Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Platona islam dünyasında neden eflatun denilmiştir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Sizce Bu Yazıya Neden Çivi Yazısı Denilmiştir Çivi Yazısına Neden Çivi Yazısı Denilmiştir Hz
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 2      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Platona islam dünyasında neden eflatun denilmiştir?

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    PLATON / EFLATUN

    3. İdealar Teorisi:
    Platonun idealist düşüncesinde iki dünya vardır. Birincisi duyularımızla algıladığımız görünen dünyadır. Bu görünen dünyada, yâni âlem-i şahadette değişim ve dönüşümler yaşanır. Bu değişen gelip geçen fani dünyadır. Bu dünyanın arkasına takılmanın ve bunu gerçek sanmanın pek önemi yoktur. Çünkü her şey devamlı değişim içindedir, dolayısıyla buna ait bilgiler de geçicidir. İkincisi ise, kavranan ve akıl ile algılanan gerçek dünyadır. Geçici dünyadaki kötü olmayan her şeyin değişmeyen sabit bir gerçekliği vardır ki bu idealar dünyasında vardır. “Kötülüğün ideası yoksa varlığının sebebi nedir?” sorusuna da “bunların sabit bir gerçekliği olmayıp hazları meydana getiren insan bedenidir” şeklinde cevap verir. Yeme, içme, cinsel arzular ruhun beden, yani nefis ile ortak olarak oluşturduğu hazlar olduğunu ve bunun da geçici olduğunu ifade eder. Kötülüğün bir gerçekliği ve ideası olmuş olsaydı o zaman kötülüğün değişmez/değiştirilemez ve ortadan kaldırılamaz olduğunu savunmak demektir. Bu sebepledir ki bütün dinlerde ve kutsal kitaplarda “iyilik Allah’tan, kötülük ise nefisten kaynaklanır” denilmiştir. Bundan anlaşılmaktadır ki, kötülük ilâhî olmayıp, fıtratın ve yaratılışın bozulmasından kaynaklanmaktadır.

    Gerçek dünyada yer alan ve akıl ile kavranan idealar hiyerarşik bir yapı içinde yerini alır. En üstte “iyilik ideası” vardır. Duyu organlarımızla algılanmayan bu dünyayı kavramanın ve anlamanın tek yolu akıl yürütme ile doğru düşünmedir; yani felsefe yapmaktır. Buna göre, âdil insanın arkasında “Adalet” ideası, güzel nesnelerin arkasında da “Güzellik ideası” vardır. Aynı şekilde bütün iyiliklerin arkasında bir “Rahmet ideası” ve doğru bilgilerin arkasında ise bir “Hikmet İdesı” olmalıdır ki onların yansıması ile bilgi ve hikmet, şefkat ve merhamet meydana gelsin. Platon’a göre idealar dünyası olmadan ve her şeyin bir hakikati olmadan onların yansımaları olan bu dünyada gelişme ve değişme mümkün olmaz. Yaratıcının yarattığı görünen varlıklar ya fıtratlarının gereği olarak idealar dünyasına göre kemale erer veya bozularak kötülüğü meydana getirirler.

    Kavramlar ideaların varlığının en büyük kanıtıdır. Çünkü insandan bahsetmeden önce bir “İnsanlık” kavramı olduğu gibi, örneğin “elma” dediğimiz zaman, tek tek elmalardan değil, bir “elma kavramından” söz ederiz. Bu kavramlar olmadan düşüncelerimiz bile teşekkül etmez, nerede kaldı ki idealar olmadan varlıklar olsun. İnsan ruhunun tekâmülü, aklın ideaları anlaması ve onların gerçekliğine göre davranması ile mümkün olabilir. Gerçek bilgi ve hikmet de bu şekilde ortaya çıkar.

    Platonun anlatmaya çalıştığı şey aslında Bediüzzaman’ın “Her şeyin hakikati Esma-i İlâhiye’ye dayanır ve bu sayede o şey hakikat olur” ifadeleri ile açıkladığı husustur.

    4. Sanat Anlayışı:
    Platon sanata ve sanatçıya mesafeli yaklaştığı görülmektedir. Sanatçının taklit ettiği örnekler gerçeğin kendisi değil, gölgesidir. Gölgeye takılıp kalmak ise gerçeğe uzak kalmak anlamına geldiğini düşünmektedir. Platon’a göre bir ressamın taklit ettiği nesneler zaten gölgenin gölgesidir. Bu durumda gölgenin gölgesi ile meşgul olduklarını belirtir. Yani ressam ideanın değil, ideanın taklidinin taklidini yapmaktadır.

    Yine Homeros ve Tragedya yazarları akıl yoluyla ilerleyen kimseler olmayıp, tutkularına kapılmış insanların taklidini yaptıklarını söyler. Böylece sanatçıların insanları gerçeklere değil, haz ve tutkuya yönlendirirler. Sanat taklit olduğu için bir bilgi değildir ve ciddi bir iş de değildir.

    Sanat eserlerini üçe ayıran Platon bunlardan birincisi “dythrambos” adı verilen ozanın kendi duygularını dile getirdiği türler. İkincisi, “komedi ve tragedya” denen kişilerin taklit edildiği türler. Üçüncüsü ise, “epos” denen her iki türden oluşan türlerdir.

    5. Devlet Görüşü:
    Platon’a göre devlet bireylerin sosyal bir varlık olup ihtiyaçlarını tek başına karşılayamamasından bir ihtiyaç olarak doğmuştur. Devlet, halk, koruyucular, askerler ve memurlardan oluşur. Yine devlette koruyucular karar verenlerdir, askerler ise onlara yardım edenler sınıfını teşkil eder. Mal ve mülk sağlayan ve devlete gelir getirenler ise halkın içinde bulunan tüccarlar ve sanatkârlardır.

    Devleti bir bedene benzeten Platon söz konusu üç sınıfı da ruhun üç bölümüne uyarlar. Devletin koruyucuları ve karar veren idareciler akla benzerler. Onları koruyan askerleri iradeye, mal mülk peşinde koşan halkı da iştihaya benzetir. Her sınıfın bir erdemi vardır. Yöneticilerin erdemi bilgelik, koruyucu askerlerin erdemi cesaret, halkın erdemi ise ölçülü ve dengeli bir hayat sürmeleridir. Adalet ise herkesin üzerine düşeni yapması ile ortaya çıkan bir erdemdir. Toplumun adil olması ancak herkesin üzerine düşeni yapmasına ve adalete yardımcı olmasına bağlıdır.

    Bir devletin mükemmel olması yöneticilerin filozof olmasına bağlıdır. Sonra eğitim eşit bir şekilde kadına ve erkeğe verilmelidir. Çocukları ise bilgeler eğitmelidirler. Kadın ve erkek arasında sorumluluk eşit olacaktır. Faziletli bir toplumun örneği “idealar dünyasında” vardır. Herkes bunu kendisine örnek almalı ve faziletli olmak için çalışmalıdır. İdeal bir devlete yaklaşma durumuna göre yeryüzünde kurulan devlet türleri dörde ayrılmaktadır. Birincisi, Timokrasi denen şan ve şöhret düşkünlerinin devleti. İkincisi, Oligarşi denen zengin sınıfın devleti. Üçüncüsü, eşitliği esas almaya çalışan Demokrasi ve dördüncüsü de tek bir tiranın yönetimini ve diktasını esas alan Tiranlık’tır.

    “Devlet” isimli kitaplarında bütün bu bozuk yönetim biçimlerini tek tek inceleyen Platon’un savunduğu ve ideal olarak gördüğü devlet şekli Aristokratik Monarşidir. Tabii ki bu monarşinin başında filozof kral bulunmalıdır. Daha sonra bu tezini geliştiren Platon “Yasalar” kitabında Monarşi ve Demokrasi karışımı bir devlet yönetimini önerir.

    Daha sonra ortaya çıkan bütün filozoflar, devlet kuramcıları ve yönetim bilimcileri ister istemez Platonun bu düşünce ve felsefesinden etkilenmişlerdir.

    Bediüzzaman ve Platon/Eflatun:
    Bediüzzaman “Eski Said döneminde felsefede çok ileri gitmiştir. Garbın Sokrat’ı, Eflâtun’u, Aristo’su gibi hakikatli feylesofları ve Şarkın İbn-i Sinâ, İbn-i Rüşd, Fârâbi gibi dâhî hükemâlarından felsefe ve hikmette Kur’ân-ı Hakîmin feyziyle geride bırakmıştır.” (Sözler, 2004, Konferans, 1231)

    Bediüzzaman Risale-i Nurlarda Sokrat ismini dört defa zikrettiği halde Eflatun isminden yirmi yerde bahsetmektedir. Genel olarak ele aldığımız ve incelediğimiz zaman, Bediüzzaman Said Nursi hazretleri silsile-i felsefenin dâhîleri olarak Eflatun, Aristo, İbn-i Sina ve Farâbî’yi sayar. Eflatun dışında sayılanların “İnsanların gâyetü’l-gâyâtı teşebbüh-ü bilvâcip, yani Vâcibu’l-Vücûda benzemektir” deyip Firavunâne bir hüküm verdiklerini belirtir. Bu hüküm ile enâniyeti kamçılayarak şirke yol açtıklarını belirterek “insaniyetin esasında münderiç olan acz ve zaaf, fakr ve ihtiyaç, naks ve kusur kapılarını kapayıp, ubûdiyetin yolunu seddettiklerini” ifade eder. (Sözler, 880, 888) Mağdup ve dâllîn yolu olan Felsefe mesleğinde ancak Eflatun ve Sokrat gibi yüzde birinin kurtulacağını (Sözler, 1205) belirten Bediüzzaman dâhi-i meşhur Ebu Ali İbn-i Sinâ’yı İslam hükemasınının Eflâtunu olarak görür. (Lem’alar, 2005, s.368)

    Akıl ve zekâ, ilim ve felsefe konusunda Bediüzzaman devamlı olarak Eflatun’u örnek gösterir. (Lem’alar, 428) Eflatunu şuurlu, Calinos’u da hikmet sahibi olduğunu belirten (İşâratu’l-İ’câz, 2006, s. 233 Muhakemat, 2006, s.168) Bediüzzaman Eflâtunun “Medine-i Fâzıla” şeklinde ortaya koyduğu ideal devlet felsefesinin ideal olmakla beraber hayal olduğunu belirtir. Bediüzzaman “İslâmiyet’in insaniyet-i kübrâ ve şeriatın ise medeniyeti fuzlâ (en faziletli medeniyet) olduğundan, âlem-i İslamiyet, Medine-i fazıla-i Eflâtuniye (Eflatunun hayal ettiği faziletli şehri) olmaya sezadır. (lâyık) (Tarihçe-i Hayat, 65; Divan-i Harb-i Örfî, 1993, s. 47) buyurarak uygulanabilir ideal devlet sisteminin ancak İslamiyet içinde hayat bulabileceğine dikkatleri çekmiştir.

    Devlet ve hükümetle ilgili görüşlerini dile getirdiği “Münazarat” isimli eserinde Bediüzzaman bir şahsın dahi hata ve kusurdan yoksun olmadığını, insanların oluşturduğu şahs-ı mânevi olan hükümetin de masum olamayacağını belirttikten sonra, masum bir hükümetin ancak “Eflâtûn-i İlâhînin Medine-i fazıla-i hayaliyesinde masum olabilir” (Münazarat, 1996, s.39) diyerek Eflatun’un Medine-i Fazılasının ancak ideal bir hükümet şekli olabileceğini ifade ile meşrutiyetin/demokrasinin istibdada nispeten su-i istimalleri önleyebileceğini ifade etmektedir.

    İstibdadın kalkması, hürriyetin her tarafa hâkim olması ile insanların istidat ve kabiliyetlerinin inkişafa başlayacağını ve o zaman Asya ve Rumeli’nin Eflâtunları, Dekartları, Bismarkları, İbn-i Sina ve Taftazanileri geri bırakacak istidat ve kabiliyetlerin yetişeceğini de müjdeler. (Divan-ı Harb-i Örfî, 1993, s. 83)

    Bediüzzaman’ın Kur’an-ı Kerimden ilham alarak akıl ve kalbin ittifakı ile ortaya koyduğu mesleğine yakın görüşler ortaya koyan Eflatun’u takdir etmemesi elbette düşünülemezdi. Plüralist bir din, materyalist bir hayat içinde Allah’ın birliğine ve ahrete inanan, her şeyin hakikatinin idealer dünyası dediği Allah’ın esmasını araması, ahiret hayatını göstermesi gerçekten Eflatun’un kurtulduğunu ve bir Allah adamı olduğunu göstermiştir. (Sözler, 1205)

    “Boş kafa şeytanın çalışma odasıdır” diyen Eflatun daima çalışmayı, hak yolda olmayı, hak ve hakikati ders vermiştir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri