Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Hac ı bektaş velinin edebi hayatı , Hac ı Bektaş Veli'nin Edebi Kişiliği Hac ı Bektaş Veli'nin tasavvuf anlayışı , kendisinden önce ve sonra gelişen
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 14      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Hacı bektaş velinin edebi kişiliği

    Sponsorlu Bağlantılar




    Hacı bektaş velinin edebi hayatı, Hacı Bektaş Veli'nin Edebi Kişiliği

    Hacı Bektaş Veli'nin tasavvuf anlayışı, kendisinden önce ve sonra gelişen yapılarla birçok bakımdan farklılık arz eder. Onun tasavvuf anlayışı ile ilgili bilgi veren Aşıkpaşazade, Hacı Bektaş'ın "Cezbe" sahibi olduğunu bildirmektedir. F. Köprülü ise, Eminüddin b. Davud Fakih'e ait bir eserden yola çıkarak Hacı Bektaş'ı "Meczub-ı Mutlak" diye nitelendirmektedir. Bu bilgiler, tasavvuf terminolojisindeki kimliğiyle Hacı Bektaş'ı tam anlamıyla ifade etmekte yetersizdir.

    Bu bilgileri doğru olarak kabul etmek son derece güçtür. Çünkü Hacı Bektaş'ın yaşadığı dönem göz önüne aldığında, bu bilgilerin gerçek olarak algılanması olanaksız gibi görünmektedir. Hacı Bektaş'ın Baba İlyas ile ilişkileri ve Sulucakarahöyük'teki eylemleri, söylendiği gibi onun kendinden habersiz bir meczup telakki edilmesini zorlaştıracak niteliktedir.

    Kimi araştırmacılar, Hacı Bektaş'ı bir Sünni mutasavvıf olarak göstermişlerdir. Buna kanıt olarak "Makalat" adlı eseri gösterilmektedir. Makalat, tasavvuf edebiyatındaki birçok benzeri gibi müritlere basit düzeyde tasavvufu öğretmek için yazılmış bir el kitabıdır. Diğer yandan Makalat'ın Hacı Bektaş'ın kimliğine uygun heterodoks düşünceleri yansıtmak zorunda olduğu da söylenemez. Bu yüzden, Makalat'a bakarak Hacı Bektaş'ın heterodoks bir Türkmen babası olmayıp, Sünni bir mutasavvıf olduğunu ileri sürmek de gerçekçi değildir.

    Başka bir görüş de Hacı Bektaş'ın On iki İmam Şiiliğine dayalı bir din ve tasavvuf anlayışına bağlı olduğudur. Velayetname'de Hacı Bektaş'ın On iki İmam soyundan geldiği ileri sürülmekle beraber, bu bilgilerden hareketle onu bir Şii mutasavvıf kabul etmek de tarihsel ve bilimsel gerçekliğe aykırıdır.

    Hacı Bektaş Veli, XVI. yüzyıl kaynaklarından itibaren, Anadolu'da önde gelen evliyadan kabul edilmiş ve büyük saygı görmüştür. Bunun en önemli nedeni, XV. yüzyıla gelinceye kadar Hacı Bektaş'ın bir Veli sıfatıyla halk belleğine mal olmasıdır. Halk belleğinde Hacı Bektaş Veli, tarihsel ve kişisel kimliğinden çıkartılıp ulu bir kimlik hAline gelmiştir. Onun etrafında anlatılan duvarı at yapıp yürütmesi, yılanı kamçı yapması, arslan ile ceylan figürlerini kucağında taşıması, güvercin kılığına girişi mistik kimliğinin toplumsal kimliği ile iç içe işlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu ve buna benzer kerametler edebi eserlerde sık sık işlenerek onun toplumsal önderliğini kutsallaştıran ögeler olmuştur.

    Hacı Bektaş Veli'nin Hz. Muhammed'in torunlarından 7. İmam Musa KAzım soyundan geldiği birçok kaynakta görülmektedir. Bu bilgi tarihsel olarak kanıtlanmış olmamakla birlikte, onu sevenlerin kuvvetle inandığı bir görüştür.

    Hacı Bektaş Veli, yaşadığı dönem dikkate alınacak olursa Anadolu'nun Türkleşmesi ve Müslümanlaştırılmasında birinci dereceden rol oynamamıştır. Sadece Anadolu'yla sınırlı kalmayan bu etki, Sarı Saltuk gibi inanç önderleriyle devam etmiştir. Vilayetname'ye göre, Sarı Saltuk, Hacı Bektaş Veli tarafından Rumeli'ye oranın Müslümanlaştırılmasıyla görevlendirilmiştir.

    Hacı Bektaş Veli'nin en önemli etkisi, Türk kültürünün İslam öncesiyle sonrası arasında güçlü bir köprü oluşturmasıdır. Anadolu'da başlayıp Balkanlara kadar genişleyen Hacı Bektaş Veli düşünce sistemi, Türk kültürünün yaşatılmasında ve geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu etkinin kalıcılığında, Ahmet Yesevi ile birlikte Bektaşi dervişleri önemli roller üstlenmişlerdir.

    Hacı Bektaş Veli'nin Türk kültürünün sürekliliğini ve yaşamasını sağlayan uygulamalarının başında, Türkçeye verdiği önem gelmektedir. Bektaşilik, Türkçeyi ibadet dili olarak kullanmış; Türkçe şiir geleneğini kesintiye uğratmadan sürdürmüştür. Farsça ve Arapçanın hAkim olduğu bir dönemde, Türkçeyi ibadet dili olarak kullanmaları, kültür bilincinin en önemli göstergesidir. Onların bu tutumları, Türkçenin gelişmesine ve kalıcılığına neden olmuştur. Hacı Bektaş Veli ve onun öğrencileri, Türk kültürünün, kültürlerarası mücadelede, sürekli ve güçlü bir şekilde yer almasını sağlayarak Türkçenin, büyük destekçileri arasında yer almışlardır.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Hacı Bektaş Velinin Kısaca Hayatı
  3. Hacı Bektaş Veli Kimdir, Hacı Bektaş Velinin Hayatı
  4. Hacı Bektaş Velinin Hayatı Ve Şiirleri
  5. Hacı Bektaş Velinin Hayatı Ve Sözleri
  6. Hacı Bektaş Velinin Hayatı Ve Eserleri
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Hacı Bektaş Veli'nin Kişiliği

    Türk-İslâm tarihini süsleyen büyük şahsiyetlerden biri olan Hacı Bektaş Velî, kitleleri etkilemiş ve peşinden koşturmuştur. Pek çok insanın gönlüne taht kuran Hacı Bektaş Velî’nin bir gönül eri olması; Ahmed Yesevî gibi büyük bir mutasavvıfın mânevî ocağında, İslâm’ın hayat düsturlarını özümlemesi, aldığı ölçüleri uygulama safhasında gösterdiği hassasiyet, onun kişiliğini ortaya koyan en önemli özellikleridir.

    Şu bir gerçektir ki dünya üzerindeki kavga, dövüş ve savaşların altında yatan en önemli sebepler; Bencillik, hoşgörüsüzlük, kibir, gurur, hırs ve haseddir.

    Hacı Bektaş Velî’nin;
    “İncinsen de, incitme”,
    “Her ne ararsan kendinde ara” sözleri, onun hoşgörüsünü ortaya koyarak bütün insanlığı sevgi, barış ve kardeşliğe çağırmıştır.“Düşmanınızın bile insan olduğunu unutmayınız” sözü ile de insana verdiği değeri anlatmaya çalışmıştır.

    Hacı Bektaş Velî, önce olgun eğitilmiş insan; sonra olgun toplum olarak yaşamayı şiâr edinmiş; din ve mezhep savaşlarını insan potasında eritmeyi hedeflemiş ve yukarıdaki sözü ile de insanı merkez yapmıştır.

    Hacı Bektaş Velî’de; Allah aşkı ve sevgisi ile insan sevgisi, hatta hayvan sevgisi en yüksek noktaya ulaşmış; bu sevgi yumağı etrafında toplanan insanlar, gönül erliğine ulaşmanın hazzını yaşamıştır.

    İnsanlığın ancak 20. Yüzyılda, üstelikte çoğu kez politik amaçlarla kullandığı insan sevgisi ve insan haklarını; Hünkâr Hacı Bektaş Velî’de 13. Yüzyılda, üstelik insanların birbirlerinin kanını su gibi akıttığı bir dönemde, en içten duygularla dile getirmiştir.

    Dîni kurallara bağlılığı, mânevî gücü, “Ehl-i Beyt” sevgisi, engin zekâsı ve sarsılmaz inancıyla Hacı Bektaş Velî kitleleri etkilemiş; günümüzde de etkilemeye devam etmektedir.

    Hacı Bektaş Velî; “Oturduğun yeri pak et, kazandığın lokmayı hak et” diyerek temizlik, dürüstlük, çalışmak ve helâl kazanç konusunda tavsiyede bulunurken yıkıcılığa, zulme, sömürüye ve tembelliğe karşı da tavrını ortaya koymuştur.

    Hacı Bektaş Velî:
    “Ayağa kalkarsan hizmet amacıyla kalk,
    Eğer konuşacaksan hikmet ile konuş,
    Oturacağın zaman, saygı ile otur!”
    Hacı Bektaş Velî, bu sözleri ile toplumda birlik ve dirliğin sağlanması, gönüllere sevgi yumağının dolması, insanların kardeş gibi yaşaması hususlarını dile getirirken; “Gelin canlar bir olalım” mesajını da vermektedir.
    “Bir olalım, diri olalım, iri olalım” diyerek gönüllere taht kuran Hacı Bektaş Velî; birleştirici, yapıcı, hoşgörü sahibi, sevgi dolu bir gönül eri; büyük bir mutasavvıftır.

    Bir toplumun kimliği o toplumun kültürüdür. Kültürün temeli dildir, hakiki dindir. Toplumların kültürleri asla mı asla dilsiz, dinsiz oluşamaz.
    Hacı Bektaş Velî, Türkçe’yi ibâdet dili olarak benimsemiş ve uygulamıştır. Yedi yüzyıl öncesinden günümüze kadar da uygulanmasına öncülük etmiştir. Eğer atalarımız İslâm’ı kabul etmekle, Arap ve Fars (İran) kültürünü de benimsemiş olsalardı; benliklerini de yüzyıllar içinde kaybederek, bugün Anadolu topraklarında ne Türkiye Cumhuriyeti ve ne de Türk Devletlerinin hiçbiri olmayabilirdi. Dilini kaybedince; kültürünü ve benliğini de kaybederdi.

    Hünkâr Hacı Bektaş Velî, insanı öldürmekle bir yere varılamayacağını; gönülle hem insana, hem de Hak’ka ulaşılacağını; kadın, erkek, ırk, din, mezhep ayırımı olmadan insanın merkez olduğunu, şu özlü sözüyle ne kadar güzel dile getirmişlerdir:
    “Karşısındaki insanın iyi olmasını isteyen, önce kendisi iyi olmalıdır.”

    Hacı Bektaş Velî, Allah’ı insan eliyle yapılmış mabetlerde değil; insanın gönlünde ve onun özünde ki sevgi de bulmuştur. Hacı Bektaş Velî, Türk’ün Orta Asya bozkırında zaten rûhunda var olan engin hoşgörüsünü İslâm’la geliştirerek; başka milletlere ve dinlere karşı da kullanmıştır.
    İnsan olmanın onurunu, Hacı Bektaş Velî:
    “Eğer insan isen, ölmezsin korkma,
    Aşık’ı kurt yemez uc’da değildir” sözleriyle ne güzel ifade etmiştir.

    Hacı Bektaş Velî, önce insanı sonra İslâmlığı savuna gelmiştir. İnsan olmadan İslâm’ın olamayacağını savunmuştur. İnsan olmanın temelini de, şu vecîzesinde ne güzel öz Türkçe olarak ifade etmişlerdir:
    “Eline, diline, beline sahip ol.” İşte Türk’ün özünde olan bu olgu; “Edeb” tir, “Terbiye” dir.

    Hacı Bektaş Velî, kadına büyük değer vermiş, kadını hiçbir zaman ikinci sınıf bir insan olarak görmemiş, kadına cinsiyet olarak bakmamış, insanın diğer yarısı olarak görmüştür. Hacı Bektaş Velî, kadının dört duvar arasında kalmaması gerektiğini savunmuş, kadınla erkeğin toplum içinde yan yana mutlu, birbirine kardeş,, ana, bacı olduğunu belirtmiştir. Kendisine ikrarla bağlı canlar da, bu ulu Velî’nin sözlerinden yüzyıllardır çıkmamışlardır.

    Bu konuda biz sözü yine Hünkâr Pîr Hacı Bektaş Velî’ye bırakalım:
    “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde,
    Hak’kın yarattığı her şey, yerli yerinde.
    Bizim nazarımızda kadın, erkek farkı yok,
    Noksanlıkla, eksiklik senin görüşlerinde.”



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri