Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

İntihar felsefi nedenleri Çağlar b oyun ca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir. Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar , diğer
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    İntihar felsefi nedenleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    İntihar felsefi nedenleri


    Çağlar boyunca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir. Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar, diğer bazı toplumlarda ise olumsuz bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu tür tepkilerin yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz toplumların düşünce biçimleri ve dolayısıyla düşünürleridir. Hata bazı düşünürlerin eserleri, o dönemdeki intihar olaylarından sorumlu tutulmuşlardır.
    Düşünürler daha çok insanın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olup olmadıkları ve bu davranışın onurlu bir davranış olup olmadığı üzerinde durmuşlardır.
    Eski Yunanistan’daki ilk filozoflar intihara karşı çıkmışlardır. Pisagor ve takipçileri ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için intiharı yasaklarlar. Platon ve Aristo da intihara karşıdır. Fakat bazı durumlarda intiharı onaylarlar. Platon, yasalarında, en yakınını, en iyi dostunu yani kendini öldürenin ********ce gömülmesini ister. Eğer kişi bu işi kamu yargısıyla, kaderin başına getirdiği önlenmez, çekilmez bir dert, katlanılmaz bir utanç yüzünden yapmışsa anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtir (Montaigne 1984). Aristo ise, savaşta onur için olan intiharları destekler. Oysa, aşk vb. gibi nedenlerden olan intiharlar cesur insanın yapacağı şeyler değildir (Choron 1972). Bu düşünürlere göre, bizim hayattan nefret edip, yüz çevirmemiz doğaya aykırıdır.
    İntihara karşı olan bir diğer düşünür de Epikür’dür. O da, öncekiler gibi, erdeme önem vermiş ve amacımızın bilgeliğe ulaşmak olduğunu savunmuştur. İnsan ihtiraslarını tatmin yoluyla mutluluğa ulaşamaz. Çünkü, hazzın tatminini doğal olarak bir sıkıntı ve isteksizlik takip edecektir. Bu, bizi, gerçek amacımız olan acıdan kaçmak hedefinden saptıracaktır (Fromm 1982). Hatta, ölümü aramaya kadar götürecektir.
    Eski Yunan’da intiharın kabul edilebilir bir eylem olduğuna doğru yapılan kararlı ilk değişim, Epikür’ün en büyük rakibi Kitionlu Zenon tarafından olmuştur. Zenon, kişinin intihar etme hakkına sahip olduğunu savunur. Kendisi de yaşlandığında intihar etmiştir.
    Stuacılara göre, akıllı adamın intiharı sorunu ahlâki bir doğru veya yanlış değildir. Fakat karşılaşılan bir durumda yaşamayı veya ölmeyi tercih kararıdır.
    Stuacılar intiharı savunmakla kalmamış, şu durumlarda yapılması gereken bir davranış olarak kabul etmişlerdir. (Gibbs 1968)

    1) Bu hareket diğer kişiler veya vatana bir hizmet taşıdığı zaman,
    2) Kişi yasa dışı bir işe zorlandığı zaman,
    3) Kronik hastalıklarda; ölümün yaşama tercih edileceği durumlarda,

    Hegesias, işi daha ileri götürerek, bilgi olmayan kimselerin kendilerini öldürmeleri gerektiğini savunur. Ona göre mutluluk erdemdir. Günlük olayların nazzını arayan kimse bu mutluluğu hiçbir zaman elde edemez; o halde bilge olmayan kişi erdemsizdir, kendini öldürmelidir. Onun felsefesinin temelini ise, şu sözü çok iyi bir biçimde yansıtır: “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” (Montaigne 1984).
    Seneka; “iyi insan yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil” demektedir (Choron 1972). İnsan kendi ölümüne istediği zaman karar verebilir. Yaşamı ile felsefesi birbiriyle çeliştiği için, Roma Kralı Neron tarafından damarını keserek intihar etme cezasına çarptırılmıştır.
    Eski Yunan’da son zamanlarda intiharın bu şekilde kabul edilebilir bir eylem olması, o devirde intiharların artmasına neden olan faktörlerden biri olabilir. Özellikle Yunan sitelerinin Roma’ya katılmasıyla bu oranlarda bir artış görülmüştür.
    Hristiyanlığın batı dünyasında egemen olmasıyla beraber, kilise öğretileri felsefe alanında da etkin duruma gelmiş ve Rönesans dönemine kadar bu etkinliğini sürdürebilmiştir. Bu dönem filozoflarında, insan hayatının Tanrı’ya ait olduğu fikri egemen durumdaydı. Dinle felsefenin bu dönemde içiçe oluşu intihar olaylarının düşük bir oranda kalmasına neden olmuş; fakat tamamen engelleyememiştir. Rönesans ile birlikte kilise felsefesi etkinliğini yitirmiş ve intihar konusunda da daha tavizkâr bir tutum takınılmaya başlanmıştır.
    Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir (Montaigne 1984). Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir.
    18. yüzyıl felsefesinde ençok işlenen konulardan biri özgürlük olduğu için, bu dönemdeki filozofların hemen hepsi intihara da izin verir bir tavır takınmışlardır. Montesquieu intihara karşı uygulanan kanunları eleştirmiştir. Hume, intiharın bir suç olduğu fikrini çürütmeye çelışıyor. Ona göre intihar, ilahi yasaya karşı gelme değildir; çünkü bu yasa doğa yasasıyla birlikte işler ve insanın doğadaki yerini bulmasına yardımcı olur. Rousseau, başkasına zarar vermedikce intiharı destekler. Söylentilere göre, mutsuz bir yaşamı olan Rousseau da intihar etmiştir. Aynı dönemlerde yaşamış olan Diderot ise, doğal olmadığı ve kilisenin öğretilerine karşı geldiği için anti-sosyal bir davranış olarak görür ve karşı çıkar.
    19. yüzyılda Kant, intihara karşı çıkmaktadır. Hume’un görüşünü eleştirir. Kant’a göre, doğal olarak insanın ilk amacı kendini korumaktır. Bunun için intihar bir kusurdur ve lanetlenmelidir.
    Schopenhauer, Kant’a göre daha çok taviz verir. Ona göre, kişi intihar etme hakkına sahiptir; ama bu, boş ve aptalca bir şeydir. İntihar, kişinin doğaya sorduğu bir sorudur: Ölümün ötesinde ne var? Kendilerini öldürenler sadece acı çeken bedenlerinin acısına son verebilirler; sonsuz sürekliliklerine engel olamazlar.
    “Bazıları çok erken, bazıları çok geç hayattan ayrılıyorlar, asıl iş tam zamanında ölmektir” (Arkun 1963) diyen Nietzsche, intihara karşı değildir. İntihar kişinin hakkı ve ona verilen bir armağandır. Üst-insanın yaratılması için felsefesini yönlendiren Nietzsche, bu üstün amaca katkıda bulunamayacak kişinin intihar etmesini ve bundan da mutluluk duymasını söyler.
    Hartmann ise, insanın sahip olduğu tek şeyin bu dünya olduğunu belirterek, en iyi olmamakla beraber elimizdeki bu dünyadan vazgeçmememiz gerektiğini savunur. Yaşamak, temelde arzu edilmeyen bir şeydir; hayal kırıklığı ile doludur. Fakat yine de, elimizdekinin en iyisi olan bu yaşamdan kaçmamalıdır.
    Camus, “acaba hayat yaşamaya değer mi, değmez mi?” sorusuna cevap vermeye çalışır (Hübscher 1980). Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur, fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya, onu incelemeye çalışmak olmalıdır.
    Batıdaki bu çok farklı görüşlere karşılık, doğu dünyasında egemen olan mistik felsefenin görüşüne göre, intihar etmek kişinin istemine bağlıdır. Yani kişi, yaşam ile ölüm arasında karar verme hakkına sahiptir.
    Jainizm ve Budizme göre, yüreklerimizden yaşama isteklerini çıkarmalıyız. İnsan ancak yokolarak acıdan kurtulur ve mutlu olabilir. Hatta, Jainizmin kurucusu olan Mahavira, insanın aç kalarak kendini öldürmesini büyük bir erdem olarak nitelendirir. Konfüçyus ise intihara karşı çıkar. Ona göre, insanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. İnsan ölümden sonrasını merak etmemelidir. Çünkü, ölümden sonra hayat olduğu bilinirse, kimileri canlarına kıyarak oraya gitmeyi isteyebilirler (Hançerlioğlu 1976).
    Belirli bir tarihsel sırayla değindiğimiz bu düşünürlerin görüşleriyle, yaşadıkları dönemlerdeki intihar oranları arasında doğrudan bir ilişki göze çarpmaktadır. Konumuz açısından önemli olan nokta da budur. Fakat bu ilişkiye bakarak, intiharın sorumluluğunu sadece düşünürlere bağlamak da yanlış olur. Çünkü, genelde, toplumsal düşünce toplumu oluşturan öğelerden sadece bir tanesidir.
    Konuya felsefi açıdan baktığımızda sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: İnsan yaşamak için doğar, yaşaması gereklidir; olumsuz toplumsal koşullar karşısında çaresiz kaldığını hissettiği anda kişinin, yaşamına son verme hakkı vardır. Çünkü insan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur. Şöyle veya böyle intihar da bir eylemdir ve kişi istediği takdirde bu eylemi gerçekleştirebilir.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Tedrici İntihar Ne Demek
  3. Tedrici İntihar Nedir
  4. Mevlananın felsefi sözleri, mevlana felsefi sözler, mevlana felsefi sözleri
  5. İntihar ile ilgili fıkra
  6. Geç Dönen SevgiLi [ İntihar Öncesi ]
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Kendini yakma

    Kendini yakarak öldürmek, genelde bir hükümete ya da bir rejime tepki amaçlı yapılır. Bu süreç birkaç dakikadan birkaç güne kadar uzayabilir, oldukça acı dolu bir yöntemdir. Eğer birey kendini diğer insanların da bulunduğu bir ortamda yakarsa diğerleri ona yardım etmeye çalışırken kendilerini de yakabilir. Boğulmaya, şoka ve yanıklara bağlı olarak ölüm gerçekleşebilir. Bu intihar yönteminde başarısız olan kişi ömür boyunca yanıklarla yaşayabilir.

    Arabayla uçma/çarpma

    Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar. Arabayı başkası sürüyor da intihar etmeyi düşünen kişi ona müdahale ediyorsa yanındakini de öldürebilir. Bazı durumlarda arabayı süren kişi bilerek içinde insan olan başka araca da çarpabilir. Araba kazası ve intihar arasındaki farkı çözmek zor olduğundan yanlış sonuca göre kişi intihar etmemiş kaza yapmış da sayılabilir.


    Elektrik akımıyla ölmek

    Kişinin kendine elektrik şoku vererek öldürmesidir. Yeterli düzeyde voltaj deriyi aşacak ve iç organlara ulaşacaktır. Bu intihar yönteminde genellikle su kullanılır, çünkü su iyi bir iletkendir kesin bir çözüm değildir.

    Atlamak

    * Köprüden ya da yüksek bir binanın üstünden atlamak: Çarpmanın etkisiyle deri ve iç organlar parçalanır. Eğer kişi alçak bir köprüden suya atlıyorsa boğularak ölme ihtimali daha fazladır. Yüksek sayılan bir binanın tepesinden atlamak kesin bir çözüm olarak gözükür, fakat havada bulunan sürede insanın hissedeceği duygular acı verici olabilir.

    * Geminin arkasından atlamak: Açık denizlerde gezen gemilerin kıç tarafından atlanması da boğulmalara ve ani vücut sıcaklığını değiştireceğinden ölüme sebebiyet verebilir. Aynı şekilde ön taraftan atlayanın geminin altına girme ihtimali de olduğundan ölmesi mümkündür.

    * Bir otomobilin, trenin arkasından ya da önüne atlamak: Hızla ilerleyen bir trenin veya otomobilin önüne ani biçimde atlayan kişiler çarpmanın etkisiyle hayatını kaybedilir. Aynı şekilde hızla ilerleyen bir trenden atlayan kişiler de yere çarpmanın etkisiyle ölme ihtimalleri vardır, fakat genellikle sakat kalmazlar.

    Asmak

    Boyun kırılması veya boğularak ölümle sonuçlanır. Boyun kırığında omuriliğin kesilmesi yüzünden ani ölüm gerçekleşme olasılığı çok yüksektir. Omurilik kesilmese bile kişinin kurtarılması çok zordur, kişinin kurtulması durumunda bile sinirlerin zarar görmesi sebebiyle ömür boyu felç riski çok yüksektir.

    Enjeksiyon

    Uyuşturucu gibi zararlı maddelerin vücuda aşırı dozda iğneyle enjekte edilmesi de çoğu zaman kalp krizine bağlı olarak ölüme yol açar. Kullanılan maddenin kalitesine ve enjekte edilen yere göre bu süre uzayabilir ya da kısalabilir.

    Aşırı dozda ilaç almak

    Uyku haplarının, antidepresanların veya ağrı kesicilerin de fazla oranda alınması insanı öldürebilir. Zamanında müdahale edilirse mide yıkama gibi çeşitli yöntemlerle insan kurtarılabilir fakat iç organlarda kalıcı hasar oluşabilir.

    Zehirlemek

    Zehir kullanarak insan kendini öldürebilir. Yüksek dozda ilaç alımına bağlı ölümle benzerlik gösterir, zehrin etkisi kalitesine ve kullanılacağı kişiye göre değişir. Tarihte liderleri öldürmek için ajanların çok sık kullandığı bu yöntem aynı zamanda iyi bir suikast silahıdır. Tarihte Yıldırım Bayezid`in esir düşünce parmağındaki yüzükte bulunan zehiri içerek intihar ettiği düşünülür

    Silahla vurmak

    Bu yöntem insanın bir silahla kendini vurmasıyla gerçekleşir. Silah elde etmenin kolay olduğu ülkelerde daha yaygın bir intihar çeşitidir. Fakat bu yöntemin artması illa ki silahın yaygınlaştığı anlamına gelmemektedir, insanlar bu yöntemi seçmeye eskisine oranla daha fazla eğilim göstermiş olabilirler. Polis ve asker gibi ellerinin altında sürekli silah bulunan meslek gruplarında da bu intihar şekli yaygındır.

    Bu yöntemin kesinliği silahın nereye nişan alındığına bağlıdır, eğer alna veya ağızdan beyne doğru nişan alınırsa ölümden kurtulmak olanaksız gibidir (Kurt Cobain,Ernest Hemingway). Kalbe nişan alınması da bir yöntemdir fakat kalbi tam olarak tutturmak sanıldığından zordur. Kurşunun mideye sıkılması ise nispeten yavaş bir ölüm gerçekleştirir. Kalbe ve beyne verilen zarar daha ölümcüldür.

    Bu yöntem daha çok erkekler tarafından tercih edilmekte olup beyne nişan alınma oranı fazladır. Boğazdan da vurulduğunda kesin dönüşümü olmayan bir yöntemdir. hilal

    Seppuku

    Harakiri olarak da bilinir. Ortaçağ Japonya'sına ait bir ritüel intihar yöntemidir. Bazı durumlarda modern çağda da görülebilir. Batı ülkelerinde de karnın deşilmesi Seppukuyu andırsa da Seppuku çok daha komplike bir intihar yöntemidir. Seremonik elbiseler giyilir ve kişinin önündeki özel bezlere sarılı bir kılıç yerleştirilir. Seppukuyu yapacak kişi (genellikle bir savaşçıdır) kısa bir ölüm şiiri yazar. Kısa kılıcını (vakizaşi), fan'ı veya tanto (bıçak) alır ve karnına sokar ve soldan sağa doğru keser daha sonra ikinci bir hareket olarak kılıcı yukarı çeker.

    Boğazını kesmek

    İnsanın kendi boğazını kesmesi de başka bir intihar yoludur. Bu yöntemde kısa sürede güçlü kan kaybına bağlı olarak insan ölür. Japonya`da asil kadınların kullandığı yaygın bir intihar çeşitidir. Güçlü kesilirse kısa sürede öldürdüğünden kurtarılmak çok zordur ve yüksek oranda kesin sonuç verir.

    Bileğini kesmek

    Atar damarlarından birini kesene kadar bileğini kesmek de başka bir intihar çeşididir. Kan kaybına bağlı olarak ölüm gerçekleşir. Çabuk ve kesin bir sonuç vermediğinden, kurtarılma ihtimali fazla olduğundan dolayı gerçekten intihar etmek istemeyen kişilerin kullandığı yöntemlerden biri olarak kabul edilir.Ama en çok tercih edilen intihar yöntemidir.

    Kesiş sertliğine ve derinliğine bağlı olarak süresi uzayabilir. Kilo, vücuttaki kan oranına da bağlı olarak saatleri alabilir. Ölmeden kurtarılırsa kan nakli yapılır fakat tendonlar kesildiyse kişi elini kontrol etme kabiliyetini yitirebilir.

    Yüksek dozda alkol almak

    Ergin bir insanın kanındaki alkol oranı eğer %0,3'e çıkarsa bu kişi ilk önce komaya girer daha sonra tedavi imkanı bulamazsa ölür.



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. Aile faktörü çok önemli...

    Ankara Üniversitesi (AÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Duyan, ''İntiharları önlemek için ruh sağlığı sorunu yaşayan bireylerin kolayca ulaşabileceği üniteler açılmalı, intihar eğilimlerini artırdığı tespit edilen toplumsal sorunlar belirlenmeli ve çözümlenmelidir'' dedi.

    AA muhabirine 10 Eylül Dünya İntihar Önleme Günü dolayısıyla açıklama yapan Duyan, ''intiharın, pek çok ülkede ve özellikle genç nüfus arasında tırmanma eğiliminde olduğunu'' belirterek, bunun günümüzde global bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

    İstatistiklere göre, ''son 45 yılda dünyada intiharların yüzde 60 civarında arttığını, Türkiye'de ise özellikle İstanbul ve Ankara gibi metropollerde intihar girişimlerinin hızla yükseldiğini'' ifade eden Duyan, konunun gelecekte daha çok kaygı ve sıkıntı yaratabileceği için, intiharları önlemeye yönelik çalışmalara ağırlık verilmesi gerektiğini belirtti.



    -''İNTİHARLARIN ÇOĞU ÖNLENEBİLİR''-



    Duyan, tüm intiharların olmasa bile çoğunluğunun önlenebileceğini ancak bunun için toplumun intihar konusunda bilinçlenmesi, tehlikeye karşı duyarlılığının artması ve profesyonellerin, intihar düşünceleri, tehditleri ve girişimlerine gereken müdahaleyi yerinde ve zamanında yapması gerektiğini söyledi.

    İntiharların tamamının önlenebilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Duyan, şunları söyledi:

    ''Kimin intihar edeceği, kimin bu riski taşıdığı tahmin edilebilir ancak kesin bilinemez. İntiharın, şizofreni, alkol ve madde kötüye kullanımı, dürtü kontrol bozukluğu gibi tedavisi güç ruhsal bozuklukların yanı sıra çözümlenmesi kişinin algı ve düşünce biçimine bağlı varoluşsal/ontolojik sorunlarla ilişkisi bulunmaktadır.

    Öte yandan, aile, okul, iş yeri gibi toplumsal ortamların baskı/bunalım ve karmaşa dönemlerinde intiharın bireyin başkaldırı/tepki cinsinden karşı tarafa ileteceği mesaj özelliği taşıması, toplumun intihar eğiliminde olan kişilere bilinçsiz ve umursamaz tavrı, yaşamı üzerindeki tek kontrol duygusunun intiharda yoğunlaşması, intiharı önlememizin önündeki engellerden bazılarıdır.

    İntiharları önlemek için ruh sağlığı sorunu yaşayan bireylerin kolayca ulaşabileceği üniteler açılmalı, işsizlik, yoksulluk, baskı, şiddet gibi intihar eğilimlerini artırdığı tespit edilen veya düşünülen toplumsal sorunlar belirlenmeli ve çözümlenmelidir.''

    Depresyon başta olmak üzere intiharla ilişkili ruhsal bozuklukların tedavisinde önemli mesafe alındığını da belirten Duyan, ''Çeşitli duygusal zorlanmalar nedeniyle intihar davranışına yönelebilen kişilerin, yerinde ve zamanında tedavi/yardım almasıyla yaşadıkları krizi intihara yönelmeden atlatabileceklerini'' ifade etti.



    -''İNTİHARI ÖNLEMEK İÇİN AİLE GÜÇLÜ KILINMALI''-



    Düzce Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Sosyal Hizmet Bölümü Yrd. Doç. Dr. Kamil Alptekin de intiharı önleme konusunda şu bilgileri verdi:

    ''İntiharı önlemenin gerekliliği konusunda pek çok neden öne sürülebilir. Örneğin bu gerekçelerden birini, toplumu intiharın neden olacağı zararlardan koruma düşüncesi oluşturabilir. Çünkü intihar, toplumda yaygınlaşabilmekte, toplum düzenini tehdit etmekte, geride kalanlara acı vermekte, önemli ve verimli olabilecek insan kaynağının yitirilmesine neden olmaktadır. Diğer bir gerekçe ise yaşamın, her türden katlanılması zor, sıkıntı ve acıya karşın yine de değerli olduğuna inanmak gibi insancıl kaygılara dayandırılabilir.

    İntihar olaylarının belirlenmesi, izlenmesi ve araştırılması gerektiğini ifade eden Alptekin, ''Bunun yanı sıra intihara eğilimli kişinin sorunlarına çözüm üretmede yardımcı olma, empatik yaklaşım sergileyebilme, kişiyi ve aileyi güçlü kılma, bu kişilerin toplumsal sorumlulukları yerine getirmelerinde destek olma ve toplumu intiharın neden olacağı zararlardan koruma, intiharı önlemede ilk yapılacak işlerin başlıcalarıdır'' dedi.

    İntihar girişiminde bulunan kişilerin ilgi ve bakıma gereksinimlerinin, normal kişilerden daha fazla olduğunu belirten Alptekin, ''Dolayısıyla onun yanında olma, onu anlamaya çalışma, onu bırakmama, onun için emek harcama, ona değer verme ve ilgi gösterme, yapılacak işlerin en değerlileridir'' diye konuştu.

    İntihara eğilimli bireylerle karşılaşma olasılığı yüksek olan öğretmen, polis, jandarma gibi meslek grubunda çalışanların da eğitimine önem verilmesi gerektiğine dikkat çeken Alptekin, intiharı önleme çalışmalarına medyanın da destek vermesini istedi.



    -''İSLAM DİNİNİN AĞIRLIKLI OLDUĞU ÜLKELERDE DAHA DÜŞÜK''



    Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aslıhan Sayın, batılı ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye'deki intihar oranlarının oldukça düşük olduğunu belirterek, ''İntihar oranları daha az gelişmiş ülkelerde ve İslam dininin ağırlıklı olduğu ülkelerde daha düşüktür'' diye konuştu.

    İntihar mektubu analizinin, intihara meyilli bir zihni anlamanın en doğrudan yolu olduğunu dile getiren Sayın, Türkiye'de intihar eden kişilerin intihar notlarıyla ilgili yapılmış iki ayrı analizin sonuçları hakkında bilgi verdi.

    Çalışmayla, hem sadece Türk mektuplarıyla yapılmış sınıflama analizi, hem de Türkiye ve ABD'deki intihar mektuplarını karşılaştıran teorik-kavramsal analiz yapıldığını anlatan Sayın, şunları söyledi:

    ''İntihar mektubu bırakanlarda, psikiyatrik bozukluk oranı bırakmayanlara göre anlamlı ölçüde düşüktür. İntihar nedeni açısından bakıldığında, mektup bırakmayanlarda en sık görülen neden bozulmuş sağlık durumu iken, mektup bırakanlarda en sık görülen neden ekonomik-mesleki sıkıntılardır.

    Mektup bırakanlar, 40 yaş altındakiler ve üstündekiler olarak iki gruba ayrılmış ve bu iki grubun yazdıkları mektuplar sınıflandırma analizi ile karşılaştırılmıştır. Daha yaşlı kişilerin anlamlı düzeyde daha uzun mektuplar yazdıkları, daha çok sayıda kişiye hitap ettikleri belirlenmiştir.''


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri