Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Esmaül hüsna ile ilgili hikayeler varmı ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Esmaül hüsna ile ilgili slayt Esmaül hüsna ile ilgili kitaplar Esmaül hüsna ile
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Esmaül hüsna ile ilgili hikayeler

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Çocuklar için hikayelerle Esma'ül Hüsna

    ALLAH O, Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Serra ilkokul ikinci sınıftaydı. Onu okula hergün annesi götürüyordu. Dönüşte de annesi alıyordu onu. Bir gün okulda öğretmen resim dersinde öğrencilerinden evde en sevdikleri oyuncakları çizmelerini istedi. Kimisi bebeklerini kimisi arabalarını kimisi uçaklarını kimisi de kılıç ve maskelerini çizdi. Emre ise hiçbir şey çizmedi. Öğretmen neden çizmediğini, yoksa hiç mi oyuncağı olmadığı sordu. Emre'nin cevabı ilginçti. "Öğretmenim ben artık büyüdüm. Bütün oyuncaklarımı da komşumuzun üç yaşındaki çocuğu Ali'ye verdim. Onun hiç yokmuş, annem öyle söyledi." Öğretmen bu cevaba hem güldü hem de şaşırdı. "Allah iyiliğini versin, aferin sana Emre!" dedi. Okulda dersler bitince annesi Serra'yı almaya geldi. Okul kapısında bekliyordu annesi. Eve gidince her zaman ki gibi Serra ilk önce üzerini değişti. Elini, yüzünü sabunla yıkadı. Yemek için mutfağa gitti. Annesine resim dersinde olanları anlattı. Annesine sordu. "Anneciğim, Allah kim? Nasıl iyilik veriyor?" Annesi meraklı kızına cevap verdi. "Allah; seni, beni, babanı ve etrafta gördüğüm herşeyi var eden ve onların sahibi olan kişi" "Nerde yaşıyor?" diye zor bir soruyla devam etti Serra. Annesi de bu merakın giderilme zamanının geldiğinin farkındaydı. "O her yerde" "Her yerde mi?" "Evet kızım. Sana hergün O'nu anlatan hikaye anlatacağım. İlki Allah. Bu bütün hikayelerden en önemli ve en değerlisi." "Hergün mü anlatacaksın?" "Evet, her gün yeni bir tane anlatacağım. Bunlar üzerinde konuşacağız ve sen de bu konuyla ilgili bütün sorularının cevaplarını öğreneceksin. Hımm... nasıl başlasam?" "Çok mu zor?" "Yanlış bir şey söylememek için dikkatli olmak gerekiyor... Tamam buldum. Şimdi büyük bir tabak düşün" "Çok mu büyük?" "Evet çok büyük. İçine 98 tane değişik meyve sığabilecek kadar büyük!" "O kadar büyük tabak olmaz ki! Bence büyük bir sepet olsun" "Haklısın Serra, sepet olsun. Bu sepette 98 tane farklı meyve var, tamam mı?" "Tamam" dedi Serra annesini dikkatli dinleyerek. "Meyveleri bir arada tutan ne?" "Meyveler sepetin içindeyse..." "Evet, sepetin içindeler" "Sepet tutuyor o zaman!" "Doğru. Sepet, 98 farklı meyveyi içinde tutan ilk ve en önemli hikaye. Anladın mı?" "Anladım, yani birinci hikaye sepet oluyor" Yazan: Banu Kopuz

    ER-RAHİYM (Ahirette sadece mü'min kuluna karşı merhametli): Mert'in dedesi çok hastaydı ve tedavi olmak için evlerine gelmişti. Dedesi yan odada yatıyordu. Gece dedesinin öksürdüğünü duydu. Yatağından kalktı, dedesinin yanına gitti. "Dedecim iyi misin?" "İyiyim tabi ama sen bana şu sürahiden bir bardak su verirsen çok daha iyi olurum. Hatta yarın maç bile yaparız seninle!" dedi gülerek. "Gerçekten mi?" diyerek dedesine bir bardak su verdi. "Allah izin verirse yaparız tabii. Sağol benim akıllı torunum, sen şimdi git, uyumana devam et" dedi. Sabah uyandığında dedesinin odasından sesler geliyordu. Yüzünü yıkamadan dedesinin odasına koştu. Dedesi uyuyordu. Ama annesi dedesinin başında Kur'an okuyordu. Babası da ağlıyordu. Mert şaşırdı, annesinin koluna dokundu. "Ne oldu anne? Babam neden ağlıyor?" "Yavrum deden bizden ayrıldı artık" "Nasıl ayrıldı? Yatağında uyuyor ama..." "Tatlım gel benimle" dedi annesi. Mert'i kucağına aldı, odadan çıktılar. "Deden hastaydı biliyorsun değil mi?" "Evet hasta, ona dün gece su verdim" "Allah, dedeni kendi yanında iyileştirecek" "Nasıl yani?" "Deden Allah'ı çok severdi, Allah da dedeni çok seviyordu ve hâlâ seviyor. Çünkü ona yardım etti ve onu hastalığından kurtardı. Şimdi Allah'ın yanında çok daha iyi olacak. Çünkü deden çok iyi bir insandı ve Allah'a inanırdı. Bu yüzden Allah, ona yardım ediyor ve ona merhametli davranıyor"
    Yazan: Banu Kopuz

    ER-RAHMAN: Dünyada herkese karşı merhametli Süreyya ve kardeşi Osman bahçede oynadıktan sonra nefes nefese eve geldiler. İkisi de çok yorulmuş, terlemiş ve susamıştı. İkisi de eve girer girmez mutfağa koştu. Osman sürahiyi kaptığı gibi üç bardak suyu kana kana içtikten sonra derin bir nefes aldı. "Oh be! Çok susamıştım anneciğim. Abla sen susamadın mı?" "Susamaz olur muyum hiç?" diyerek iki bardak da Süreyya içti. Anneleri yemeği ocağa koyduktan sonra çocuklara döndü: "Teşekkür ettiniz mi peki?" diye sordu. "Niçin?" diye merakla sordu Osman. Süreyya cevap verdi: "Allah bize suyu verdiği için tabi ki" deyince annesi: "Evet Allah bize su verdiği için teşekkür etmeliyiz ama yalnız bunun için değil. Allah'ın verdiği daha güzel bir şey için O'na şükretmeliyiz" dedi. Çocuklar merakla ne olduğunu sorunca anneleri anlatmaya başladı. "Vücudumuzdaki su miktarı gün içinde değişir. Mesela çok oyun oynayıp terlersek çok su içmek isteriz. Ama bazen de su içmek istemeyiz. Vücudumuzdaki su azalınca beynimiz bunu hemen anlar ve böbreklerimizi uyarır. Beynimiz, böbreklerimize 'su tüketimini azalt!' der ve içimizdeki suyu azar azar kullanmaya başlar. Eğer beynimiz böbreklerimizi böyle uyarmasaydı hiç iyi olmazdı. Ne olurdu biliyor musunuz? Susuzluktan ölmemek için her gün 15- 20 sürahi su içmek zorunda kalırdık. Günde 15-20 sürahi içince de sürekli tuvalete gitmemiz gerekecekti. Ama Allah, insanlara merhametli davranarak bizim haberimiz olmadan bu bilgileri beynimize yerleştirdi. Hem de doğduğumuz andan itibaren. Bu bilgi beynimize yerleştirilmiş olmasaydı o zaman da su içmeyecektik. Böylece vücudumuz çalışmayacak ve bozulacaktı. Ama Allah, bize ne zaman ne kadar su içmemiz gerektiğini anlatan bilgileri doğuştan beynimize yükleyerek bizi bu zahmetten kurtardı." Osman'ın gözleri yerlerinden fırlayacak gibiydi. "Bu gerçekten doğru mu?" "Evet oğlum, O'nun yaptığı her iş hep böyle merhamet ve sevgiyle doludur. Bu yüzden O'na hep teşekkür etmeyi ihmal etmiyoruz, tamam mı?" "Tamam anneciğim". Yazan: Banu Kopuz


    EL-VEHHAB: İstenmeden, karşılıksız veren Musa ve ailesi yıllardır kirada yaşıyorlardı. Buna en çok üzülen Musa idi. Çünkü ev kendilerinin değildi. Bu yüzden odasını istediği gibi kullanamıyordu. O da diğer arkadaşları gibi kendine ait, içinde ders çalışma masası olan bir odaya sahip olmayı düşlüyordu. Fakat babasının maaşı sadece yemek ihtiyaçlarını karşılıyor, kiralarını bile ödemeye zor yetiyordu. Maddi durumları iyi olmadığı için beşinci sınıftan sonra okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Ailesi okumasını, kendi hayatını kazanıp güzel bir yaşam sürmesini çok istiyordu ama ellerinden daha fazlası gelmiyordu. Bu duruma babasının yaşlı halası da çok üzülüyor ve Musa'yı da kendi torunu gibi seviyor, onun için bir şeyler yapmak istiyordu. Musa her sabah ders vaktinde kalkıp okula giden öğrencilere bakıyor ve tekrar gidebilmeyi düşleyerek ağlıyordu. Bunu gören ailesi Musa'dan daha fazla üzülüyordu. Babasının halası bir gün çok hastalandı. Musa'nın anne ve babası, halasını ziyarete gittiler. Babasına bir zarf verdikten iki gün sonra yaşlı kadın öldü. Cenazeden sonra babası halasının verdiği zarfı açtı. Kağıtta yazılanlara göre yaşlı hala, kendi kaldığı evi onlara bırakmıştı. Musa ve ailesi buna çok sevinmişlerdi. Yeni evlerindeki çocuk odası Musa'nın hayallerindeki gibi hazırlanmıştı. Yeni odasını annesine gösterdi. Annesi ona; "Musa yeni odan ve evimiz çok güzel. Eskiden bir yıl arayla ev değiştirirdik, şimdi sadece burada kalacağız. Ev değiştirmeyeceğiz. Bu evi bize veren halamıza çok dua etmeliyiz. Sonra da halamıza bu evi veren Allah'a teşekkür etmeliyiz. Eğer Allah bu evi halamıza vermiş olmasaydı halamız da bize bu evi bırakamazdı. Allah bize bu evi verirken bizden para ya da herhangi bir şey istemedi. Bize sevgisini, yardımseverliğini ve cömertliğini bu şekilde gösterdiği için O'na her zaman teşekkür borçluyuz" dedi.



    ______________________________



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri