Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

fıkra türünde kısa yazı örnekleri , fıkra türünde yazılmış yazı metin örneklerine ihtiyacım var lütfen bana yardım e din iz lordçular :=) Kısaca Benzer Konulara
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 14      

  1. Misafir Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Fıkra Türünde Yazı Örnekleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    fıkra türünde kısa yazı örnekleri, fıkra türünde yazılmış yazı metin örneklerine ihtiyacım var lütfen bana yardım ediniz lordçular :=)

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Anı Türünde Yazı Örnekleri Kısa
  3. Deneme Türünde Yazı Örnekleri
  4. Biyografi Türünde Yazı Örnekleri
  5. Mektup Türünde Yazı Örnekleri
  6. Monolog Türünde Yazı Örnekleri
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Fıkra Türünde Yazı Örnekleri

    Fıkra Örneği (1)

    Doğulu ve batılı olmak

    İstanbul aydınında öteden beri bir Avrupai adam olmak özlemi var*dır. Batılılar gibi "prensip sahibi", metodlu, işlerini rasyonel "akit" bir dü*zene koymuş, her gün saat kaçta ne yapacağını ve ne düşüneceğini bilir, randevularına dakikası dakikasına sadık, ziyaretlerini ihmal etmeyen, mektuplara zamanında cevap veren ve vazife hayatı saat gibi işleyen adam olmak, belki tanzimattan beri bazı İstanbul aydınlarının ideali hâlinde yaşamıştır. Kılığı, kıyafeti, hayat üslûbu, tavrı, edası ve insanlar*la münasebeti bakımından bu medenî adam tipini gerçekleştirmiş Osman*lı aydınlarına rastlamadım değil. Bu insanlara "çelebi adam", "efendi adam", "dest un Monsieur" dendiği de olurdu. Kısacası İstanbul aydını mükemmelce bir adamın vasıflarını Batılı adamda, Avrupai adamda an-yordu.

    Son günlerde Batılı adam olarak hasreti bazı yazarlarımızda da tepmiş. Fakat onların Batılı adam tipi mükemmel adam hayalini değil, maddi adam, dinsiz adam, hattâ solcu adam tipini canlandırıyor.

    Batıda Doğulu adam tipine çok rastlanıyor. Birçok Avrupalı ve Ame*rikalı sanki bir Asya memleketinde doğup büyümüş gibi bize yakındırlar. İtalyan tarihçisi ve düşünürü Gugliyelmo Ferrero'nun "Geçmişle Gelecek Arasında" adlı kitabında izah ettiği gibi "Bugünkü Avrupa ve Amerika'nın Asyacılığını tarif etmek zordur. Büyük Hint şairi Tagore bunu anlamamı*şa benziyor. O. büyük bir ısrarla, ruhçuluğu, iç hayat derinliğini. Doğu*nun manevi yükselme özleyişini. Batının maddeciliği ile aceleciliği ile doymak bilmez kazanç hırsı ile sonsuz çalışma hummasıyla karşılaştırı*yor. Fakat dikkat etmiyor ki, Doğu ile Batı arasında gördüğü çatışma. Ba*tının kendi içinde de vardır. Doğu ve Batı gibi, kendi kendisiyle mücadele halinde iki Avrupa ve İki Amerika vardır. Her Avrupalı ve her Amerikalı, ne kadar aydın olursa olsun, aynı zamanda hem Batılı hem de Doğulu*dur."

    Maeterlinnck'in meşhur sözüne göre, her insanın beyninde bir "Doğu köşesi", bir de "Batı köşesi" bulunmaktadır. Hiçbir memleket veya insan için yüzde yüz Batılı olmak imkânı yoktur. Yalnız beynimizin bir köşesiyle Doğuya, bir köşesiyle de Batıya bağlı değil, coğrafyamızın bir tarafıyla Doğuya, öte tarafıyla de Batıya mensubuz. Tek taraflı bir bağlanış bizi ruhî, tarihî, coğrafî ve millî bütünümüzden mahrum eder, yarım ya*malak, sakat, hayatiyetten mahrum bir varlık hâline sokar.
    Peyami SAFA

    Fıkra Örneği (2)

    Zelzele

    Zelzele, dün gece, İstanbul'u uykusunun en derin yerinde oy*nattı. Garip şey! Haftalardan beri komşu toprakları sarsan ve şimdi gizli adımlarla bize yaklaşır gibi olan bu âfetin, faaliyete geçmek için insan gafletini kollayışta gösterdiği şeytani dikkate bakılırsa, bunun, cana kastetmiş bir müthiş zekânın işi olduğu*na hükmetmek lâzım geliyor.
    Öyle ya! Muharebelerde düşmanı, dalgın karargâhları topa tutmak ve hırsızın soyacağı evin duvarına tırmanmak İçin intihap ettiği (seçtiği) saat, hemen daima zelzelenin de harekete geç*mek için beklediği saattir: gecenin ilerlemiş bir saati!
    Gerek düşman, gerek hırsız, gerek zelzele, gafil İnsanın so*yunup entarisini giymesini ve atağa uzanıp, rahat horlama*sını gözlerler.
    Anlaşılan, ikide bir toprağın temellerini sarsan gizli ve kor*kunç kollar, gecenin karanlıkları içinde, insanları, don ve göm*lekle, yalınayak, başıkabak, sokaklara perişan dökülmüş gör*mekten zevk alan tuhaflık merakında bir zalim kuvvetin hesa*bına, yeraltı âleminde, şu garip faciaları hazırlayıp duruyor!
    AHMET HAŞİM

    Fıkra Örneği (3)

    Türk çocukları ve gençleri için okunması gerekli olan kitapların bir listesini çıkarmak üzere son aylarda MEB'in, ilgililer arasında bir ön soruşturma yahut araştırma yaptırdığını duyduk. Mahiyetini tam bil*memekle beraber böyle bir listenin ilk ve ortaöğretim öğrencileri dik*kate alınarak hazırlattırıldığını tahmin ediyorum. Güzel ve yerinde bir teşebbüs. Bunun daha da genişletilerek yükseköğretim yapmakta olan gençlere teşmil edilmesi gerekir. Hatta eğitim çağı dışında genel olarak Türk aydınının okuması gerekli eserlerin de bir listesi üze*rinde çalışmalar yapılmalıdır (...)

    Edebi fıkra örneği

    Bir toplumda ahlak ve âdetlerin ne şekilde değiştiğini, kelimelerin başkalaşmasında görmeli, "üstat" kelimesinin son senelerde aldığı mana bu bu bakımdan küçük bir incelemeye değer. Eskiden "üstat", herkesçe onaylanan yetkinliklere verilen büyük bir derecenin ismiydi. Üstat, dahiden bir rütbe aşağıda idi. Üstat Ekrem, edebi derece*lendirmede Dahi-yi Azam'ın arkasından gelirdi. Üstat, ehliyetin son olgunluk aşamasını ifade ettiğinden yaş, baş, saç ve sakal kavram*larını da içerirdi. İhtiyarın hürriyet gördüğü devirlerde üstat kelimesi*nin de utanılacak bir manası olamazdı. Son senelerde maddi hayat zevkinin istila edici bir şekil almasıyla "üstat" kelimesinin de yavaş yavaş gözden düştüğü görülür.

    Gazete fıkrasına örnek

    Hemen her akşam eve içim sıkkın dönüyorum. Niçin? Bu niçinin yanıtı yok. Bir işim mi sapa sardı? Bir yerim mi ağrıyor? Birisiyle miç çatıştım? Hayır... Sadece içim sıkkın. Belki siz de benim gibisiniz. Belki herkes, bütün vatandaşlar böyle, nedensiz bir bunaltı içindeler... Hayır, hayır, bu üzüntülerin nedeni mi yok dedim? Evet, nedeni yok, ama nedenleri var. Dikkat ediyorum, bizim bütün şikayetlerimiz, küçük şikayetler toplamıdır...

    Kısa Fıkra Örneği: (1)

    Deli deli aktığın için

    Sıcak bir yaz günü, Nasreddin Hoca yolculuğa çıkmış. Yol kenarındaki hayrat çeşmeden su içip, elini yüzünü yıkayıp biraz serinlemek ve Abdest tazelemek istemiş. Bakmış ki çeşmenin borusuna bir odun parçası tıkalı. Odun ıslanıp şiştiğinden yerinden kolay çıkmıyor. Hoca epeyce uğraşmış, tıkaçı kuvvetle çekerek çıkarmış. Kenara çekilmesine fırsat kalmadan, tazyikli bir şekilde borudan fışkıran su elbiselerini ıslatmış. Hoca çeşmeye şöyle bir bakarak söylenmiş;
    – “Anlaşıldı, anlaşıldııı! O kazığı böyle deli dolu aktığın için ağzına tıkamışlar!”

    Kısa Fıkra Örneği: (2)

    Nasıl anlaşılıyor?

    Afrika’dan yeni dönmüş birisi, oralarda kavurucu sıcaklar yüzünden insanların çırılçıplak gezdiklerini anlatıyormuş. Hoca sözünü kesmiş:

    – “Pekii, oradakilerin hanımefendi mi, bey efendi mi (insan) oldukları nasıl anlaşılıyor ?”

    Kısa Fıkra Örneği: (3)

    Kızına hoca bulacağına

    Bir gün Nasreddin Hoca’ya komşu kadınlardan biri,
    – “Hoca efendi” demiş, “bizim deli kıza muska mı yazarsın, nefes mi edersin, ne yapacaksan yapsan da biraz akıllansa… Hiç sözümü dinlemiyor, densizlik edip duruyor.”

    – “Hanım” demiş, Hoca: “Sen kızına hoca bulacağına koca bul. Bak o zaman nasıl mum gibi olur!”



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri