Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

anne ler günü için yazılan mektup lar eklermisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Anneler Günü İle İlgili Maniler, Anneler İçin maniler, Anneler Gününe Özel maniler,
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 19      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Anneler Günü İçin Yazılan Mektuplar

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Anneler Günü İçin Yazılan Mektuplar

    Sevgili Anneciğim,

    Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...
    Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
    Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.
    Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.
    Sevginle donandım...
    Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;
    Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...
    Söyleyemedim sana...
    'Yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
    Her kuşağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden; 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin? Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
    Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
    Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ... Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.
    Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... Sen bana eş dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...
    Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... ...Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
    Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
    Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
    Karyola başlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
    Pastoral ninnilerle büyütüyoruz oğlumu;
    yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda, öpülen kurbağalar prens oluyor.
    ...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin geçersizleştiğini anlatan kitapları kaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
    O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum.
    Hem biliyor musun? 'SENİ ÇOK SEVİYORUM'..

    Sevgili Annecim

    Anneciğim, hep sana seni ne kadar sevdiğimi, küçücük yüreğimdeki kocaman yer ini anlatmak isterdim. Ama başaramadım. Çünkü hiç anlamaya çalışmadın. Bir gün sana bahçeden çiçek topladım. Bardağa koydum, sana getiriyordumki, bardak birden bire elimden düştü, kır ıldı. Çiçekle sana sevgimi anlatacaktım. Kır ılan bardak için o kadar çok bağırdın ki, bir daha kimseye çiçek vermemeye yemin ettim.

    Anne, benim küçük yüreğimde herkesi sevecek kadar yer vardı. Ben herkesi çok seviyordum. Ama sen insanlar ın hep kötü olduklar ını, onlara güvenilmemesi gerektiğini söyledin.
    Ben de artık insanları sevmiyorum.

    Anneciğim, bir tür lü küçük kafam almıyor , bana başkalar ına vurmayı sen öğrettin. Ben doğduğumda vurmayı bilmiyordum ki, neden şimdi kardeşime vurmama kızıyor sun.
    Ben ona vurunca elime vuruyorsun.

    Anne, babamı hiç sevmiyor musun? Hep beni onunla korkutuyor sun, onu sevmemi istemiyor musun?

    Ben bir şeyi bağırmadan istersem vermiyor sun. Bağırarak ister sem ver iyor sun, o yüzden ben de hep bağırarak, ağlayarak istiyorum. Hem de dediğini yapmak için bağırmanı
    bekliyorum. Biliyor musun seni bağır tmak hoşuma gidiyor . O zaman benimle ilgilendiğini düşünüyorum.

    Anne sana güzel bir haber im var : Artık yemeklerimi yiyeceğim. Biran önce büyümek istiyorum. Neden mi? Seninle konuşurken yukar ılara bakmaktan bıktım. Ar tık boynum ağr ıyor . Eğer büyümem daha çok sürecekse, neden sen çömelerek benimle konuşmuyorsun? O zaman kendimi daha iyi hissedeceğim. Konuşurken gözler ini görmek istiyorum. Gözlerinin derinliğinde sevildiğimi anlamak istiyorum.

    Anne beni neden dinlemiyor sun? Benim çizgi film kahramanlar ım, kır ılan oyuncağım, kaybolan kalemim neden seni ilgilendirmiyor? Beni de senin şefin, arkadaşının yeni aldığı
    çanta ilgilendirmiyor ... Onlar ı dinlemek istemiyorum. Senin beni dinlemeni, onlar ın benim için ne kadar önemli olduğunu anlamanı istiyorum. Sadece büyüklere ait şeyler mi önemlidir?


    Anne, yeni bakıcımı hiç sevmedim. Saçlar ımı senin taradığın gibi taramıyor , bana eski bakıcımın baktığı gibi şefkatle bakmıyor . Anne sen bana neden şefkat le bakmıyor sun?

    Anne, evdeki eşyalar ı, sehpayı, kül tablasını, televizyonu kıskanıyorum, onlar ı kırmak, yok etmek istiyorum. Onlar olmazsa, beni daha çok seveceğini düşünüyorum. Hem de
    rahatça, onlar ı kırma k orkusu olmadan evin içinde koşup oynayabileceğim. Onlar ı temizlemek için ayırdığın vakti bana ayırmıyorsun. Demek ki onlar ı benden daha çok seviyorsun.

    Anneciğim, evde oynamaktan bıktım. Dışar ılarda koşup oynamak, minik su bir ikintiler ine ayaklar ımı sokmak, dökerek pasta yemek, elimle makarna yemek, ayranı üstüme dökmek
    istiyorum.

    Anne ben yaşamak istiyorum. 'Yapma' lar ın, 'etme' ler in olmadığı, sevginin çok olduğu, anneler in çocuklar ını anladığı bir yer istiyorum. O yer i bulmak için buradan gitmek
    istiyorum. Belki bir kuşun kanadında, belki bir çiçeğin yaprağında belki de bir balığın akvaryumunda...
    Nesrin BİLKAN

    Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Anama Mektup" başlıklı şiiri

    Bugün sekiz mayıs 'Anneler Günü'
    Hatırlanıp kucaklanıyormuş anne ve sevgi
    Kalplerde şefkatle tam koca bir gün
    Hatırlanıp kucaklanıyormuş anne ve sevgi.

    Ben seni bugün hatırlamadım anne
    Sana karşı sevgim aynıydı yine
    Benim sevgim sığmaz ki öyle bir gün'e
    Bir ömür de olsa doyamam sevgine.

    Her an ruhumu ısıtır sıcaklığın
    Seni düşünmek bile doyumsuz zevk
    Acısı derin senden uzaklığın
    Sensin benim dünyama ışık ve renk...

    Özledim ışıl ışıl sevgi dolu gözlerini
    Ne güzeldi göğsüne yaslanıp öyle ağlamak
    Ellerimle yırtardım o gül yüzlerini
    Zevk verirdi nasırlı ellerinde hırpalanmak.

    Yine arıyorum dostluk dolu o yüzün
    Hep ben muhtaçtım sana yine muhtacım
    Aşkımı, sevgimi gösteremedim bir gün
    Saçlarım ağarsa da hep sana muhtacım.

    Yollarım açılsa bağrıma bassam
    Sımsıcak göğsünde öyle ağlasam
    Doyumsuz sevgini tekrar yaşasam
    Hıçkırıp, naz yapın "Ana" diyerek

    Anamsın, bu bir gerçek
    Sen olmasan ben olmazdım
    Sensin gönlümdeki en güzel çiçek
    İncinip, koparılsan yaşamazdım.

    Hasretin unutturdu beni bana
    Sevgine karşılık veremiyorum.
    Adet olsun diye olsa da sana
    Layık bir hediye bulamıyorum.

    Maddi değerleri tek tek arasam
    Hazırlasam güzel bir buket sana
    Zümrütten, yakuttan saraylar alsam
    Değeri ölçülmez yanında Anam...

    Çiçek aradım dün beklersin diye
    Bulamadım taş ve demirden başka
    Sevgimin ifadesi bir tek hediye
    Yollayamadım ki inan dua'dan başka

    Cennetle müjdelenmiş analar
    Sen de gezin cennet bahçelerinde
    Ayakların altından aksın ırmaklar
    Makamın melekler gibi yükseklerde

    Şefaatına mazhar ol Muhammed Mustafa (s.a.v)'nın
    Rahmetiyle kuşatsın seni Allah'ım
    Yoldaşı ol hurilerle anamız Fatma'nın
    Babamla firdevs bahçelerinde gezin cananım.

    Saadetle ol dünya ve ahirette
    Sana sağlık ve sıhhatler diliyorum
    Selam ve sevgiler yollayıp nihayette
    Ta yürekten ANA, ANA diyorum.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri