdiğim bir yazılı ve imzalı emrime rastlamayacaklardır. Savaş arkadaşlarım buradadır, hep bilirler, ben muharebede daima o cepheden bu cepheye gider, yapılması gereken hareketleri Komutanlara dikte eder, onlara not ettirir ve kendilerini de inandırdıktan sonra, ‘Şimdi ordu birliklerimize derhal bu hareketlerin yapılmasını kendi imzanızla bildiriniz’ derdim.”

    İkinci Dünya Savaşı ile ilgili anı

    İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

    Hastalığının ilerlemiş zamanında:
    “Hatta bir gün, bizim önümüzde bazı siyasi sorunlara değinip Romanya’da yapılan hükümet değişmesinden söz ederken, bir patriğin işbaşına gelmiş olmasından hayret duyduğumu söyledim. Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı’nın da yaklaşmakta olduğunu anıştırarak dedi ki:
    - “Bir savaş çıktığı takdirde, kanımca yansız kalmalıyız. O zaman birçok fırtınalar kopacak. Devlet gemisini gayet ustaca yöneterek işin içinden sıyrılmaya çalışılmalıdır.” dedi.

    Kısa Selanik konulu anı

    SELANİK

    Millî Mücadele henüz bitmiş, ordularımız Meriç sınırına dayanmıştı. Çankaya’da oturuyorduk.
    Atatürk’ün Selanik’ten çocukluk arkadaşı Nuri Conker dedi ki:
    - “Paşam, ne duruyorsunuz? Her şey elinizde. Selanik’teki eviniz boş duruyor. Bir sözünüzle orada oturabilirsiniz. Size kim engel olabilir?” Atatürk, hepimizin yüzüne baktı ve şunları söyledi.
    - “Böyle bir hareket bütün Avrupa’yı aleyhimize birleşmeye sevk eder. Büyük bir mücadele iyi bir biçimde sona erdi. Tehlikeli bir maceraya atılamam.”

    En seçkin Atatürk anıları

    MİLLETE GÜVENİN

    Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti, kendisine;
    - Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz? diye sordu.
    Olabilecek bir şey değildi ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal;
    - Yarım milyonun bu uğurda ölür mü ? diye sordu.
    Adamcağız yüzüme baka kaldı:
    - Fakat paşa hasretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var ? Başımızda siz olacaksınız ya... dedi.
    - Benimle olmaz, beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.


    SİLAHIN, ORDUN, PARAN VAR MI?

    Birinci Dünya Harbi yenilgisinden sonra öz yurdun kurtuluşu için mücadeleye atıldığı zaman O’na, “Silahın, ordun, paran var mı?” Diye soranlar olmuştu. Eşsiz kahraman; bu zayıf iradeli ve kısa görüşlülere şu cevabı vermişti:
    “Paramız olacak, silahımız olacak, ordumuz olacak, savaşacağız ve muzaffer olacağız.”
    Bu sefer de, “devletin bünyesini yaşatmak için, harice baş vurmaksızın, memleketin gelir kaynakları ile idaresini sağlamak çare ve tedbirlerini bulmak lazım ve mümkündür, ” diyordu.


    HALK VE YÖNETİCİ

    1923 Martı’nın 17. Cumartesi günü Mersin’e gidiyoruz. İstasyonda yaya olarak topluluk halinde ilerlerken, yolun ortasında, aynen Adana’ya giderken olduğu gibi, büyük bir levha taşıyan bir kaç kız Şef’in karşısına çıktı. Levhada şu cümle yazılı idi: “Suriye hemşirenizi de kurtarınız.”
    İki gün evvel Adana’da Antalya ve İskenderun için yapılan o levhalı gösteri, Antalyalı kızın o herkesi ağlatıp sızlatan hıçkırıklı söylevi ve Şef’in ona verdiği tarihi cevapla, yüce bir nitelik almıştı. Şef şimdi bu Suriye levhasına ne diyecekti?
    - “Her millet layık olduğu mutluluğa erişir!” dedi ve yürüdü.


    ÖLÜM DÖŞEĞİNDE BİLE AZALMAYAN İLİM SEVGİSİ

    Sene 1938… Atatürk hasta yatağındaydı. Buna rağmen kazılarla ve Türk Tarih Kurumu’nun çalışmalarından zevk alıyordu. Bir gün, Trakya höyüklerinden çıkan son eserlerden bahsetmiştim. O kadar ilgilendi ki:
    -“O, çıkan eserleri bana getir göreyim” diye arzusunu bildirdi. Fethi Okyar Bey’le görüşüyorlardı. Eserleri istedi; hepsini birer birer gördü:
    -“Devam ediniz, memleketimizin kültür tarihi zenginliğini daha çok bulacaksınız” diyordu.
    O’nun son gördüğü kitap da ‘Belleten’ oldu. 15 Ekim 1938 Cumartesi akşamıydı. Saat 7 ila 8 arası beni çağırdı.
    -“Bu akşam kendimi daha iyi hissediyorum” diyordu. Çok sevinmiştim. Yine Tarih Kurumu’nun çalışmalarından bilgi istedi, doktorların tavsiyelerine göre kendisini çok yormamak istiyordum. Kısaca istediği bilgiyi verdim. Bu arada Belleten’in yeni çıkan sayısından söz etmiştim.
    -“Onu getir, görmek isterim” dediler.
    ‘Belleten’in 56. sayısını eline alarak yazılarına göz gezdirdi ve memnuniyetini bildirdi. Dinlenmesi için kendisini yalnız bıraktım.
    Böylece Atatürk’ün son gördüğü kitap ‘Belleten’ oldu.


    VATAN İÇİN

    Ölümünden otuz altı gün önce, birinci komutan, sonra Başvekil Celal Bayar, hastalığı süresince yaptığı hafta sonu ziyaretinde, beraberinde hazırlığı tamamlanmış üçüncü beş yıllık plan dosyasıyla gelir. Hekimler, zaman alan ciddi konularla meşgul olmasını yasaklamışlardı. Başvekil, bir-iki temel konuda fikrini öğrenme ihtiyacındadır. En çok beş dakika için evet derler.
    Bundan sonrasını Celal Bayar şöyle anlatır :
    - “Sanki hasta değil, rahat bir uykudan yeni kalkmış gibiydi.
    Elimdeki dosyanın ne olduğunu sordu :
    - “Üçüncü beş yıllık planın son şekli Atatürk” dedim.
    Eliyle işaret etti.
    - “Şöyle, yanıma otur anlat”
    Şezlongunu yükseltmelerini ve arkasına bir yastık konulmasını istedi. Göreceği yakınlıkta oturdum. Dinledikçe alakası artıyordu. Verilen beş dakika geçmişti. Genel sekreteri Hasan Rıza’nın bana bunu hatırlatmak için içeri girdiğini hissetti;
    - “Gel Soyak, sen de dinle, başbakan çok güzel şeyler anlatıyor” dedi.
    Sadece başlıkları okuyor, birkaç cümle ile o bahsi tamamlıyordum. Öğrenmek istediklerimi de öğrenmiştim. Yakın gelecekleri okurcasına:
    - “Ufukta yeni bir dünya harbinin bulutları var. Acele edin. Bunların çoğu ordu ve halk ihtiyaçları için şart olan tesisler, Allah muvaffak etsin acele edin” dedi.
    Bunları söyleyen insan birkaç gün önce komadan çıkmıştı.
    Sağlığı ile ilgili bir tek kelime etmedi.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. absca

    meraba kanka naber =? iyi yazı


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri