Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Zekat nedir? Sözlükte artma , çoğalma , temizlik , bere ket , iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât , din î bir terim olarak
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Arrow Zekat Nedir? Kimlere Farzdır?

    Sponsorlu Bağlantılar




    Zekat nedir?
    Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyen kişilere verilmesi demektir.
    Malî ibadetlerden biri olan zekat, İslâm'ın beş temel esasından olup, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin...” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20); “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe, 9/103) buyrulmaktadır.
    Zekat kimlere farzdır?
    Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, hür, akıllı, buluğ çağına erişmiş olması; borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı, yani kazanç sağlayıcı nitelikte nisap miktarı mala sahip olması gerekir.
    Zekat vermenin belirli bir zamanı var mıdır?
    Zekat vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Ancak, zekat vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekatlarını vermeleri uygun olur.
    Zekat kimlere verilir?
    Zekat ve fitrenin kimlere verilebileceği Kur'an-ı Kerim'de belirlenmiştir (Tevbe Sûresi, 60). Bunlar; fakirler, düşkünler, esaretten kurtulacaklar, borçlu düşenler, Allâh yolunda cihada koyulanlar, yolda kalmış olanlar, zekat toplamakla görevlendirilen memurlar ve müellefe-i kulûb adı verilen, kalpleri İslam'a ısındırılmak istenen yeni Müslüman olmuş kimselerdir
    Zekat Kimlere Verilmez?
    Zekat ve fitrenin, Tevbe sûresinin 60. ayetinde sayılanlar dışında kalan kişi ve kuruluşlara verilmesi caiz değildir. Ayrıca zekat verilecek kişi, bu şartları taşısa bile;
    1) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalarına,
    2) Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklarına,
    3) Müslüman olmayanlara,
    4) Karı-koca birbirlerine,
    Zekat veremez..
    Babası ile birlikte oturan kimse zekat ile mükellef midir?
    Babası ile birlikte oturan kimsenin kendi şahsına ait ayrı malı bulunur ve zekat için gerekli şartları taşırsa bu kişi zekat vermekle yükümlü olur. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi, zekatla yükümlü olur.
    Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara zekat verilebilir mi?
    Babası ölmüş ise üvey anneye, buluğ çağına erişip evden ayrılmış ise üvey çocuklara ve üvey babaya, fakir olmaları halinde zekat verilebilir. Çünkü bunlarla zekatı veren kişi arsında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi, zekat veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir.
    Ticaret mallarının zekatı nasıl verilir?
    Kâr amacıyla alınıp satılan mallara “ticaret malları” denir. 80.18 gr. altın değerinde ticaret malına sahip olan kişinin, bu malın elde edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesi halinde, kırkta bir (%2,5) oranında zekatını vermesi gerekir.
    Nisap ne demektir? Miktarı ne kadardır?
    Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür. Nisapa, asgarî zenginlik ölçüsü şeklinde de tanımlanabilir. Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak bu kadar mala sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Böyle bir kişi, zekat veya sadaka alamayacağı gibi; sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmekle de yükümlü olur. Fazla olan bu malın nâmi olması ve üstünden bir yıl geçmesi halinde zekatının verilmesi gerekir.
    Zenginliğin asgari sınırı olan "nisap" Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir. Bu asgarî sınırlar, o dönem İslâm toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik ölçüsünü göstermektedir. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir; 80,18 gr. altın veya bunun tutarında para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır. Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik şartların fazla değişmediği ileriki dönemlerde de aynen korunmuştur
    Araç-gereç ve malzemeye zekat düşer mi?
    Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan araç-gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlardan olup bunların zekatının verilmesi gerekmez. Ancak, kendi mesleğinin icrası için değil de, ticaret için üretilen veya alınıp satılan araç-gereç, malzeme ve makinelerin zekatının verilmesi gerekir
    Damat ve geline zekat verilebilir mi?
    Fakir olan damada zekat verilebilir. Koca eşine bakmakla yükümlü olduğundan, kişinin gelinine zekat vermesi dolaylı olarak kendi oğluna zekat vermesi gibidir. Bu itibarla, geline zekat vermek uygun değildir.
    Ürün elde etmek için yapılan masraflar, öşür verilirken dikkate alınır mı?
    Günümüzde gübre, mazot, işçilik gibi masraflar da üretimin maliyetinde önemli bir yekûn oluşturmaktadır. Bu nedenle, tarımsal ürünlerin zekatında, elde edilen hasılattan (gayr-i safî), ürün için yapılan günümüz tarım şartlarının getirmiş olduğu ekstra masraflar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan ürünün nisap miktarına ulaşması halinde, tabiî yollarla sulanan arazîde 1/10, kova, tulumba, su motoru vb. usullerle masraf veya emekle sulanan arazîde 1/20 oranında zekat verilmesi gerekir.
    Kayınvalide ve kayınpedere zekat verilebilir mi?
    Kayınvalide ve kayınpeder, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerden olmadığı için, fakir iseler kendilerine zekat verilebilir.
    Zekat ve fitre, hayır kurumlarına verilebilir mi?
    Aldıkları zekat ve fitreleri bir fonda toplayıp bunu yalnızca Tevbe suresinin 60. ayetinde belirtilen yerlere sarf ettikleri bilinen ve kendilerine her bakımdan güvenilen kimseler eliyle yönetilen dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekat ve fitre verilmesinde dinen bir sakınca yoktur.
    Ortak olarak ekilen bir tarlanın ürününün zekatını vermekle kim yükümlüdür?
    Arazî mahsullerinin öşrünü, arazi sahibi değil, ürünün sahibi verir. Bu itibarla mal sahibi hiçbir karşılık beklemeden tarlasını ekilmek üzere başka birisine verirse, çıkan mahsulün zekatını eken şahıs öder. Arazi ekilmek üzere belli bir ücretle kiralanmışsa, zekatı (öşrü) kiracı tarafından ödenir. Eğer arazi, yarıcılık (müzâraa) usulü ile kiralanmışsa, mal sahibi ve mahsulü eken kişi, hisselerine düşen mahsulün zekâtlarını ayrı ayrı verirler.
    Ziynet eşyasına zekat verilir mi?
    Altın ve gümüş dışındaki ziynet eşyaları zekata tabi değildir. Altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları ise, zekat için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirde zekata tabidir. Bu itibarla altından yapılmış zîynet eşyaları, 80.18 gr. veya daha fazla ve üzerinden bir yıl geçmiş ise zekata tabîdir.
    Hâvaic-i asliye (asli ihtiyaçlar) nedir?
    Havâic-i asliyye, temel ihtiyaçları karşılayan, bu yüzden de zekata tabi olmayan maddi varlıklar demektir.
    İslâm’da diğer bedenî ve malî yükümlülüklerde olduğu gibi, zekatta da mükellefin durumu göz önünde bulundurularak, ona makul ve taşınabilir bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu nedenle İslâm bilginleri, zekat ve sadaka-i fıtr ile yükümlü olmak için, kişinin temel ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olma şartını aramışlardır. Zira temel ihtiyaç miktarı ile refah ve zenginlik meydana gelmez. Temel ihtiyaç miktarı mal, kişinin yaşaması için zarurî olan miktardır.
    Allâh Teâlâ Kur’an’da “Neyi infak edeceklerini sana soruyorlar, de ki, fazlayı, artanı...” buyurmuştur (Bakara 2/219). Konuyla ilgili bir hadiste şöyle geçmektedir: "Hz. Peygamber’e bir adam gelerek bir dinarım var ne yapayım, dedi. Hz. Peygamber, kendine harca buyurdu. Bir dinarım daha var dedi, ailene harca buyurdu. Bir dinarım daha var dedi, çocuklarına harca , buyurdu. Adam bir dinarım daha var deyince, sen daha iyi bilirsin, buyurdu" (Ebû Dâvûd, Zekat, 45).
    Temel ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar, genel olarak, nafaka, oturulan ev, ev eşyası, ihtiyaç duyulan elbise, borç karşılığı mal, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, binek taşıtları, ilim için edinilen kitaplar gibi eşyadır.
    Esasen asli ihtiyaçlar, zaman, muhit ve durumun değişmesiyle değişir ve gelişir. Burada muteber olan, zekat mükellefinin temel ihtiyaçlarıdır. Kendi şahsi ihtiyaçları yanında kanunen bakmaya mecbur bulunduğu diğer şahısların ihtiyaçları da buna dahildir.
    Farklı ayarda altını bulunan kimse zekatını nasıl hesaplar?
    Zekata tabi olma açısından altındaki ayar farkı önemli değildir. Çünkü hangi ayarda olursa olsun, sonuç itibariyle altın hükmündedir. Buna göre farklı ayarda da olsa bütün altın çeşitleri, tek başlarına veya diğer ayardaki altınlarla birlikte değerleri 80,18 gr. ağırlığında 22 ayar altının değerine ulaştığında, diğer şartları da taşıması halinde zekata tabidir. Bu durumda farklı ayarlardaki altınların zekatı, değerleri üzerinden hesaplanarak, % 2,5 oranında verilir.


    alıntıdır...

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Zekat Kimlere Farzdır?
  3. Zekat nedir kimlere farzdır hangi mallardan ne kadar ve kimlere verilir
  4. Zekat vermek kimlere farzdır
  5. Zekat nedir kimlere farzdır
  6. HAC Nedir? Kimlere Farzdır?
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Zekat ve Fitre Kimlere Verilir, Kimlere Verilmez?
    Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman'ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir.

    Bu sebeple İslam'la ilgisi olmayanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünebilirler, kendilerini kurtardıktan sonra başkalarının sıkıntısını hesaba katmayabilirler. Hatta 'altta kalanın canı çıksın' diyerek çevrelerine ilgisiz de kalabilirler. Ama Müslüman böyle diyemez ve çevresine böyle ilgisiz kalamaz. İman ettiği İslam ona mükellefiyetler yükler ve buyurur ki:

    - Senin ekonomik durumun iyidir. Dinen zengin sayılmaktasın. Öyle ise servetinin kırkta birini ayıracak, çevrende gördüğün ihtiyaç sahiplerine Allah'ın emri olarak vereceksin. Hem öylesine vereceksin ki, verdiğin için minnet etmek şöyle dursun, onlar aldığı için minnet duyacaksın, seni borçtan kurtardıkları için teşekkür etme ihtiyacı hissedeceksin.

    Evet, İslam, Müslüman'ı böylesine çevresine ilgi gösteren sosyal insan haline getirir.

    İslam'ın Müslüman'a yüklediği bu yardım yükümlülüğü bilhassa Ramazan ayında daha çok gündeme gelmektedir. Zenginler bu ayda servetlerini hesap ederler, zenginlik sınırına ulaşmışlarsa kırkta birini ayırıp ihtiyaç sahibi din kardeşlerine verme mutluluğu yaşarlar.

    Ayrıca aile bireylerinin fitresini de hesap ederler. Her bir aile ferdi adına bir fitre vermeyi yaratılış sadakası olarak borç bilirler.

    Ancak, bu yardımda dikkat edecekleri hususlar vardır. Çevresindeki ihtiyaç sahiplerinden kimileri yakın akraba, kimileri de uzak akraba, konu komşu olabilirler. Bunları ayırmaya ise ihtiyaç vardır. Çünkü yakın akrabaya zekat, fitre verilmez. Verirse zekat, fitresini sanki bir cebinden çıkarıp öbür cebine koymuş gibi bir cimrilik olur. Vermemiş durumuna düşer. Öyle yanılgıya düşmemek için kimlere zekat, fitre verilip, kimlere verilmeyeceğini bilmesi gerekir.

    Nitekim zekat ve fitre, sayacağımız şu yakınlara verilmez. Zira bunlar kendisinin çok yakınlarıdır. Bunlar zekatla, fitreyle değil de servetin kendisiyle desteklenmeli, kendisinden bir parça olarak kabul edilmelidir. Bunları da şöyle sıralamak mümkündür:

    - Anneye, babaya, nineye, dedeye, oğullara, kızlara, bunların çocukları olan torunlara zekat, fitre verilmez. Bunlar zekatla, fitreyle değil, servetin kendisiyle korumaya alınmalılar...

    Bunların dışında zekat ve fitre verilecek akrabalarla, konu komşuları da şöyle sıralamak mümkündür:

    - Evlenerek başka aileye karışmış kız kardeşlere, ayrılmış oğlan kardeşlere, bunların çocuklarına, yani yeğenlere, amcalara, dayılara, bunların çocuklarına, hala ve teyzelere, kayınvalideye, kayınpedere, damada, geline ve akraba olmayan diğer ihtiyaç sahipleri konu komşuya, bakıma muhtaç öğrencilere ve onların masraflarını üstlenen vekillerine yardım eli uzatılır, zekat ve fitreyle desteklenir...

    Hatta zekat ve fitre vermede ihtiyaç sahibi yakınlarımız, en ön sırada yerlerini alırlar. Bir de servetin kazanıldığı muhitin muhtaçları öne geçerler.

    Bu itibarla, bulunulan yerdeki yoksullar beklenti içinde iken başka yerlere göndermek (caiz olsa da) kırılmalara sebep olacağından münasip görülmez.

    Öyle ise beklenti içindekilerin ihtiyaçları bir ölçüde karşılandıktan sonra çok münasip görülen uzaklara da gönderilmelidir. Yeter ki gönderilen bu kimseler tam ihtiyaç sahibi olsunlar. Bayramdan önce ellerine geçerek ihtiyaçlarını karşılasınlar, bayramın mutluluğunu birlikte yaşama imkanına kavuşsunlar. İçimizde üzgünler, dargınlar, kırgınlar kalmasın. Yardımların hikmeti de budur zaten. Hep birlikte bayram yapmak. Bol imkanla bayram sevincini yaşarken kısıtlı imkanla bayramın üzüntüsünü duyanlar sevinç ortaklığını duyamazlar. Halbuki bizler gülersek birlikte güler, ağlarsak birlikte ağlarız... Çünkü biz Müslüman'ız... Bunun için malımızın kırkta birini severek veririz. Bunun için aile fertlerimizin her biri adına yaratılış borcumuz olan fitremizi ihmal etmeden takdim ederiz... Birbirimizi düşündüğümüzü lafla değil, yardımlarımızla da ispatlamış oluruz...




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri