Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Paris barış konferansına katılan 32 devletin adları nedir , Paris barış konferansına katılan 32 devletin isilmleri nelerdir Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Paris barış konferansına
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 9      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Paris barış konferansına katılan 32 devletin adları

    Sponsorlu Bağlantılar




    Paris barış konferansına katılan 32 devletin adları nedir,
    Paris barış konferansına katılan 32 devletin isilmleri nelerdir

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Paris barış konferansına katılan devletler
  3. Paris barış konferansı maddeleri
  4. Paris barış konferansının önemi
  5. Paris barış konferansına kimler katıldı
  6. Paris Barış Konferansı, Paris Barış Konferansı tarihi
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Paris Barış Konferansı

    Paris Barış Konferansının tarihi, alınan kararlar, sonucu ve önemi.

    1918 yılı sonbaharında Bağlaşma Devletleri birbiri ardınca bırakışma anlaşmaları imzalayıp savaştan çekildiler. Bunun üzerine onlarla yapılacak barışların ilkelerini saptamak için Paris’te büyük bir konferans toplandı.

    18 Ocak 1919’da toplanan Paris Barış Konferansı’na 32 ülkenin temsilcileri katıldı. İngiltere ve Fransa, ilk günden itibaren konferansı kendi denetimleri altına aldılar. Konferansın amacı, savaşı kaybeden devletlerle yapılacak barışın koşullarını görüşmekti. İngilizler ve Fransızlar, konferansa Yunanlıları davet ederek, Osmanlı Devleti’nde nüfus yönünden çoğunluk oluşturdukları bölgeler üzerinde haklarını savunmalarını istediler.

    Devletler arası ilişkilerin yalnız karşılıklı çıkarlara dayandığını gösteren en güzel örneklerden biri bu konferansta geçen olaylardır. Savaş sırasında yendikleri devletlerden neler kopartacaklarını, özellikle Osmanlı ülkesini nasıl paylaşacaklarını pek uyumlu bir biçimde kararlaştıran üç büyük devlet, yani İngiltere, Fransa ve İtalya, iş gerçekleşme aşamasına gelince hemen birbirlerine düşme yoluna girdiler.

    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, savaş sırasında ilan ettiği ilkelerinin, barış yapılırken mutlaka göz önüne alınmasını istemişti. Bu durum anlaşma devletlerinin işine gelmiyordu. Ancak artık çok büyük bir güç durumuna gelen Amerika Birleşik Devletleri’ni karşılarına da almak istemiyorlardı. Bu nedenle tam bir açmaza düşmüşlerdi. Wilson, savaş sonu adil bir barış yapılmasını, toprak kazancının ve savaş tazminatlarının söz konusu edilmemesi, her ulusun kendi geleceğini kendisinin belirlemesi gibi son derece insancıl ilkeler ortaya atmıştı. Bu nedenle yenilenlerden pay alınması veya bir başka çıkar sağlanması hiç olmazsa kuramsal açıdan mümkün değildi. Bu nedenle geriye kalan üç güç bütün çabalarıyla, isteklerinin Wilson ilkelerine uygun düştüğünü uydurma kanıtlarla göstermek zorundaydılar. Bu arada çıkar çatışmaları da giderek artmıştı.

    Konferansta Yunanistan’a büyük destek veren İngilizler, Yunanlıların, konferansa sundukları İzmir ve yöresine ilişkin sahte belgeleri gerçek belgeler olarak kabul ettiler. Gerçekle hiçbir ilgisi olmayan bu belgelere Amerikalıları da inandırdılar. Bununla da kalmayıp Osmanlı Devleti toprakları üzerine kurulacak devletlerin, kendilerini yönetecek durumda olmadıklarını ileri sürerek himaye altında yaşamaları gerektiği düşüncesini savundular.

    Konferansa katılan Yunanlıların amaçları ise; Batı Anadolu’yu ve Trakya’yı ele geçirerek Ege Denizi çevresinde büyük bir Yunan devleti kurmaktı. Bu amaçla Yunan Başbakanı Venizelos, İzmir ve çevresi ile Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini istedi.

    Savaş sırasında yapılan ve Osmanlı ülkesinin paylaşılmasını öngören antlaşmalarda Batı Anadolu ve Akdeniz Bölgesi’nin İtalyanlara verilmesi kabul edilmişti. Önceden buna karşı çıkmayan İngilizler, konferansta Batı Anadolu’nun İtalya’ya bırakılmasına karşı çıktılar. Güçlü bir ülke olan İtalya’nın Doğu Akdeniz’de egemen olması, İngiltere’nin sömürgelerine giden yollarının güvenliğini tehlikeye sokabilirdi. Bu sebeple İngiltere, Doğu Akdeniz’de güçlü bir İtalya yerine kendi güdümlerindeki Yunanistan’ın olmasını istiyordu. Bunun üzerine İtalya, daha önce kendisine bırakılan Batı Anadolu’nun Yunanistan’a verilmesinden dolayı konferansı terk etti.

    Konferansın bu ortamından faydalanan Yunan Başbakanı Venizelos, Türklerin, İzmir’de Rumları yok etmeye hazırlandıklarını, İtalya’nın da İzmir’e asker çıkarmak üzere olduklarını iddia etti. Venizelos’un bu iddiasını gerçek kabul eden İngiltere ve Fransa, Yunan ordusunun İzmir’i işgal etmesini kararlaştırdılar. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesine karar verilmesi, İtalya’nın, İngiltere ve Fransa ile arasının açılmasına neden oldu.

    İngiltere’nin de yardımıyla 15 Mayıs 1919’da İzmir önlerine güçlü bir donanma gönderen Yunanlılar, aynı gün karaya asker çıkararak bu kenti işgale başladılar.


    Gümrü Antlaşması (2-3 Aralık 1920)

    Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra toplanan Paris Barış Konferansı’na Ermeni temsilcileri de çağırılmıştı. Bu durum Ermenilere, Büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirme fırsatını vermişti. İngiltere bağımsız bir Ermeni Devleti kurulmasını istiyordu. İtilaf Devletleri’nin de onayını alan İngilizler, Sevr Antlaşması’na Ermeni Devleti’ni öngören bir madde koydurttu.

    Ermeniler, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki toprakların kendilerine bırakılması amacıyla saldırıya geçtiler. Ermenistan sınırı yakınlarında yaşayan Türkleri topluca katletmeye başladılar. Ancak Milli Mücadele başlamadan önce, Doğu Anadolu’nun Ermenilerin eline geçmesini önlemek için Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla bir teşkilat kurulmuştu. Kâzım Karabekir Paşa’nın 15. Kolordu Komutanı olarak Erzurum’a gelmesi ile bu teşkilat daha da güçlendi. Yerel gazetelerde çıkan yazılar milliyetçilik hareketlerini güçlendiriyordu. Mustafa Kemal Paşa’da konuşmalarında, bir karış toprağın bile Ermenilere verilmesine Türk milletinin razı olmayacağını belirtti.

    Mondros Ateşkes Antlaşması’nın şartlarına uymayarak ordusunu dağıtmayan Kâzım Karabekir Paşa, Ermeni saldırılarına karşı bölgedeki savunma hazırlıklarını hızlandırdı. TBMM’ne bir rapor sunarak Ermenilere karşı harekât için yetki istedi. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi, 9 Haziran 1920’de Kâzım Karabekir Paşa’yı tam yetki ile Doğu Cephesi Komutanlığı’na atadı.

    Ermeni saldırılarının artması üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi aldığı askeri harekât kararını Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya bildirdi. Askeri harekât, 28 Eylül 1920’de başlatılarak, 29 Eylül’de Sarıkamış, 30 Ekim’de de Kars Ermenilerden kurtarıldı. Ermenilerin barışa yaklaşmamaları zerine askeri harekâta devam edilerek Gümrü’ye kadar gelindi. Ermeniler barış istemek zorunda kaldılar. Ermeniler Gümrü’yü boşaltarak doğuya çekildiler.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Kasım 1920’de Ermeni Hükümeti’ne bir nota ile askeri ve siyasi isteklerini bildirdi. Ermeniler bu istekleri kabul etmeyince çarpışmalar yeniden başladı. Türk orduları karşısında dayanamayan Ermeniler tekrar barış istemek zorunda kaldılar. 2-3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanarak savaşa son verildi.


    Gümrü Antlaşması’nın sonuçları
    -Doğu Anadolu sınırımız, Ardahan’ın bir bölümü ve Artvin dışında bugünkü halini aldı.
    -Doğu cephesi kapatılmış, birlikler batıya kaydırılmıştır.

    Gümrü Antlaşmasının maddeleri
    -Kars ve çevresi Türklere verilecek.
    -Ermenistan TBMM’nin varlığını tanıyacak.
    -Ermeniler Sevr Antlaşması’nı tanımayacaklar ve bu antlaşma ile kendilerine verilen haklardan vazgeçecekler.
    -Ermeniler Türklere düşmanca tavır beslemeyecekler, Türklere karşı savaşmamış Ermeniler yurtlarına dönebilecekler.
    -Sınır, Aras Nehri ve Çıldır Gölü olacak.

    Gümrü Antlaşması’nın önemi
    -Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletlerarası alanda imzaladığı ilk siyasi antlaşmadır.
    -Bu antlaşma ile Ermeniler, Sevr Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklardan vazgeçmiş, Ermeni meselesi milletlerarası düzeyde sona ermiştir.
    -Ermeniler, TBMM Hükümeti ile Gümrü Antlaşması’nı imzalayarak yeni Türk Devleti’ni tanımıştır.
    -Anadolu’da başlayan Milli Mücadele’nin ilk siyasi zaferidir.
    -Kurtuluş Savaşı’nın bir cephesi kapanmış, TBMM’nin itibarı artmıştır.
    -Türkiye Büyük Millet Meclisi, doğudaki birliklerinin bir kısmını Batı Cephesi’ne kaydırma imkânı bulmuştur



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri