Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Dünya Turizm Günü Hakkında Tiyatro Oyun ları , Skeçler , Piyesler TURİSTPERVER OTEL ŞEHRİBAN: Ay yetercim , şu geçen gün gelen Adalet Bey var ya.

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Dünya Turizm Günü Hakkında Tiyatro Oyunları, Skeçler, Piyesler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Dünya Turizm Günü Hakkında Tiyatro Oyunları, Skeçler, Piyesler

    TURİSTPERVER OTEL

    ŞEHRİBAN: Ay yetercim, şu geçen gün gelen Adalet Bey var ya. Kaldığı gün çok rahatsız olmuş. Yan odadan gürültüler geliyormuş. Bir seslenmiş. “Hey! Yan odadaki sen kimsin?” demiş. Yan odadan da “Ben Jaen Clode Van Damme.” Demiş. Ay bizim Adalet Bey ne ya demiş biliyor musun? “Gelsem dördünüzü birden yenerim.” demiş.

    YETER: Ayy. Şehriban, Sen geçen gün şu arkeologlardan bahsetmiştin de bu kazıları yaptıklarında çkan fosillerin kadın, erkek mi olduklarını nerden biliyorlar acaba?

    ŞEHRİBAN : Şeyy, bilmem ki…

    ABUZİTTİN : Neresinden bilecekler, tabi ki çenelerinden.

    ŞEHRİBAN : Çenelerinden mi? Nasıl yani?

    ABUZİTTİN : Çenesi düşükse kadındır.

    ŞEHRİBAN : Kadın düşmanı. Sen de..

    YETER : Aman sen onu bırak da ben ne zaman şöhret olacağım sen onu söyle.

    ŞEHRİBAN : Şu şöhret olacağın sesinle bir şakı da dinleyelim.

    (Yeter şarkı söylemeye başlar.)

    ŞEHRİBAN : Ay Yetercim yeter! Hadi git de yukarıdaki çarşafları değiştir, yatakları düzelt, camları sil… hadi hadi…

    YETER : Sesimi çekemedi de beni gönderiyor. Bu arada aklında bulunsun. Bir şöhret olursam seni menecerim yapacağım. Kendini yetiştirmeye bak.

    ŞEHRİBAN : Ay, olur, olur. Sen ilk önce o dediğinden ol da ben sana seve seve menecer olurum Eeee ne de olsa sanatçıları yetiştiren menecerlerdir.

    YETER : Hadi canım, sen de!

    LUCY : Hello, Hi!

    ŞEHRİBAN : Ne?...

    LUCY : How you got any room?

    ŞEHRİBAN : Ayyy!!! Yiyeyim sizin rumunuzu falan. Gelin gelin şöyle oturun bakayım.

    LUCY+JOHN : What?

    ŞEHRİBAN : Yeter, Yeterrr!

    YETER : Ay ne var be!...

    ŞEHRİBAN : Bize dört fincan kahve… Biri orta şekerli olsun. Turistlerimiz damaklarının tadını bulsun. Bir de İngilizce sözlüğünü getir.

    YETER : hangisi orta şekerli olsun?

    ŞEHRİBAN : Neyse siz bakmayın ona.

    ABUZİTTİN : Aneyyy! Dövizler gelmiş, dövizler. Beni niye uyandırmadınız? Ayak bastı parası aldınız mı?

    ŞEHRİBAN : Bana bak Abuzittin! Diğer gelenleri de bezdirdin. Sana bunları yedirtmem. Türk misafirperverliğinin adını hep senin gibi kendini gözü açık zannedenler kirletiyor zaten. Hadi şu bavulları al da önümüzde kalabalık yapmasın.

    ABUZİTTİN : Aman be! Bir benim yüzümden mi kaçıyor bu turistler?

    ABUZİTTİN: (Turistlere) Mani mani

    JOHN : What?

    ABUZİTTİN : Bu para sahte.

    ŞEHRİBAN : Nerden anladın?

    ABUZİTTİN : Üzerinde Atatürk resmi yok!

    ŞEHRİBAN : Ayy!...

    YETER : Buyrun! Buyrun! Bak ıscak, ıscak, köpüklü, köpüklü için bakim.

    LUCY : Sör Wıstın cofe. Made in Turkey. Turkish coffie. Oh my god!

    ŞEHRİBAN : Aaa! Şuna iyi bak. İyi ki bir sözlüğü al, gel dedik Hemen içine baktın.

    YETER : Aaa! Hadi canım, bu İngilizceyi dördüncü sınıftan beri biliyorum.

    ŞEHRİBAN : Hiç zorlanmadın mı?

    YETER : hayır, ben pek zorlanmadım ama İngilizce öğretmenim bayağı zorlanmıştı.

    LUCY : Wery good, wery good.

    JOHN : Yes, yes…

    ŞEHRİBAN : Afiyet şeker olsun

    YETER : Eeee… kim yaptı kahveleri? Hadi, hadi kapatın da Şehriban şöyle falınıza güzelce bir baksın.

    ŞEHRİBAN : Şey… Bilmem ki…

    LUCY+JOHN (Anlıyorlarmış gibi) : Yes, yes…

    ŞEHRİBAN : Eh bu kadar ısrar ediyorsanız bakalım bakalım . (Eline kahve fincanını alır.) Hişt kız! Bak, adın neydi senin? What is your name?

    LUCY : I’m Lucy

    ŞEHRİBAN : Lucy… Oh, çok güzel! Bak Lucy görüyor musun?

    LUCY : What?

    ŞEHRİBAN : Kız Yeter neydi o… seni çok seviyor evleneceksiniz neymiş?

    YETER : Aman, aman! Tamam, buldum. Ne biçim sözlük bu yahu? He’s not fait full at too you

    ŞEHRİBAN : Aaaa.. Kız Lucy, He’s not fait full at to you?

    LUCY : Oh my good John?

    JOHN : No, no, no…!!!!

    ŞEHRİBAN : Kız Yeter, bunlar yoksa kardeş miydi? Böyle ağlıyorlar.

    YETER : Yok be! Kardeş olsalar biraz benzerler. Hııı şehriban!!!!ben yanlış yere bakmışım. Onlara ne demişiz biliyor musun?

    ŞEHRİBAN : Ne demişiz kız? Kötü bir şey mi?

    YETER : Kızmak yok ama…

    ŞEHRİBAN : Tamam, tamam. Kızmam!

    YETER : Lucy’e var ya… Bu seni aldatıyor demişiz!

    ŞEHRİBAN : Deme!!!

    YETER : Dedim bile!

    ŞEHRİBAN : Hemen bul şu seni çok seviyor demeyi

    YETER : Hıh, tamam tamam buldum! He Loves You

    ŞEHRİBAN : He loves you! Kız Lucy, he loves you!

    JOHN : Yes, yes!

    LUCY : I’m not understand

    (Şehriban, Lucy’e vermesi için John’a çiçek verir. Ancak John çiçekleri Şehriban’ın kafasına fırlatıp sahneden çıkar.)

    ŞEHRİBAN : Yine her şeyi yüzümüze gözümüze bulaştırdık.

    YETER : Kırk yılın başında otelimize bir turist geldi ama onu da mahvettik.

    ŞEHRİBAN : Keşke ailemi dinleyip İngilizce dersinde başarılı olsaydım.


    TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ

    Mıstık ile Selo köy meydanında karşılaşır. Tokalaşıp sarılırlar.

    SELO : Ooo! Nassın? Bugünnede heç görünmeyon, Coluk Cocuh nassı?

    MISTIFA : Eyiyim, eyiyim Selo. Napalım, iş güç uğreşiyoz

    SELO: Duydun mu? Kömüze durizle gelyomuş.

    MISTIFA : Duydum duydum ağa. Bak bi yo Engilterecen gonuşma bilem hazır eddim.

    SELO : Ooo! Beg gözel emisin. Eyi eyi. Höle bir dolaşıverelim.

    (Biraz yürürler, karşıdan turistler gelir.)

    MISTIFA : Abooo! Bag iki dene denişik insan geliyo. Buna begledimiz durizle oomasın aceb?

    SELO : Telaş eme. Ben de (bilgi yelpazesi.net) yazılı gonuşma va ya. Eee işi bilecen duriz dimeg yeşil para dimeg.

    MISTIFA : Doru sölüyon ağam. Hemi de beg doru.

    JOHN : Hello, What is this ( Mıstık’ın şalvarını gösterir.

    MISTIFA : Şincik bag ni didi? “Sizin diziniz va mı ?” didi (John’a dönerek) ağam biz meşhur muyuk dizimiz ossun? Sen bizi garışdıdın herhal?

    JOHN : Yes yes’ Thank you, thank you.

    SELO : Buna savaşın tankla yapılceni bilyola, bag sana sölüyola.

    MISTIFA : Eee, dabi onna cahal deel. Öle ossa bura gelile mi?

    JOHN : (Shakira’ya dönerek) What time is it?

    SHAKİRA : (Saatine bakarak) It’s two a clock (Bunu söylerken Selo ve Mıstıfa konuşmaya başlar.)

    SELO : Annaaaa! Bu Şakir Ağa didi bu gıza. Ekek ismi amma bi bildigleri vadır herhal. Aceb nirenin ağası. Önemli şahsiyet görüyon mu? Möhüm insan.

    JOHN : Biz gitmek istemek. Tarihî yer görmek.

    SELO : Mıstıfa Ağa, bu gidmeg isteyo herhal?

    MISTIFA : Bizim eve götürelim ozman. Bizim ev bubadan hatta Ozmanlıdan gamla evdir. Soymuz, sülalemiz möhüm insan.

    SELO : Hayda gidelim ozman sizin eve

    MISTIFA : Hadi gidek. Hem Engilterecen öreniriz hem de Türk misafirperverliğini gösteririz. Emme bunarı gızdırmecen haaa!

    SHAKİRA : I’m hungry.

    SELO : Bu bi şee didi hangır mangır. Ni dimeg bu? Sen bilyon mu Mıstıfağa?

    MISTIFA : Elimdeki kada bi bakem. Oda ne deyo (Kağıda bakar.) Haaa! Acıgmış buna. Hangır mangır dimeg delmiş bu? İykim hazırlamışım bu kadı.

    SELO : Çok oyalandık Zati sizin eve gidmeceg miydik?

    MISTIFA : Yörü yörü, gidek.

    (Eve giderler. Evde Mıstıfa’nın karısı ekmek yapmaktadır.)

    MISTIFA : Hanım, hanım! Bag eve gimleri getidim? Bag göryon mu? Duriz getidim, duriz. Bu müsafileri beg gözel ağarlayalım. Türk misafirperverliğini göstürelim.

    FADİME : Ooo! Bey, beg eyi emisin hoş gemişle, Emen bi debsisi bişmiş idi. Şincik onu geiriverem. Yanına da souk bi ayran yapıvedim mi tamam.

    MISTIFA : Hadi goş gap ge ozman. Zati bunarın garnı acıgmış. (Turistlere dönüp yemek yeme işareti yaparak.) yemeg gelyo, yemeg.

    (Fadime çıkar.)

    SELO : Bagın şinci. Burada y,ceniz, işceniz, yadcanız. Otele goyvemecez size.

    MISTIFA : Öle bi gice galmag da yok. Hem (bilgi yelpazesi.net) her yeri gezdircez ( bu arada Fadime’ye bağırır.) Hanım! Nir de galdın? Gapıp ge şu emegleri. (Ekmekler gelir. Ayranlar içilir. Turistler beğendiklerini gösteren işaretler yaparlar.)

    FADİME : Ooo bey beğendile. Daa istiyonuz mu?

    SELO : Fadime yenge, Hunlara bi gayfe yapıve de Türk gayfesi nassı olumuş bi gösünne

    SHAKİRA : Ben var uyumak istemek (Eliyle gösterek söyler.)

    MISTIFA : Anna tühh! Biz heç düşünemedig bunarın uyumak istediğini.

    SELO : Doru sölüyon ağam. İşte bi kusur eddig.

    MISTIFA (Turistlere) : Biz şincik size yatag sirelim. Siz eccik beklen e mi? Hadi Selo, Biz bunnara yatag sirelim. Sen de bene yardım et bakem.

    SELO : Olu ağam, gelyom.

    (Sahneden çıkarlar, Shakira ve John yalnız…)

    ZEYNEP : İyi ki İngilizce’yi öğrenmişiz Ertan.

    ERTAN : Benim fikrim nasıldı ama Zeynep?

    ZEYNEP : Evet, sayende birkaç gün bedavadan tatil yapacağız. Oh be dünya varmış!!!

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Tiyatro günü skeçleri, Dünya Tiyatrolar günü komik skeçler
  3. 24 Kasım Öğretmenler Günü İle İlgili Skeçler, Piyesler, Tiyatrolar, Oratoryolar
  4. Kızılay Haftası İle İlgili Tiyatro Oyunları, Skeçler
  5. Dünya Turizm Günü İle İlgili Tiyatro Oyunları, Skeçler, Piyesler
  6. Dünya Tiyatrolar Günü Şiirleri - Dünya Tiyatro Günü ile ilgili Şiir - Tiyatro Hakkında Şii
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri