Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Demokrasi ile ilgili kompozisyon örnekleri eklermisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Okumak ile ilgili Kompozisyon Örnekleri Demokrasi ile ilgili kompozisyon İnsan hakları ve demokrasi ile
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 17      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Demokrasi ile ilgili kompozisyon örnekleri

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Cumhuriyeti 84 Yılda Nereden Nereye Getirdik?
    16. yılında doğduğum Cumhuriyetin çeyrek yüzyılı tamamlamasını, törenlerini çok iyi anımsıyorum.
    O zaman bugünkünden daha yoksul, ama çağdaş uygarlık düzeyini yakalama umudunu hâlâ yitirmemiş insanlardık.
    O zamanlar Avrupa Birliği yoktu ki, oraya aday olaydık.
    Ama şimdilerde, tasarlanan, fakat görünür gelecekte gerçekleşme umudu olmayan AB üyeliği ile çağdaş uygarlık düzeyini yakalama hedefi birbirleriyle karıştı, özdeşleşti adeta...
    Oysa 1948 29 Ekimi’nde, hem çağdaş uygarlık ülküsüne, hem Avrupa’ya, Cumhuriyetin 84 yaşının son 24 saatini yaşadığı bugünkünden daha yakındık.
    Temelinde, laiklik ve eğitim seferberliği yatan Cumhuriyet bu iki hedefine de varamadı, öyle olunca da çağdaş uygarlık düzeyine ulaşamadı, Avrupa’ya da katılamadı.
    Bir gerçeği artık açıklıkla görmemiz gerekir. Türkiye Cumhuriyeti, sıkı bağlarla bağlandığı Avrupa’nın birliğine, şu ya da bu şekilde, bir yerden, bir formülle eklemlenebilir, ama hiçbir zaman, öbür üyelerle eşit koşullarda ortak olamaz.
    Burada kusuru yalnız Avrupalılarda aramak büyük yanlıştır. İslami cumhuriyetlerin Avrupa’da yeri olmadığını ve Türkiye’nin de bugünkü sosyo-ekonomik, politik yapısıyla AB’ye uyum sağlayacak düzeye gelmediğini görmemiz gerek.
    ***
    Cumhuriyeti, cumhurun kendi yöneticilerini kendisinin seçmesi biçimindeki dar anlamıyla yorumlarsak, özgür iradenin ürünü olan 1950 seçimleriyle onun hedefine vardığımızı söylemek mümkündür.
    Ama Cumhuriyeti, yalnız yöneticilerin seçimiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda çağdaş, katılımcı, çoğulcu bir demokrasiye varmak olarak yorumlarsak, onu hâlâ toplumsal yaşama geçiremediğimizi söylemek zorundayız.
    Cumhuriyetin en büyük siyasal başarısı, cumhurun yöneticilerini, kendi özgür iradesiyle seçmesini sağlamak olmuştur. Çok partili rejim dediğimiz sistemin getirdiği bir sonuçtur bu.
    Devleti kuran tek partiden çok partili rejime sarsıntısız, darbesiz geçişi sağlayan cumhuriyetin kurucu iradesinin özündeki demokratik tohumlar ile tek partinin o günkü liderinin kararlı tutumu olmuştur ki, burada dış etkenlerin de rolü vardır.
    Ama tek partiden çok partili düzene geçişte sağlanan başarı, çok partili ama tek boyutlu rejimden çoğulcu demokrasiye geçişte sağlanabilmiş değildir.
    Eğer değişim ve dönüşümü bir başarı ölçütü olarak kabul ederseniz, o zaman Cumhuriyetin tek partili döneminin demokratik olarak, çok partili döneminden çok daha başarılı olduğunu da kabul etmek durumunda kalırsınız.
    Nüfusun fiziki olarak kentleştiği sanılırken, gerçekte kentlerin bile hızla köyleştiği ve “köylü” kültürünün tümüyle egemen olduğu bir toplumda, farklılıklara saygı, katılım, çoğulculuk gibi kavramların gelişmesini bekleyemezsiniz.
    ***
    Cumhuriyetin olduğu kadar demokrasinin de, temel altyapı kurumlarının oluşmasında, nasıl ki tek parti yönetimleri kendini izleyenlerden daha başarılı olmuşlarsa, tek partinin işleyişte hiç de demokratik olmamasına karşın, ana hedefinde de, çok partili yönetimlerinden demokrasi açısından daha ileri dönük olduğunu söylemek mümkündür. Şöyle ki, çok partili yönetimler, devraldıkları sistemi daha demokratik ve katılımcı yapmak yerine, inatla bir çoğunlukçulukta (üstelik gerçek çoğunluğu da sahip olamayıp, yalnızca sandıkta en çok oyu alan anlamında bir çoğunlukçuluk) debelenmeye ittikleri de bir gerçektir.
    Türkiye’de şu anda işbaşında bulunanlar, milli irade adına, iktidar erkini tekelleştiren, farklılıkları silmeyi amaçlayan, kendi nispi çoğunluğunun diktasını getirmeye yönelen bir tutum içindedirler ki, bu da çağdaş demokrasiye taban tabana zıt bir durumdur.
    Cumhuriyetin kurucu iradesine ve önderi Mustafa Kemal’in yönelimlerine uygun bir doğrultuda ilerlemediği, artık bundan böyle de ilerleyemeyeceği kesindir.
    İlk kurucu iradeden geriye ne kalacağını, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan laiklik ilkesinin bu ülkede bir süre daha yaşayıp yaşayamayacağını şimdiden kestirmek güçtür. Onun bekası ancak Cumhuriyetin kendisini koruma içgüdüsünün toplumda kök salmasıyla mümkün olacaktır.
    Bunun olup olmayacağını da önümüzdeki dönemde göreceğiz.
    Benim çocukluğumda, Cumhuriyet bayramlarında umut vardı.
    Zavallı şimdiki çocuklar...



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri