Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Anlayışta yanılgılar önyargılı yapılan yanlış yorumlar Anlayışta yanılgılar önyargılı yapılan yanlış yorumlar İnsanımızda bulunması gereken hasletlerden biri de, pozitif(olumlu) bakmayı bilme olmalıdır. Ama genelde negatif(olumsuz)

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Anlayışta yanılgılar önyargılı yapılan yanlış yorumlar

    Sponsorlu Bağlantılar




    Anlayışta yanılgılar önyargılı yapılan yanlış yorumlar


    Anlayışta yanılgılar önyargılı yapılan yanlış yorumlar

    İnsanımızda bulunması gereken hasletlerden biri de, pozitif(olumlu) bakmayı bilme olmalıdır. Ama genelde negatif(olumsuz) bakma alışkanlıklarımız vardır.

    Hâlbuki bizim inanç değerlerimizde Pozitif(olumlu) bakmamızı gerektiren çok öğretiler mevcuttur.

    Mesela; Peygamber efendimizden bir kıssa anlatılır: Bir gün ashabıyla bir yerden geçerken bir köpek leşi görünce burunlarını kapatan ashabına (leşin) dişlerini göstererek “dişleri de ne güzel” dedikleri sahih kaynaklardan bizlere aktarılmaktadır.

    Bu kıssa bizim için en güzel örnek ve en güzel öğretidir.


    Böylesi örnekler elimizde olduğu halde, biz yine de olayların negatif yönüne bakmayı sürdürür gideriz.

    Tarihten örnekler verecek olursak;


    Filistin’in Yahudilere verilmesini isteyen Fransız ve İngiliz yöneticiler II. Abdülhamit Han’ı halletmeden başarılı olamayacaklarını bildikleri için, içerideki işbirlikçilerine 31 Mart olaylarını tertip ettirmişlerdir. Bu tertipte zarar gören Abdülhamit Han için "Hareket ordularını durdurabilirdi. Kan dökülmesin diye müdahale etmedi"deriz. Bazı konuşmalarımızda da hakanı aciziyetle suçlarız.

    Müdahale etse de sonuç alınabilir miydi diye hiç düşünmeyiz..


    Çünkü İngiltere ve Fransa düşündükleri hedefe ulaşmak için, Hareket Ordularına el altından ve geniş çapta mühimmat ve teçhizat desteği vermişlerdi.


    Müdahale edilseydi de, edilmeseydi de Abdülhamit Han kaybederdi. Kaybetmeden öte, daha çok kardeş kanı akardı.

    Onun için saltanatını kaybetme pahasına, doğru olanı yapmış ve işi oluruna bırakmıştı.
    Çoğu tarihçiler bu olayı menfi yönleriyle değerlendirmişti.



    Olayları analiz etmenin mantığı bilgidedir. Bilginin kaynağı da sağlam olmalıdır. Kaynağın sağlamlığı da yetmez; günün şartlarını da uymalıdır. Biz bunların hiçbirine bakmadan yerine göre yorumlar yapabiliyoruz.

    Dolayısıyla da tarihimizle ilgili olaylarda negatif düşünebiliyoruz.


    Vasat bir devletle imparatorluğun ayni devlet olduğunu sanırız; 15. ve 16. Yüzyıllarda 550 milyon civarında nüfusu bulunan dünyanın %60'ının Osmanlı İmparatorluğunda yaşadığını bilmeden. Osmanlı hakkında menfi fikirler söyleyebiliyoruz. Osmanlının Dünya hâkimiyetini sanki kabullenmek istemez gibi bir görüntü çizebiliyoruz.


    Mezar taşlarımızı okuyamıyoruz. Ecdadımızın bin yıl okuyup yazdığı yazıyı Amerikanın adamı okuyor da biz okumaya gayret etmiyoruz.

    Bahanemiz de hazır; Osmanlıca zor diyoruz ve geçmişi suçlayıveriyoruz.

    Amerika’ya emperyalist ve sömürücü diyoruz. Amerikanın dünyayı sömürmek için 100 yıllık 200 yıllık projeler yaptığını bilmiyoruz.

    Bizler sömürülmemek için hiçbir proje yapmıyoruz. Hamasi nutuklarla ahkâm kesiyoruz. Ülke olarak kalkınamayışımızın sebeplerini hiç düşünemiyoruz.

    Tarihimizle de barışık değilizdir.

    Osmanlının İhtişamlı dönemlerinde, İstanbul’a gelen yabancı seyyahların ve elçilerin yazdığı afakî hikâyelerle Osmanlı saraylarında cümbüşlü ve debdebeli bir hayat yaşandığını sanıyoruz. Saraydaki disiplini ve At üzerinde ömür tüketen ecdadımızı; en önemlisi de tarihimizi bilmeyiz.


    Dünya haritasını önüne açtığı zaman “Bir Hükümdara Çok, İki Hükümdara az” diyen Yavuz Selim'in 8 yılda Osmanlı İmparatorluğunu ne kadar büyüttüğünü bilemiyoruz. Ayrıca; Kutsal emanetleri İstanbul’a getirirken arkasından İstanbul’a kadar gözyaşı dökerek yürüdüğünü de bilemiyoruz. Nedenini de anlamaya çalışmıyoruz.

    Sadece şu kadar Türkmeni kesti diyebiliyoruz.
    Birbirimize karşı da pek pozitif düşünmüyoruz.


    “Cebrail Aleyhisselam komşu haklarını öyle bir anlattı ki, komşuyu komşuya varis olacak sandım”diyen Peygamberin ümmeti olduğumuzu söylüyoruz. Ama komşu haklarına hiç riayet etmiyoruz. Üstelik komşunun dedikodusunu yapıyoruz.


    Hangi birini anlatalım! İşte biz böyle bir milletiz. Anlayışımız yanlış, yorumlarımız negatif vesselam.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Yaya Kaldırımı Olmayan Yollarda Yürürken Yapılan Yanlış Davranışlar Nelerdir
  3. toplu taşıma araçlarına biniş ve inişlerde yapılan yanlış davranışlar
  4. Yolculuk sırasında yapılan yanlış davranışların yaratacağı tehlikeler
  5. toplu taşıma araçlarında yapılan yanlış davranışlar
  6. Yaya Kaldırımında Yürürken Yapılan Doğru Ve Yanlış Davranışlar
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri