Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Doğu/Osmanlı Üzerinde Batılı Devletlerin Mücadelesi 19. yy içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli alanları büyük ve de Osmanlı’dan ayrılan küçük devletler arasında mücadele konusu olmuştur. Bu mücadeleler

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Doğu/Osmanlı Üzerinde Batılı Devletlerin Mücadelesi

    Sponsorlu Bağlantılar




    Doğu/Osmanlı Üzerinde Batılı Devletlerin Mücadelesi

    19. yy içerisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli alanları büyük ve de Osmanlı’dan ayrılan küçük devletler arasında mücadele konusu olmuştur. Bu mücadeleler çerçevesinde Batılıların uyguladıkları politikalar Osmanlı’nın çöküşüne önemli derecede etki edecektir. Nitekim 19. yy içerisinde ve 20. yy’ın başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun girdiği savaşların çoğu bu politikaların sonucu ortaya çıkmıştır.

    15. yy’ın başlarında kurulan Rus Çarlığı karasal bir yapıya sahipti. Tam bir kara devleti olarak denizlerle hiçbir bağlantısı yoktu. Bu devletin gelişimini her alanda tamamlayabilmesi ve gelişebilmesi için ön şart denizdi. Rus Çarlığı’nın denize ulaşabilmesi için iki istikamette topraklarını genişletmesi gerekiyordu: Biri, Baltık ki bu sorunu 1721′de İsveç ile yaptığı mücadeleler sonucu halledecektir. Diğeri Karadeniz. Burada ki en büyük engeli Kırım Hanlığı dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu idi. Baltık meselesinden sonra Karadeniz’e ağırlık veren Rusya, Kuzey Karadeniz kıyılarını ele geçirerek, 19. yy içinde İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın ele geçirilmesine, hiç değilse, bu boğazların kendisine sürekli açık olması amacına yönelmiştir. Bununla beraber Rusya’nın bu boğazlar politikasına paralel olarak yürüttüğü diğer bir politika da Balkanlar politikası olmuştur. Son alternatifi ise Kafkaslar ve Anadolu üzerinden sıcak denizlere inmekti. Balkanlar politikasına dönersek, Rusya Balkanları ele geçirdiği ve Osmanlı Devleti’ni Balkanlardan çıkarıp Balkan Yarımadasına hakim olduğu takdirde, Ege Denizi ve Akdeniz’e çıkabileceği gibi, boğazlara da baskı yapabilecekti. Rusya’nın bu politikaları, Hindistan ile bağlantısını sağlayan İmparatorluk Yolu’nun güvenliği açısından İngiltere’yi son derece rahatsız edecektir.

    İngiltere, Rusya’nın Boğazlardan Akdeniz’e inmesini önlemek amacıyla Osmanlı Devleti’nin bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü korumaya çalışmakla birlikte Boğazlar, Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında idi. Yani egemen bir devlet olarak Osmanlı, Boğazları istediğine açıp istediğine kapama hakkına sahipti. Bu durumda İngiltere’yi rahatsız ediyordu. Çünkü Osmanlı Devleti bazen Rusya’nın baskısı ile 1798 de olduğu gibi bu devlete geçiş izni verebiliyordu. Üstelik Boğazları Osmanlı ile savunacağını ilan eden antlaşmalar da yapabiliyordu (1805′te olduğu gibi).

    Mehmet Ali İsyanı sırasında zorda kalan Osmanlı Devleti, Boğazlar konusuna, Rusya ile yaptığı 1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması ile Rusya’nın tehdit altında kalması halinde Osmanlı Devleti’nin Boğazları kapaması gibi yeni bir kapsam kazandıracaktır.

    Boğazlar meselesinin sürekli Rusya lehine böyle devam etmesi üzerine İngiltere, Boğazlar konusunda karar verme yetkisini Osmanlı Devleti’nden çıkararak uluslararası platforma kaydırdı. İngiltere, bunu, 1841 Boğazlar Sözleşmesi ile boğazların kapalılığı ilkesini uluslararası platformda herkese kabul ettirerek halletti. Barış zamanında yabancı savaş gemileri Boğazlardan geçemeyecek, Osmanlı’nın içinde bulunduğu bir savaşta ise geçiş insiyatifi tamamen Osmanlı Devleti’nin elinde bulunacaktı. Sonuçta Boğazları İngiltere Rusya’ya kapatmıştı.

    I. Dünya Savaşı’na yaklaşılırken Boğazlar üzerinde İngiltere-Rusya mücadelesi sona ermiş, üstelik Savaş esnasında kağıt üzerinde de olsa Rusya İngiltere ile anlaşarak, Paylaşma Projeleri kapsamında Boğazlara sahip olmuştur.

    Balkanlar üzerinde ise Rusya ile Avusturya 1870′lerden itibaren çatışmakta idiler. Bu çatışma Pangermen ve Panslav çatışması haline gelmişti. Bu arada Adriyatik’e inmek isteyen Avusturya, Bosna Hersek’e göz dikmiş bu nedenle de hem Rusya’yı hem de Sırbistan’ı karşısına almıştır.

    Osmanlı topraklarından Mısır üzerinde İngiltere ve Fransa’nın uzun bir geçmişi olan çatışması, 20. yy’ın başında Avrupa dengesi paralelinde sona erecek ve 1960′lara kadar süren Orta-Doğu bölgesinde iş birliğine başlayacaklardır. Bu arada Orta-Doğu üzerinde 1888-1918 yılları arasında İngiliz Alman çatışmasının yaşandığını fakat bunun pek uzun süreli olmadığını belirtmek yararlı olacaktır.

    Şunu da ekleyelim Osmanlı’dan ayrılan Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan gibi küçük devletler Osmanlı Makedonyası üzerinde çekişecekler bu da Balkan Savaşları’nın bir nedenini ortaya çıkaracaktır. Tabii bu devletlerin Megali İdea, Büyük Bulgaristan ve Büyük Sırbistan gibi emperyalist tutumları büyük ölçüde Osmanlı’yı hedef almakla birlikte birbirlerini de hedef almalarına neden olacaktır.

    Sonuç olarak, Dünya, 20. yy’a girerken emperyalizm belli bir noktaya ulaşmış ve paylaşımlar Osmanlı coğrafyası dışında tamamlanmıştır. Artık sıra Osmanlı’ya gelmiştir. Dolayısıyla artık Osmanlı üzerindeki emperyalist rekabet ve çatışmaların bir sonuca bağlanması zamanı gelmiştir. İşte bu rekabet ve çatışmalar 20. yy’ın ilk çeyreği için net bir şekilde hesaplaşacaklar, zaten bu da III. Paket’in konusunu teşkil edecektir.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Batılı Yaşama Ve Düşünme Biçimi, Osmanlı Toplumunu Hangi Unsurlarla Etkilemiştir
  3. Orta Doğu hangi özellikleriyle büyük devletlerin ilgi alanı olmuştur?
  4. Batılı devletlerin orta doğuda egemenliklerinin zayıflama nedenleri nelerdir
  5. Kurtuluş mücadelesi döneminde Ermeni saldırılarını önleyen Doğu Cephesi komutanı hangisidi
  6. Paylaş Facebook Twitter Google


  7. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri