Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

İbni Sina , Ali Kuşçu , Biruni ve Harezmi'nin hayatları hakkında bilgi verir misiniz? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın ibni Sina, el-harezmi, piri reis ve
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 7      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    İbni Sina, Ali Kuşçu, Biruni ve Harezmi'nin hayatları hakkında bilgi verir misiniz?

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    İbn Sina (980 - 1037)

    Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin muhtelif alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn Sînâ (980-1037) matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları ve astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir. Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm Kuraminın doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır. İbn Sînâ'ya göre, her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.


    İbn Sînâ, mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles'in hareket anlayışını eleştirmiştir; bilindiği gibi, Aristoteles, cismi hareket ettiren kuvvet ile cisim arasındaki temas ortadan kalktığında, cismin hareketini sürdürmesini sağlayan etmenin ortam, yani hava olduğunu söylüyor ve havaya biri cisme direnme ve diğeri cismi taşıma olmak üzere birbiriyle bağdaşmayacak iki görev yüklüyordu. İbn Sînâ bu çelişik durumu görmüş, yapmış olduğu gözlemler sırasında hava ile rüzgârın güçlerini karşılaştırmış ve Aristoteles'in haklı olabilmesi için havanın şiddetinin rüzgârın şiddetinden daha fazla olması gerektiği sonucuna varmıştır; oysa meselâ bir bir ağacın yakınından geçen bir ok, ağaca değmediği sürece, ağaçta ve yapraklarında en ufak bir kıpırdanma yaratmazken, rüzgar ağaçları sallamakta ve hatta kökünden kopartabilmektedir; öyleyse havanın şiddeti cisimleri taşımaya yeterli değildir.


    İbn Sînâ'ya Aristoteles'in yanıldığını gösterdikten sonra, kuvvetle cisim arasında herhangi bir temas bulunmadığında hareketin kesintiye uğramamasının nedenini araştırmış ve bir nesneye kuvvet uygulandıktan sonra, kuvvetin etkisi ortadan kalksa bile nesnenin hareketini sürdürmesinin nedeninin, kasri meyil (güdümlenmiş eğim), yani nesneye kazandırılan hareket etme isteği olduğunu sonucuna varmıştır. Üstelik İbn Sînâ bu isteğin sürekli olduğuna inanmaktadır; yani ona göre, ister öze âit olsun ister olmasın, bir defa kazanıldı mı artık kaybolmaz. Bu yaklaşımıyla sonradan Newton'da son biçimine kavuşan eylemsizlik ilkesi'ne yaklaştığı anlaşılan İbn Sînâ, aynı zamanda nesnenin özelliğine göre kazandığı güdümlenmiş eğimin de değişik olacağını belirtmiştir. Meselâ elimize bir taş, bir demir ve bir mantar parçası alsak ve bunları aynı kuvvetle fırlatsak, her biri farklı uzaklıklara düşecek, ağır cismimler hafif cisimlere nispetle kuvvet kaynağından çok daha uzaklaşacaktır.

    İbn Sînâ'nın bu çalışması oldukça önemlidir; çünkü 11. yüzyılda yaşayan bir kimse olmasına karşın, Yeniçağ Mekaniği'ne yaklaştığı görülmektedir. Onun bu düşünceleri, çeviriler yoluyla Batı'ya da geçmiş ve güdümlenmiş eğim terimi Batı'da impetus terimiyle karşılanmıştır.

    İbn Sînâ, her şeyden önce bir hekimdir ve bu alandaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Tıpla ilgili birçok eser kaleme almıştır; bunlar arasında özellikle kalp-damar sistemi ile ilgili olanlar dikkat çekmektedir, ancak, İbn Sînâ dendiğinde, onun adıyla özdeşleşmiş ve Batı ülkelerinde 16. yüzyılın ve Doğu ülkelerinde ise 19. yüzyılın başlarına kadar okunmuş ve kullanılmış olan el-Kânûn fî't-Tıb (Tıp Kanunu) adlı eseri akla gelir. Beş kitaptan oluşan bu ansiklopedik eserin Birinci Kitab'ı, anatomi ve koruyucu hekimlik, İkinci Kitab'ı basit ilaçlar, Üçüncü Kitab'ı patoloji, Dördüncü Kitab'ı ilaçlarla ve cerrâhî yöntemlerle tedavi ve Beşinci Kitab'ı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.


    İslam tarihinde önemli adımların atıldığı bir dönemde bilim hususunda daha sonra gelişecek olan Avrupa biliminde de önemli etkileri olacak olan İbn Sina, geliştirdiği felsefeyle de daha sonraları bir çok İslam alimi tarafından da eleştirilmiştir.

    Ali Kuşçu (Ali Kuşçu Kimdir? - Ali Kuşçu Hakkında)
    ALİ KUŞÇU

    15. yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur'un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey'in (1394-1449) doğancıbaşısı idi. "Kuşçu" lakabı buradan gelmektedir.

    Ali Kuşçu, Semerkand'da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmi (1337-1420) ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşi (?-1429) gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve astronomi dersleri almıştır.

    Ali Kuşçu bir ara, öğrenimini tamamlamak amacı ile, Uluğ Bey'den habersiz Kirman'a gitmiş ve orada yazdığı Hall el-Eşkâl el-Kamer adlı risalesi ile geri dönmüştür. Dönüşünde risaleyi Uluğ Bey'e armağan etmiş ve Ali Kuşçu'nun kendisinden izin almadan Kirman'a gitmesine kızan Uluğ Bey, risaleyi okuduktan sonra onu takdir etmiştir.

    Ali Kuşçu, Semerkand'a dönüşünden sonra, Semerkand Gözlemevi'nin müdürü olan Kadızâde-i Rûmi'nin ölümü üzerine gözlemevinin başına geçmiş ve Uluğ Bey Zici'nin tamamlanmasına yardımcı olmuştur. Ancak, Uluğ Bey'in ölümü üzerine Ali Kuşçu Semerkand'dan ayrılmış ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yanına gitmiştir. Daha sonra Uzun Hasan tarafından, Osmanlılar ile Akkoyunlular arasında barışı sağlamak amacı ile Fatih'e elçi olarak gönderilmiştir.

    Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim adamlarını biraraya toplamak olduğunu bilen Fatih, Ali Kuşçu'ya İstanbul'da kalmasını ve medresede ders vermesini teklif eder. Ali Kuşçu, bunun üzerine, Tebriz'e dönerek elçilik görevini tamamlar ve tekrar İstanbul'a geri döner. İstanbul'a dönüşünde Ali Kuşçu, Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Kendisi için ayrıca karşılama töreni yapılır. Ali Kuşçu'yu karşılayanlar arasında, zamanın ulemâsı İstanbul kadısı Hocazâde Müslihü'd-Din Mustafa ve diğer bilim adamları da vardır.

    İstanbul'a gelen Ali Kuşçu'ya 200 altın maaş bağlanır ve Ayasofya'ya müderris olarak atanır. Ali Kuşçu, burada Fatih Külliyesi'nin programlarını hazırlamış, astronomi ve matematik dersleri vermiştir.

    Ayrıca İstanbul'un enlem ve boylamını ölçmüş ve çeşitli Güneş saatleri de yapmıştır. Ali Kuşçu'nun medreselerde matematik derslerinin okutulmasında önemli rolü olmuştur. Verdiği dersler olağanüstü rağbet görmüş ve önemli bilim adamları tarafında da izlenmiştir. Ayrıca dönemin matematikçilerinden Sinan Paşa da öğrencilerinden Molla Lütfi aracılığı ile Ali Kuşçu'nun derslerini takip etmiştir. Nitekim etkisi 16. yüzyılda ürünlerini verecektir.

    Ali Kuşçu'nun astronomi ve matematik alanında yazmış olduğu iki önemli eseri vardır. Bunlardan birisi, Otlukbeli Savaşı sırasında bitirilip zaferden sonra Fatih'e sunulduğu için "Fethiye" adı verilen astronomi kitabıdır. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gezegenlerin küreleri ele alınmakta ve gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir. İkinci bölüm Yer'in şekli ve yedi iklim üzerinedir. Son bölümde ise Ali Kuşçu, Yer'e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıklarını vermektedir.

    Döneminde hayli etkin olmuş olan bu astronomi eseri küçük bir elkitabı niteliğindedir ve yeni bulgular ortaya koymaktan çok, medreselerde astronomi öğretimi için yazılmıştır. Ali Kuşçu'nun diğer önemli eseri ise, Fatih'in adına atfen Muhammediye adını verdiği matematik kitabıdır.

    BEYRUNİ (973-1051)
    15-16 ve17.yüzyılın Avrupa’sına bakın.Koyu bir cehalet karanlığı karanlığı içerisinde olduğunu göreceksiniz.Kopernik isimli bilgin , dünyanın hem kendi etrafında, hem de güneş etrafında döndüğünü bildiği halde gerçeği söylemiyordu.Bu husustaki kitabı ancak öldükten sonra yayınlaya bildi. Oysa İslam dünyası, değil o yüzyıllarda ,asırlar öncesi dünyanın yuvarlaklığına inanıyor ve bunun isbatını yapıyordu. Beyruni dünyanın yuvarlak olduğunu hem ekseni hem de güneşin etrafında döndügünü Kopernik’ten tam 500 sene evvel ispatlamıştı. Bu fikrin sahibi Beyruni ilmin her dalında eserler vermiştir.
    BİR DEVRE ADINI VEREN BİLGİN
    Beyruni , yalnız islam aleminin değil, tüm dünyada ortaçağın en büyük siması olarak karşımıza çıkmaktadır. Prof. Philip K. Hitti, onun “Tabii ilimler alanında Müslümanlar arasında yetişen en orijinal ve en derin bilgin” oldugunu söyler . Beyruni’nin yaşadığı devir G.Sorton’un dilinde, “Beyruni Asrı”dır. Sovyet ilim Akademisi Üyelerinden olan Babacan Gafurov, Bayruni hakkında şunları söyler:
    “İnsanlık tarihinin pek az devri , dehası yalnızca çağının ilimlerini kavramakla kalmayıp, bilinmeyenlere kadar uzanan , dev zekalara sahip olmakla övüne bilir.Bundan bin yıl önce doğan ve İslam dünyasının en büyük alimlerinden biri sayılan Beyruni, insanlığın bilgisine eşsiz hizmetlerde bulunmuştur.Çalışmalarını aksatan siyasi kargaşalıklara rağmen, çok sayıda eser vermiştir. Beyruni eserlerinde savunduğu tezler ve vardığı sonuçlar hakkında bilgimiz artıkça büyüklüğü ortaya çıkan dev zekalardan biridir.”
    HAYATI
    Asıl adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed Elbeyruni olan Beyruni büyük bir Türk bilginidir. 973’te Kaş’ta doğdu. Daha küçük yaştayken Harzemşahların sarayıyla irtibata geçti. Meşhur Matematikçi Emir Ebu Nasr Mansur Bin Ali Bin Irak’ın himayesine girdi. Abdüssamed Bin Samet El-Hakim ve İbn Sina’dan dersler aldı.Bu arada siyaset aleminde de faaliyetlere girişti. Prens ve hükümdarlardan itibar gördü. Beyruni Kaş Harzemşahı muhammed Bin Ahmet Bin Irak’ın yanında bulundu.Onu oldukça severdi . 9952de öldürülünce üzüntüsünden dolayı “ Dünya Makam ve Mevkilerini terkederek” kendini ilme verdigini söyler.
    SONSUZ İLİM AŞKI
    Daha 17 yaşındayken verimli deney gözlemlere girişen Beyruni de büyük ilim aşkı vardı. Beyruni Farsça, İbranice, Rumca,Süryanice, ve Yunancaya vakıftır. Beyruni kültür hazinesini zirveye çıkaran isimdir. O ilmi belgelere dayanmanın mecburiyetini, olayın deney ve tecrübelerle ispat edilmesi gerektiğini ilk defa öne süren alimlerdendir. Beyruni ve İbn Sina arasındaki yazışmalar gerçek bir düşünce platformudur.Bu yazışmalar günümüz Fiziki kavramlarını kapsamaktadır.Beyuni ile İbn Sina ‘nın ilmi metodlarla ilgili yorumları okunacak olursa öylesine orijinal bir mantık yapısıyla karşılaşılır ki, insan, sanki bu metinlerin günümüzde yazıldığını zanneder. Gazneli Mahmut’un Hindistan’ı zaptından sonra Hindistan’a gitti. O’nun nezdindeki mevkide oldukça büyüktü. Sultan Mahmut onu Hazine genel Müdürü yaptı. Orada Sankstristçe öğrendi. Burada matematik, astronomi, fizik ve tabii ilimlerle coğrafya üzerinde çalışmalar yaptı. Geride 120’yi aşkın eser bırakarak 1051’de Gazne’de vefat etti.
    MATEMATİKTEKİ HİZMETLERİ
    Beyruni, Hint-Arap rakamlarını ve sayı baştan gayet açık bir biçimde aktarmış ve bir açının üç eşit kısma bölünmesiyle uğraşmıştır. Boşuna toplamalara lüzum kalmadan bir sayının devamlı olarak iki katını almak için bir metod geliştirmiştir. Sinüs 60’tan başlatıldığı halde Karun-u Mes’udi’de 1’den başlatmış ve bununla trigonometri tabilerinin sayı oldugu esasına işaret etmiştir.Bugünkü ilim seviyesine şimdiden ulaşmak demektir.
    ASTRONOMİ VE ÇOĞRAFYADAKİ HİZMETLERİ
    Beyruni’nin astronomi ve coğrafyada da hizmetleri olmuştur. Kanun-u Mes’udi adındaki kitabı astronomi sahasında bir irfan ve araştırma abidesi olarak tarihe kaydolmuştur. Beyruni bu kitabında imparatorluğun batı bölgesi, Resm’el Arz adlı kitabında ise merkezi kısımları anlatmaktadır. Gazne’de kıbleyi doğru olarak tespit etmekle, Müslümanlara yaptığı hizmetlere bir yenisini eklemiştir.
    ÇAĞIN EN BÜYÜK ALİMİ: BEYRUNİ

    Beyruni , Müslüman olsun olmasın her türlü ilim adamı ile iş birliği yaptı.O Harizm’de Kaş şehrinin boylamını bulurken,Bağdat’ın büyük matematikçilerinden birisi olan Ebu-l Vefa(940-998)ile işbirliği yaptı. Sonrada Kaş ile Gazne’yi başlangıç kabul ederek meyl-ikülli rasatları yaptı.Çağdaş neticelere uygun sonuçlar elde etti. Beyruni bir ara Harizm ile Cürcan arasında Oğuzlar bölgesindeki bozkırlarda yerin çapını hesaplamak için incelemeler yaptı. Aynı zamanda Beyruni dünyanın çapının ölçülmesiyle alakalı olarak çok üstün görüşler ortaya atmıştır. Bu kanun Avrupa’da “Beyruni Kanunları” olarak bilinir. Onun ünlü astronomi deneylerinden biriside Hindistan’da bir dağda yaptığı yükseklik ölçüsüdür.
    ÜMİT BURNU VE AMERİKA KITASINDAN İLK BAHSEDEN O’DUR.
    Beyruni ayrıca Güney doğu Asya ve ürünleri, Malay ve Cava adaları,para,ölçü ve dilleri hakkında bilgiler vermektedir. Ta o zamanlarda Ümit Burnu’nun varlığından bahsetmesi enteresandır. Amerika kıtası ve Japonya’nın varlığından ilk defa söz eden Beyruni’dir. Beyruni Amerika kıtasını 1492 yılında keşfeden Kristof Colomp’dan 500 sene evvel haber vermiş oluyor. Beyruni ayrıca, planisfer yıldızlarının hareketlerini gösteren küreler hakkında eserler yazmıştır. Sultan Mes’ud’a da astronomi tabloları yapmıştır.
    FİZİKTEKİ HİZMETLERİ

    Dünyanın yuvarlak oluşunda tereddüt etmediği gibi, dünyanın dönüşünü , hatta yerçekiminin varlığını ortaya koymuştur.Newton’dan asırlar öncesi Beyruni yerçekimi hakkında şunları söylemiştir:
    Arz dönüyorsa bu dönüşünden dolayı her şey niye fırlamıyor? denilirse şu cevabı veririz: Bu durum çıkardığımız teoriyi çürütemez. Çünkü yer her şeyi çekiyor. İşte bu çekim yeryüzündekilerin fırlamasına mani olur. Beyruni optikle de ilgilendi. Ve ışığın sesten hızlı olduğunu söylemiştir .
    JEOLOJİDEKİ HİZMETLERİ:
    Beyruni jeoloji ile de uğraştı. O karaların kuzeye kayma fikrini 9,5 asır önce söylemiştir . Beyruni bu konu hakkında da bir kitap yazdı . Ayrıca indus vadisinin eski bir deniz havzası olduğunu söyledi.
    TIPTAKİ HİZMETLERİ:
    Beyruni Tıplada ilgilendi O aynı zamanda iyi bir doktordur . En esaslı tedavinin ahlak yoluyla olduğunu ifade etmiştir . Es-Saydala adlı kitabında eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizdi.
    BOTANİKLE DE İLGİLENDİ:
    Beyruni’nin botaniğe de ilgisi vardı. Geometriyi botaniğe uygulamış, bitkilerde üreme konularına temas etmiş kuşlarla ilgili gözlemlerde bulunmuştur.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri